Bir sitenin işletme müdürü olmak…
Dışarıdan bakıldığında bir makam, bir görev, bir unvan gibi görünebilir.
Oysa işin içine girdiğinizde anlarsınız ki, site işletme müdürlüğü yalnızca bina yönetmek değildir.
Bir siteyi yönetmek; insan yönetmektir.
İnsanların huzurunu düşünmektir.
Sabah işe giden bir sakinin güvenliğini, çocuğun parkta oynarken güvenliğini, yaşlı bir insanın asansöre binerken kendisini güvende hissetmesini, gece eve dönen bir ailenin kapısından içeri huzurla girebilmesini düşünmektir.
Bazen bir arızanın başında saatlerce beklemektir.
Bazen gece gelen bir telefonla uykudan kalkmaktır.
Bazen herkesin gördüğü bir sorunun arkasında, kimsenin görmediği onlarca ayrıntıyla uğraşmaktır.
Ve bütün bunların yanında en önemlisi:
İnsanları anlamaktır.
Çünkü bir işletme müdürü, sadece teknik sorunları çözmez.
Bazen bir sakinin öfkesini dinler.
Bazen bir çalışanın derdini anlamaya çalışır.
Bazen iki komşu arasındaki anlaşmazlığın büyümemesi için arabulucu olur.
Bazen bir çocuğun, bir yaşlının, bir ailenin ihtiyacını görür.
Bazen de hiçbir şey yapmadan sadece dinlemek gerekir.
İşte bu nedenle ben şuna inanıyorum:
Site işletme müdürlüğünün ilk şartı, insanları sevmektir.
İNSANLARI SEVMEDEN SİTE YÖNETİLMEZ
Teknik bilgi öğrenilebilir.
Bütçe hazırlanabilir.
Personel planı yapılabilir.
Bakım programları oluşturulabilir.
Kamera sistemleri, asansörler, havuzlar, jeneratörler, peyzaj, temizlik, güvenlik, elektrik ve mekanik sistemler yönetilebilir.
Bunların hepsi işin bir parçasıdır.
Ama insanı anlamıyorsanız, bütün bunlar eksik kalır.
Çünkü site dediğimiz yer beton, asfalt, çim ve binalardan oluşmaz.
Site, insanların yaşadığı yerdir.
Her dairenin içinde başka bir hayat vardır.
Bir evde yeni doğmuş bir bebek…
Başka bir evde sınava hazırlanan bir genç…
Bir başka evde yalnız yaşayan yaşlı bir insan…
Başka bir evde yıllardır burada yaşayan bir aile…
Bir başka evde işinden yorgun gelen bir çalışan…
Herkesin hayatı farklıdır.
Herkesin beklentisi farklıdır.
Herkesin hassasiyeti farklıdır.
İşte işletme müdürünün görevi, bütün bu farklılıkların arasında ortak yaşam kültürünü oluşturabilmektir.
HERKESİN SORUNU KENDİSİ İÇİN BÜYÜKTÜR
Bir sakin gelip küçük görünen bir konuyu anlatabilir.
Belki bizim gözümüzde basit bir mesele olabilir.
Ama o insan için önemli olabilir.
İşte burada müdürün sınavı başlar.
“Bu da sorun mu?” demek kolaydır.
Ama “Sizi anlıyorum, birlikte bakalım.” diyebilmek yöneticiliktir.
Çünkü insan, sorunun büyüklüğünden önce dinlenilmek ister.
Bazen çözüm hemen bulunamaz.
Bazen bütçe yoktur.
Bazen teknik olarak mümkün değildir.
Bazen yönetim kurulu kararı gerekir.
Bazen genel kurul yetkisi gerekir.
Bazen hukuki süreç gerekir.
Ama bunların hiçbirisi, insanı dinlememek için gerekçe değildir.
Bir sakine “Hayır.” demek gerektiğinde bile bunu saygıyla söyleyebilmek gerekir.
Çünkü yöneticilik her talebe “evet” demek değildir.
Doğru olanı, doğru şekilde anlatabilmektir.
