Hayat bize her zaman istediğimizi vermiyor.
Bazen uzun yollar yürütüyor, bazen sabrımızı sınayan günlerden geçiriyor, bazen de "Artık bundan sonrası nasıl olacak?" diye düşündürüyor. İnsan, yaşadığı her hayal kırıklığında biraz daha yoruluyor. Kimi zaman umutlarını sessizce bir kenara bırakıyor, kimi zaman da mutluluğun kendisi için artık çok uzak olduğunu düşünüyor.
Ama hayatın güzel bir tarafı var.
Hiçbir şey sonsuza kadar aynı kalmıyor.
Bugün ağladığın yerden yarın gülerek geçebiliyorsun.
Bugün kayıp sandığın bir şey, yarın seni bambaşka güzelliklere götüren bir yolun başlangıcı olabiliyor.
Ve bazen insan, bütün umudunu kaybettiğini düşündüğü anda hayatın en güzel sürpriziyle karşılaşıyor.
İşte o zaman insanın içinden tek bir cümle geçiyor:
"Demek ki kaderde mutlu olmak da varmış..."
Belki de mutluluk, hayatımız boyunca peşinden koştuğumuz ama aslında zamanı geldiğinde kendiliğinden kapımızı çalan bir misafirdir.
Ne kadar acele edersek edelim bazı güzelliklerin zamanı gelmeden yaşanamayacağını öğreniyoruz.
Bazı insanlar hayatımıza erken giriyor ama kalıcı olmuyor.
Bazıları ise tam "Artık olmaz." dediğimiz bir anda çıkıyor karşımıza ve bütün bildiklerimizi değiştiriyor.
Bir insanın hayatına girmesi bazen sadece bir karşılaşma değildir.
Bazen yeni bir başlangıçtır.
Bazen yeniden gülmektir.
Bazen yıllardır kapalı tuttuğun kalbin kapısını yeniden açmaktır.
Bazen de "Ben hâlâ sevebiliyormuşum." diyebilmektir.
İşte mutluluk biraz da budur.
İçinde yeniden umut taşıyabilmek...
Sabah uyandığında güzel bir sebebinin olduğunu hissetmek...
Birinin seni merak ettiğini bilmek...
Birinin sesini duymak için heyecanlanmak...
Birlikte gülmek, birlikte susmak, birlikte hayal kurmak...
Hayatın güzellikleri aslında çok uzakta değildir.
Mutluluk bazen bir insanın gözlerinde saklıdır.
Bazen sıcak bir sarılışta...
Bazen "Ben yanındayım." diyen bir cümlede...
Bazen de hiçbir şey söylemeden yanında duran bir insanın sessizliğinde...
İnsan yaş aldıkça şunu daha iyi anlıyor:
Mutluluk, sahip olduklarımızın çokluğu değil; sahip olduklarımızın kıymetini bilmektir.
Bir sofranın etrafında sevdiklerin varsa o sofra zengindir.
Başını yaslayabileceğin bir omuz varsa hayat güzeldir.
Düştüğünde elinden tutacak biri varsa yol ne kadar uzun olursa olsun yürünür.
Ve kalbinde sevgi varsa, hayatın bütün zorluklarına rağmen yeniden başlayacak gücü bulabilirsin.
Belki de kader dediğimiz şey, bizim anlayamadığımız bir zamanda hayatımıza güzellikler hazırlıyordur.
Biz ise sabırsızlanıp "Neden olmadı?" diye üzülüyoruz.
Oysa bazı kapıların kapanması, doğru kapının açılması içindir.
Bazı insanların hayatımızdan çıkması, gerçek değerimizi bilecek insanların bize ulaşabilmesi içindir.
Bazı bekleyişler ise insanı mutluluğa hazırlamak içindir.
Bu yüzden geçmişe kızmıyorum.
Yaşadığım acılara da artık başka gözle bakıyorum.
Çünkü bugün sahip olduğum mutluluğun değerini, dün yaşadığım zorluklar sayesinde daha iyi anlayabiliyorum.
İnsan hiç üzülmeseydi mutluluğun kıymetini bilebilir miydi?
Hiç yalnız kalmasaydı yanında olan insanın değerini anlayabilir miydi?
Hiç kaybetmeseydi sahip olduklarının ne kadar önemli olduğunu fark edebilir miydi?
Belki de hayatın bütün sınavları bizi mutluluğa hazırlıyordur.
Ve sonunda insan dönüp geriye baktığında şöyle diyor:
"İyi ki sabretmişim."
"İyi ki vazgeçmemişim."
"İyi ki kalbimi tamamen kapatmamışım."
