Bizim çiftçimizin en büyük gücü nasırlı elleri ve toprağa olan sevdasıdır.
Ancak günümüz dünyasında sadece üretmek yetmiyor; ürünü korumak, işlemek ve hak ettiği değere satmak gerekiyor.
İşte tam bu noktada bireysel çabalar yetersiz kaldığında devreye kooperatifleşme giriyor.
Birçoğumuz "Devlet desteği yetmiyor" diye dert yanarken, aslında yanı başımızda bekleyen devasa bir dünya kaynağı var:
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD).
Peki, gözümüzü uzaklara çevirmeden bu fondan bizim küçük üreticimiz, kooperatifimiz nasıl yararlanır?
IFAD, dünyada küçük çiftçiyi, kadın üreticiyi ve kırsaldaki gençleri güçlendirmeyi hedefleyen uluslararası bir finans kaynağıdır.
Ancak bu fon bireysel başvurulara değil, birlikte hareket eden topluluklara ve güçlü projelere kapısını açar.
Bir tarımsal kalkınma kooperatifi bu imkândan faydalanmak istiyorsa izleyeceği yol aslında çok nettir:
IFAD sadece "bize para verin" diyenin elini tutmaz.
"Biz 50 çiftçi birleştik, ürünümüzü soğuk hava deposunda saklayıp paketleyerek pazara sunacağız" diyen somut projelere hibe ve düşük faizli uzun vadeli krediler sağlar.
Günümüzde kuraklık kapıda.
Sulama sistemini modernleştiren, güneş enerjisiyle kendi elektriğini üreten veya organik üretime geçen kooperatif projeleri bu fondan en yüksek puanı alır.
Köyden kente göçü önleyecek, gençleri ve kadınları üretimin merkezine koyan kooperatif fikirleri fon yönetiminin öncelikli tercihidir.
Gelişmiş dünyaya baktığımızda bunun meyvelerini net biçimde görüyoruz.
Örneğin İtalya ve İspanya’da küçük zeytin ve meyve üreticileri kurdukları kooperatifler sayesinde uluslararası kalkınma fonlarından yararlandı.
Tek başlarına traktör bile alamayacak küçük işletmeler, fon destekleriyle ortak soğuk hava depoları, modern ambalaj tesisleri ve dijital pazarlama ağları kurdular.
Bugün o küçük aile çiftliklerinin ürünleri dünya marketlerinin raflarını süslüyor.
Hollanda’daki tarım mucizesinin arkasında da bireysel çırpınışlar değil, uluslararası finansmanı arkasına alan devasa kooperatif dayanışması yatıyor.
Tarladaki alın terini küresel imkânlarla birleştirmek imkânsız değil.
İhtiyacımız olan tek şey, "ben" yerine "biz" diyebilmek, tüzüğümüzü güncel tutmak ve uzmanlarla oturup toprağımızın geleceği için güçlü projeler hazırlamaktır.
Fon dünyada hazır bekliyor; yeter ki biz kapıyı doğru anahtarla çalmayı bilelim.