İŞLETME MÜDÜRÜNÜN ODASINDA SADECE DOSYALAR DEĞİL, İNSAN HİKÂYELERİ VARDIR
Bir işletme müdürünün masasında bütçe dosyaları vardır.
Bakım sözleşmeleri vardır.
Personel çizelgeleri vardır.
Teknik raporlar vardır.
Faturalar vardır.
Teklifler vardır.
Yönetim kurulu kararları vardır.
Ama o masanın diğer tarafında insanlar vardır.
Bazen üzgün…
Bazen kızgın…
Bazen haklı…
Bazen haksız…
Bazen yalnız…
Bazen sadece konuşmaya ihtiyaç duyan insanlar…
İşte bütün mesele burada.
İnsanları dosya numarası gibi görmemek gerekir.
Her sakinin bir adı, bir ailesi, bir hayatı vardır.
Her çalışanın da bir ailesi, bir geçim derdi, bir emeği vardır.
Bu yüzden işletme müdürü hem sakinine hem çalışanına saygılı olmalıdır.
ÇALIŞANINA DEĞER VERMEYEN YÖNETİCİ, SAKİNİNE DE İYİ HİZMET VEREMEZ
Bir sitenin başarısı sadece müdürün başarısı değildir.
Güvenlik görevlisinin emeğidir.
Teknik personelin gece gündüz yaptığı müdahaledir.
Temizlik personelinin görünmeyen çabasıdır.
Peyzaj çalışanının sıcakta, soğukta yaptığı iştir.
Havuz personelinin titizliğidir.
İdari personelin düzenidir.
Her biri bir zincirin halkasıdır.
Bir halka koparsa sistem aksar.
Bu nedenle işletme müdürü çalışanlarına tepeden bakmamalıdır.
Çalışanının emeğini görmelidir.
“Kolay gelsin.” demelidir.
Gerektiğinde teşekkür etmelidir.
Hatasını söylediğinde de insan onurunu korumalıdır.
Çünkü iyi yönetici, çalışanını korkutarak değil, değer vererek çalıştırır.
İnsan kendisine değer verilen yerde daha fazla sorumluluk alır.
MÜDÜR OLMAK, HERKESİN SEVDİĞİ İNSAN OLMAK DEĞİLDİR
Bu da çok önemli.
Bir işletme müdürünün herkesi memnun etmesi mümkün değildir.
Bazen bir karar alırsınız, birileri kızar.
Bir kural uygularsınız, birileri tepki gösterir.
Bir harcamayı durdurursunuz, birileri memnun olmaz.
Bir personeli uyarırsınız, birileri bunu yanlış anlayabilir.
Ama yöneticilik, herkes sizi sevsin diye görev yapmak değildir.
Doğru olanı yapabilmek ve gerektiğinde doğru olanın arkasında durabilmektir.
Ancak bunu yaparken insanları kırmamak gerekir.
Sert olmakla saygısız olmak arasında büyük bir fark vardır.
Kararlı olmakla kaba olmak arasında büyük bir fark vardır.
Otorite kurmakla insanları küçümsemek arasında büyük bir fark vardır.
İyi bir işletme müdürü bu çizgiyi bilmelidir.
SİTE YÖNETİMİNDE ADALET HER ŞEYDEN ÖNEMLİDİR
Bir site içerisinde en hassas konulardan biri adalettir.
Bir kişiye uygulanan kural, diğer kişiye de uygulanmalıdır.
Bir sakine gösterilen hassasiyet, diğer sakine de gösterilmelidir.
Bir personelin yaptığı hata değerlendirilirken, aynı durumda diğer personel için de aynı ölçü kullanılmalıdır.
Çünkü insanlar adaletsizliği çok çabuk hisseder.
Bir yönetici hata yapabilir.
Ama adaletsiz görünürse güven kaybedebilir.
Bu nedenle işletme müdürü karar verirken kişilere göre değil, kurallara, yönetim planına, genel kurul kararlarına ve hakkaniyete göre hareket etmelidir.