Çünkü bazen hayat, insanın karşısına öyle bir güzellik çıkarır ki geçmişte yaşadığı bütün acıların anlamını yeniden yazdırır.
Bir insan gelir...
Sana yeniden güvenmeyi öğretir.
Bir insan gelir...
Gülüşünü geri getirir.
Bir insan gelir...
Kalbindeki yaralara dokunmadan onları iyileştirir.
Ve bir gün anlarsın ki mutluluk, büyük sözlerden değil, küçük ama gerçek duygulardan oluşuyormuş.
Birlikte kahve içmek...
Günün nasıl geçtiğini sormak...
Birbirinin yorgunluğunu anlamak...
Birlikte gelecek hayali kurmak...
Kötü günlerde birbirinin elini bırakmamak...
İyi günlerde mutluluğu paylaşmak...
İşte ömür dediğimiz şey aslında bunlardan ibaret.
İnsan hayatında her zaman güneş açmayabilir.
Bazen yağmur yağacak.
Bazen yollar kapanacak.
Bazen yorulacağız.
Ama önemli olan yağmurun hiç yağmaması değil, yağmurdan sonra güneşin yeniden doğacağına inanabilmek.
Ben artık hayata böyle bakıyorum.
Dün ne yaşandıysa yaşandı.
Bugün elimizde.
Yarın ise umutlarımızın içinde.
Ve eğer hayat bana yeniden gülümsemeyi öğrettiyse, ben de bu mutluluğun kıymetini bilmek istiyorum.
Sevdiğim insanları daha çok sevmek...
Kırdığım gönülleri onarmak...
Güzel sözleri içimde tutmamak...
Bir insanın hayatına yük değil, huzur olmak...
Çünkü insan sonunda anlıyor ki dünyada en büyük zenginlik, sevilmek ve sevebilmektir.
Para gelir geçer.
Makam gelir geçer.
İnsanların alkışları bir gün diner.
Ama bir insanın kalbinde bıraktığın sevgi yıllarca yaşayabilir.
İşte gerçek mutluluk budur.
Birinin hayatında güzel bir iz bırakabilmek...
Birinin "İyi ki hayatımdasın." demesine sebep olabilmek...
Birinin yüzünü güldürebilmek...
Ve gecenin sonunda başını yastığa koyduğunda, "Bugün bir insanın hayatına güzellik kattım." diyebilmek...
Bundan daha büyük bir huzur var mı?
Hayat bize ikinci şanslar verebilir.
Yeni yollar açabilir.
Yeni insanlar çıkarabilir karşımıza.
Yeni umutlar verebilir.
Yeter ki kalbimizi tamamen kapatmayalım.
Yeter ki sevgiden vazgeçmeyelim.
Yeter ki iyiliğe inancımızı kaybetmeyelim.
Çünkü bazen en güzel hikâyeler, en zor günlerin ardından başlar.
Bazen insanın hayatındaki en güzel dönem, "Artık hiçbir şey değişmez." dediği noktadan sonra gelir.
Ve bazen kader, bütün hesaplarımızı bozar.
Biz "Bitti." deriz.
Hayat "Daha yeni başlıyor." der.
Biz "Mutluluk bana göre değil." deriz.
Hayat karşımıza bir insan çıkarır ve bütün cümlelerimizi değiştirir.
Biz "Artık sevmem." deriz.
Kalbimiz yeniden sever.
İşte hayatın mucizesi budur.
Ve bugün içimden geldiği gibi söylüyorum:
Kaderde üzülmek de varmış, beklemek de... Kaybetmek de varmış, yeniden bulmak da...
Ama kaderde mutlu olmak da varmış.
Hem de insanın hiç beklemediği kadar güzel, hiç tahmin etmediği kadar gerçek bir mutluluk...
Öyleyse geçmişin yükünü biraz bırakın.
Kendinizi affedin.
Hayata yeniden güvenin.
Kalbinize yeniden umut koyun.
Çünkü belki de hayatınızın en güzel günü henüz yaşanmadı.
Belki en güzel karşılaşmanız henüz gerçekleşmedi.
Belki en güzel gülüşünüz henüz atılmadı.
Belki de kalbinizin en güzel hikâyesi henüz yazılmadı.
Hayat devam ediyor.
Ve hayat devam ettiği sürece umut var.
Sevgi var.
Güzellik var.
Mutluluk var.
Belki bugün değil...
Belki yarın değil...
Ama zamanı geldiğinde insan dönüp gökyüzüne bakacak ve içinden sessizce diyecek ki:
"Meğer bütün bekleyişler buna değermiş..."
"Meğer kaderde mutlu olmak da varmış."