BÜYÜK SİTELERDE EN ZOR İŞ, FARKLILIKLARI YÖNETMEKTİR
Kalabalık bir yaşam alanında herkes aynı düşünmez.
Kimi sakin sessizlik ister.
Kimi çocukların özgürce oynamasını ister.
Kimi evcil hayvan konusunda hassastır.
Kimi otopark sorununu önemser.
Kimi peyzaja dikkat eder.
Kimi güvenliğe önem verir.
Kimi sosyal etkinlik ister.
Kimi bütçenin daha fazla korunmasını ister.
İşte işletme müdürü bütün bu farklı beklentileri aynı anda görmek zorundadır.
Her talep yerine getirilemez.
Ama her insan dinlenebilir.
Bu ayrım çok önemlidir.
İyi yönetici, her isteği yapamaz ama her insanı dinler.
BİR SİTEDE EN BÜYÜK YATIRIM İNSANDIR
Binalar yenilenir.
Asansörler değişir.
Kameralar yenilenir.
Havuz ekipmanları alınır.
Çocuk parkları yapılır.
Peyzaj değiştirilir.
Çatılar onarılır.
Ama bütün bunların amacı nedir?
İnsanların daha iyi yaşaması.
Dolayısıyla bir sitenin en önemli yatırımı aslında insandır.
İnsanların güvenliği…
İnsanların huzuru…
İnsanların birbirine saygısı…
Çalışanların motivasyonu…
Sakinlerin yönetime güveni…
Bunlar bir sitenin görünmeyen ama en değerli varlıklarıdır.
BAZEN BİR “TEŞEKKÜR EDERİM” BÜTÜN YORGUNLUĞU ALIR
Site yönetiminde çalışan insanların çoğu, yaptıkları işlerin büyük bölümünün fark edilmediğini bilir.
Arızayı giderirsiniz.
Kimse görmez.
Bir gece problemi çözersiniz.
Kimse bilmez.
Bir personelin eksikliğini kapatmak için fazladan çalışırsınız.
Kimse fark etmez.
Bir sakin arayıp sadece:
“Müdür Bey, teşekkür ederim.”
dediğinde ise bütün yorgunluk bir anda hafifler.
Çünkü insanın emeğinin görülmesi çok değerlidir.
Bu yüzden biz de birbirimize teşekkür etmeyi öğrenmeliyiz.
Güvenlik görevlisine…
Temizlik personeline…
Teknik personele…
Peyzaj çalışanına…
Yöneticiye…
Komşuya…
Herkese…
Çünkü teşekkür etmek insanı küçültmez.
Tam tersine büyütür.
SİTEDE YAŞAMAK, BİRBİRİMİZE SAYGI DUYMAKTIR
Bir sitenin huzuru sadece yönetimin çabasıyla sağlanamaz.
Sakinlerin de sorumluluğu vardır.
Gece yüksek sesle konuşmamak…
Ortak alanları temiz kullanmak…
Çocukların güvenliğini gözetmek…
Evcil hayvanların çevreye zarar vermesini önlemek…
Otopark kurallarına uymak…
Çöpleri uygun yerlere bırakmak…
Balkon ve ortak alan kullanımında komşuyu düşünmek…
Çalışanlara saygılı davranmak…
Bunların hepsi ortak yaşam kültürünün parçalarıdır.
Çünkü benim özgürlüğüm, başkasının huzurunun başladığı yerde durmalıdır.
Bu anlayış yerleşirse, site gerçekten yaşam alanına dönüşür.
İŞLETME MÜDÜRÜ OLMAK BİRAZ DA GÖNÜL İŞİDİR
Bu mesleği sadece bir görev olarak yapan insan yorulur.
Ama bunu insanlara hizmet etmek olarak gören insan, yaptığı işten anlam bulur.
Çünkü her gün farklı bir insanla karşılaşırsınız.
Her gün farklı bir sorun çözersiniz.
Her gün yeni bir şey öğrenirsiniz.
Ve zamanla anlarsınız ki site yönetiminde asıl mesele binaları ayakta tutmak kadar, insanların birbirine olan güvenini ayakta tutmaktır.
Benim için işletme müdürlüğü;
Sadece makamda oturmak değildir.
Sadece imza atmak değildir.
Sadece toplantılara katılmak değildir.
Sadece bütçe yapmak değildir.
Sahaya çıkmaktır.
Çalışanı dinlemektir.
Sakinin derdini anlamaktır.
Arızanın başında durmaktır.
Güvenlik noktasını kontrol etmektir.
Teknik alanı gezmektir.
Ortak alanları görmektir.
Sorunu yerinde tespit etmektir.
Ve gerektiğinde herkesin yanında olmaktır.
SON SÖZÜMÜZ İNSAN OLSUN
Yıllar geçecek.
Binalar eskisi gibi kalmayacak.
Bazı çalışanlar değişecek.
Bazı sakinler taşınacak.
Yeni insanlar gelecek.
Yeni sorunlar çıkacak.
Yeni projeler yapılacak.
Ama geriye bir şey kalacak:
İnsanların birbirinde bıraktığı iz.
Eğer bir işletme müdürü olarak bir sakinin hayatına huzur katabildiysem…
Bir çalışanın emeğini değerli hissettirebildiysem…
Bir komşunun sorununu çözebildiysem…
Bir çocuğun güvenliğine katkı sağlayabildiysem…
Bir yaşlının kendisini yalnız hissetmemesine vesile olabildiysem…
Bir insanın yüzünü güldürebildiysem…
Benim için en büyük başarı budur.
Çünkü sonunda hepimiz insanız.
Unvanlarımız geçici.
Makamlarımız geçici.
Görevlerimiz geçici.
Ama insanlığımız ve bıraktığımız iz kalıcıdır.
Bu nedenle site işletme müdürü olmak benim için sadece bir meslek değildir.
İnsanları sevmektir.
İnsanları dinlemektir.
İnsanları anlamaktır.
İnsanların hakkını gözetmektir.
Çalışanın emeğine saygı duymaktır.
Sakinin huzurunu önemsemektir.
Gerektiğinde “Hayır” diyebilmektir ama bunu kırmadan söyleyebilmektir.
Hata yaptığında özür dileyebilmektir.
Başarıldığında ekibiyle paylaşabilmektir.
Ve her sabah işine gelirken şu düşünceyi taşıyabilmektir:
“Bugün bu sitede yaşayan insanların hayatını dünden biraz daha güzel hale getirmek için ne yapabilirim?”
İşte gerçek yöneticilik budur.
Çünkü site yönetmek binaları değil, hayatları yönetmektir.
Ve hayatlara dokunuyorsanız, önce insanları sevmeyi bilmelisiniz.
İnsanları sevmeden site yönetilmez.
İnsanlara saygı duymadan güven kazanılmaz.
Güven olmadan da hiçbir yönetim uzun süre başarılı olamaz.
Bu yüzden görevimizin merkezine insanı koyacağız.
Önce insan…
Sonra hizmet…
Sonra düzen…
Sonra başarı…
Çünkü insan varsa site vardır.
İnsan varsa hayat vardır.
Ve insan birbirine iyi davranıyorsa, orada gerçekten güzel bir yaşam vardır.
İNSANLARA DEĞER VERMEK, KIYMET VERMEK VE ÇEVRENE GÜZEL BİR ENERJİ BIRAKMAK
Bir insanın hayatta sahip olabileceği en güzel özelliklerden biri, insana değer vermeyi bilmektir.
Çünkü insan, insana iyi geldiğinde hayat güzelleşir.
Bir tebessümle…
Bir güzel sözle…
Bir teşekkürle…
Bir “Nasılsın?” sorusuyla…
Bir dostça bakışla…
Bazen de hiçbir şey söylemeden sadece yanında olarak…
Hayatın yükünü biraz olsun hafifletebiliriz.
Ben şuna inanıyorum:
İnsanlara değer vermek bir görev değil, bir karakter meselesidir.
Bir insanın makamına, parasına, mevkiine, gücüne göre değil; insan olduğu için kıymetini bilmek gerekir.
Çünkü bugün güçlü olanın yarın desteğe ihtiyacı olabilir.
Bugün yardım eden, yarın yardıma ihtiyaç duyabilir.
Bugün ayakta olan, yarın bir başkasının omzuna yaslanabilir.
Hayat böyledir.
Bu yüzden kimseyi küçümsememek, kimseyi hor görmemek, kimseyi görünüşüyle veya bulunduğu konumla değerlendirmemek gerekir.
KIYMET VERMEK, İNSANI GÖRMEKTİR
Bazen bir insanın ihtiyacı para değildir.
Biraz ilgi ister.
Biraz anlayış ister.
Biraz saygı ister.
Birinin onu gerçekten dinlemesini ister.
“Ben seni görüyorum.” duygusunu yaşamak ister.
İşte kıymet vermek budur.
Bir çalışanın emeğini fark etmek…
Bir komşunun hassasiyetini anlamak…
Bir yaşlının ihtiyacını görmek…
Bir çocuğun heyecanını paylaşmak…
Bir arkadaşının zor gününde yanında olmak…
Bunların hepsi insana verilen değerdir.
Ve insan, kendisine değer verildiğini hissettiğinde değişir.
Daha güzel çalışır.
Daha güzel konuşur.
Daha çok sahiplenir.
Daha çok üretir.
Daha çok gülümser.
Çünkü değer gören insan, değer vermeyi öğrenir.
POZİTİF ENERJİ BULAŞICIDIR
Hayatta bazı insanlar vardır.
Yanına geldiğinde insanın içi açılır.
Konuşması huzur verir.
Tavrı güven verir.
Gülümsemesi moral verir.
Yanında kendinizi daha iyi hissedersiniz.
İşte bu insanlar çevrelerine pozitif enerji veren insanlardır.
Bence hepimizin hayatında böyle bir sorumluluk olmalı.
Girdiğimiz ortama karanlık değil, biraz ışık taşımalıyız.
İnsanların zaten yeterince problemi var.
Kimsenin yüküne yeni bir yük eklemeyelim.
Bir insanın yüzü asıksa, onu daha da üzmek yerine bir tebessüm verelim.
Bir insan yorgunsa, üzerine gitmek yerine biraz anlayış gösterelim.
Bir insan hata yaptıysa, onu ezmek yerine düzeltmesine yardımcı olalım.
Bir insanın morali bozuksa, “Ne oldu?” diye samimiyetle soralım.
Belki bizim söylediğimiz küçücük bir güzel söz, onun bütün gününü değiştirecek.
Belki bir tebessümümüz, eve giderken yüzünde taşıdığı gerginliği azaltacak.
Bunu hiçbir zaman küçümsememeliyiz.
Çünkü bazen bir insanın hayatına dokunmak için büyük işler yapmaya gerek yoktur.
SİTE YÖNETİMİNDE POZİTİF ENERJİNİN ÖNEMİ
Özellikle sitelerde işletme müdürü olarak görev yapmak, insanlarla sürekli iletişim halinde olmayı gerektirir.
Her gün onlarca insanla karşılaşırsınız.
Birinin aidat sorunu vardır.
Birinin teknik problemi vardır.
Birinin komşusuyla anlaşmazlığı vardır.
Birinin otopark konusunda şikâyeti vardır.
Bir başkası gürültüden rahatsızdır.
Bir başka sakin bir talepte bulunur.
Çalışanların da kendi sorunları vardır.
Bütün bu insanların karşısına sürekli kızgın, yorgun ve negatif çıkarsanız, onların yüküne bir yük daha eklersiniz.
Oysa yönetici olarak bizim görevimiz sadece sorun çözmek değildir.
Sorun yaşayan insana güven vermektir.
“Sizi dinliyorum.”
“Konuyla ilgileneceğim.”
“Birlikte çözüm arayalım.”
diyebilmektir.
Her sorunu hemen çözemezsiniz.
Her talebi kabul edemezsiniz.
Her isteği yerine getiremezsiniz.
Ama her insana saygılı davranabilirsiniz.
İşte profesyonellik burada başlar.
GÜLER YÜZLÜ OLMAK ZAYIFLIK DEĞİLDİR
Bazı insanlar güler yüzlü olmayı ciddiyetsizlik sanıyor.
Oysa güler yüz, insan ilişkilerindeki en güçlü iletişim araçlarından biridir.
Bir işletme müdürü ciddi olabilir.
Kararlı olabilir.
Kuralları uygulayabilir.
Gerektiğinde sert tedbirler alabilir.
Ama bütün bunları yaparken insanlığını kaybetmek zorunda değildir.
Kararlı olmak başka, kırıcı olmak başkadır.
Otorite sahibi olmak başka, insanları küçümsemek başkadır.
Ciddi olmak başka, soğuk olmak başkadır.
İyi yönetici bu ayrımı bilir.
Gerektiğinde kuralı uygular ama karşısındaki insanı değersiz hissettirmez.
İNSANIN KIYMETİNİ MAKAMI DEĞİL, DAVRANIŞI BELİRLER
Bir insanın makamı geçicidir.
Bugün müdürsünüz, yarın başka bir yerde olabilirsiniz.
Bugün yönetim kurulundasınız, yarın görev süreniz bitebilir.
Bugün bir şirkette önemli bir pozisyondasınız, yarın başka bir hayatın içinde olabilirsiniz.
Ama insanlar sizi nasıl hatırlayacak?
“Çok önemli bir makama sahipti.” diye mi?
Yoksa:
“İyi insandı.”
“Bize değer verirdi.”
“Bizi dinlerdi.”
“Çalışanına saygılıydı.”
“Kimseyi küçümsemezdi.”
“Güler yüzlüydü.”
diye mi?
İşte asıl mesele budur.
Çünkü insanın gerçek makamı, başkalarının gönlündeki yeridir.
HERKESİN BİR HİKÂYESİ VAR
Bir insanı yargılamadan önce onun hikâyesini bilmek gerekir.
Belki o gün kötü davranmasının bir sebebi vardır.
Belki gece uyumamıştır.
Belki ailesinde bir sorun vardır.
Belki ekonomik sıkıntı yaşıyordur.
Belki sağlıkla ilgili bir endişesi vardır.
Belki sadece çok yorulmuştur.
Biz bunların hiçbirini bilmiyor olabiliriz.
O yüzden biraz daha anlayışlı olalım.
Birbirimize karşı hemen öfkelenmek yerine bir nefes alalım.
“Acaba bu insanın hayatında ne var?” diye düşünelim.
Empati, toplumun en büyük ihtiyaçlarından biridir.
ÇALIŞANLARIMIZA DA DEĞER VERMELİYİZ
Bir sitenin görünmeyen kahramanları vardır.
Güvenlik görevlileri…
Temizlik personeli…
Teknik ekip…
Peyzaj çalışanları…
Havuz personeli…
İdari çalışanlar…
Sabahın erken saatlerinde işe gelen, gece geç saatlerde görev yapan insanlar…
Onların emeğini görmeden başarılı bir site yönetiminden bahsedemeyiz.
Bir çalışan hata yaptığında uyarmak yöneticinin görevidir.
Ama iyi yaptığı bir iş olduğunda teşekkür etmek de yöneticinin görevidir.
“Eline sağlık.”
“Teşekkür ederim.”
“İyi iş çıkardın.”
Bazen bir çalışanın bütün gününü güzelleştirir.
İnsanlara değer vermek, sadece güzel konuşmak değildir.
Emeğe değer vermektir.
POZİTİF ENERJİYİ ÖNCE KENDİMİZDEN BAŞLATMALIYIZ
Çevremizde pozitif enerji görmek istiyorsak önce kendimiz pozitif olmalıyız.
Her şeye şikâyet ederek çözüm bulamayız.
Her sorunda suçlu arayarak huzur sağlayamayız.
Her insanın hatasını büyüterek güzel bir toplum oluşturamayız.
Bazen çözüm üretmek için sadece bakış açımızı değiştirmek gerekir.
Soruna değil, çözüme odaklanmak…
Kırgınlığa değil, iletişime odaklanmak…
Suçlamaya değil, anlamaya çalışmak…
Kavgaya değil, huzura yönelmek…
İşte pozitif enerji budur.
Pozitif olmak, her şey güzelmiş gibi davranmak değildir.
Sorunları görmezden gelmek hiç değildir.
Sorunların içinde bile çözüm ve umut arayabilmektir.
BİR GÜN HER ŞEY GERİDE KALACAK
Yıllar geçecek.
Bugün konuştuğumuz birçok mesele unutulacak.
Bugün bizi kızdıran şeylerin çoğunun aslında ne kadar küçük olduğunu anlayacağız.
Ama insanların bize hissettirdiği duyguları hatırlayacağız.
Bizi önemseyenleri hatırlayacağız.
Bizi dinleyenleri hatırlayacağız.
Zor zamanımızda yanımızda olanları hatırlayacağız.
Bize saygı gösterenleri hatırlayacağız.
Ve en önemlisi, bizim başkalarına nasıl hissettirdiğimizi insanlar hatırlayacak.
Bu yüzden çevremizde güzel bir enerji bırakalım.
Gittiğimiz yerde huzur bırakalım.
Konuştuğumuz insanda güven bırakalım.
Çalışanımızda değer duygusu bırakalım.
Komşumuzda saygı bırakalım.
Dostumuzda sevgi bırakalım.
SON SÖZ: İNSANIN EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİ İNSANDIR
Hayatın sonunda elimizde ne kalacak?
Makamlarımız mı?
Paralarımız mı?
Binalarımız mı?
Arabalarımız mı?
Bunların hepsi geçici.
Ama bir insanın gönlünde bıraktığımız güzel iz kalıcıdır.
Birinin yüzünde oluşturduğumuz tebessüm…
Birinin zor gününde verdiğimiz destek…
Bir çalışanın emeğine gösterdiğimiz saygı…
Bir komşuya verdiğimiz değer…
Bir insanın kendisini önemli hissetmesini sağlamak…
Bunlar hayatın gerçek zenginlikleridir.
Bu nedenle hayatı sadece başarı ölçüsüyle değerlendirmeyelim.
Kaç insanın hayatına güzellik kattığımıza da bakalım.
Kaç insanı mutlu ettik?
Kaç insanı dinledik?
Kaç insanın yükünü hafiflettik?
Kaç insana umut olduk?
Kaç insanın gönlünü kırmaktan vazgeçtik?
İşte gerçek başarı biraz da budur.
Ben inanıyorum ki insanlara değer veren insan, hayatın en güzel yatırımını yapar.
Çünkü sevgi verdikçe çoğalır.
Saygı gösterdikçe büyür.
İyilik yaptıkça yayılır.
Pozitif enerji paylaştıkça çevremizi değiştirir.
Ve sonunda insan, kendisi için değil; başkalarının hayatında bıraktığı güzelliklerle hatırlanır.
O halde birbirimize kıymet verelim.
Birbirimizi incitmeyelim.
Güler yüzümüzü eksik etmeyelim.
Çalışanın emeğini, komşunun huzurunu, insanın onurunu koruyalım.
Girdiğimiz her ortama biraz sevgi, biraz saygı, biraz umut ve biraz da pozitif enerji taşıyalım.
Çünkü belki de bugün karşılaştığımız insanın ihtiyacı olan tek şey, bizim vereceğimiz güzel bir sözdür.
Ve unutmayalım:
İnsanlara verdiğiniz değer, sizin gerçek zenginliğinizdir.
Çevrenize bıraktığınız güzel enerji, sizin görünmeyen imzanızdır.
İnsanların gönlünde bıraktığınız sevgi ise hayattaki en güzel mirasınızdır.
İyi insan olun. Değer verin. Kıymet bilin. Gülümseyin. Çünkü hayat, birbirimize iyi geldiğimiz zaman gerçekten güzeldir.