… Batıda Avrupa cepheleri çöküyor, Alman ordusu ihtişamını kaybediyordu. Hitler, buradan çektiği birliklerini Ruslara karşı koyması için doğuya yönlendiriyordu. Bu nedenle Alman fabrikalarında üretilen teçhizatın çoğu doğuya sevk ediliyordu.
… Ruslar, 17 Ocak 1945’te Varşova’yı aldıktan sonra 26 Ocak’ta Auschwitz Toplama Kampı’na ulaştı ve mahkûmları kurtardı. Almanların büyük başarısı diyebileceğimiz olay ise, Poznan kuşatıldığında iki milyon asker ve sivili Doğu Prusya’dan tahliye etmek olmuştur. Artık Almanya’daki şehirler de birer düşüyordu. Avrupa kıtasında harekât icra eden Amerikan birliklerinin ilerlemesi “resmî geçit” halini almıştı.
Saldırı öncesi
21 Mart’a gelindiğinde Amerikalı General Patton, Ren Nehri’nin batı yakasını –Koblenz ve Mannheim arasındaki bölge- düşmandan temizlemiş, bu bölgedeki Alman kuvvetlerinin Ren Nehri’ne çekilemeden irtibatlarını kesmişti. Ertesi gece Patton’un birlikleri nehri, Mainz ve Mannheim arasında, Oppenheim’da mukavemete maruz kalmadan geçmişti.
Amerikan 9’uncu ordusu komutanı General Montgomery, bu süre zarfında Wesel yakınlarında Ren Nehri’nin aktığı istikamette 240 km. mesafe boyunca başlatacağı büyük taarruz için ayrıntılı hazırlıklarını tamamlamıştı. Montgomery burada, çeyrek milyon ton cephaneyi ve diğer ikmal malzemelerini batı yakasındaki depolara yığdıktan sonra 25 tümen toplamıştı.
Montgomery’nin taarruz etmeyi planladığı Ren Nehri’nin 50 km.lik bölümü sadece beş zayıf ve yorgun Alman tümenince tutuluyordu.
Bombardıman başlıyor
23 Mart gecesi üç bini aşkın topun ve dalga dalga gelen bombardıman uçaklarının müthiş bombardımanından sonra taarruz başlatılmıştı. Yüzer tanklarla desteklenen öncü piyadeler nehri geçtiler ve nehrin öte yakasında köprübaşı tesis ettiler.
Şafak söktükten sonra güzergâhlarını açmak için önlerine iki hava tümeni indirildi. Takviye birliklerin, tankların ve ulaştırma araçlarının geçmesi için arka bölgelerde hızlı bir şekilde köprüler inşa ediliyordu. Mukavemetin hafifliği, hücuma katılan piyadenin yarısını tedarik eden Amerikan 9’uncu Ordusu’nun sadece kırk askerinin ölmüş olmasıyla kendini gösterdi. Almanya hızla çöküşe doğru gidiyordu…
Japonya’nın çöküşü
Japonya savaşa toplam altı milyon gros tonluk deniz ticaret filosuyla girmişti. Japon denizaltıları Amerikan savaş gemilerine yöneltilmiş olmasına rağmen Amerikan denizaltıları Japon ticaret gemilerine yöneltilmişti. 1943’te 1.335.000 gros tonu bulan 296 gemiyi batırdılar. 1944’te saldırılar daha da hasar verici hale gelmiş, sadece ekim ayında 321.000 ton tutarında gemi batırmışlardı.
Saldırılar Japon tankerlerine yöneltildiği için etkileri çok büyük olmuş, Japon donanması petrol üretim bölgelerine yakın olması için Singapur’da tutulmuştur. Uçak pilotlarının yeterli tatbikat ve uçuş eğitimleri yakıt sıkıntısı nedeniyle kısıtlanmıştır.
Ayrıca Amerikan denizaltıları Japon savaş gemilerine nerdeyse batırılanların yaklaşık üçte birine tekabül edecek şekilde ağır kayıp verdirmişler, Filipinler Deniz Muharebesi’nde Taiho ve Shokaku adlı iki Japon uçak gemisini batırmışlardır. 1944’ün sonraki aylarında ise, üç uçak gemisini, yaklaşık 40 muhribi muharebe dışı bırakmışlardır.
Okinawa Muharebeleri
Bu muharebelerde Japonların kaybı 110.000 kişi olarak değerlendirilmiş, Amerikalıların kaybı ise, 12.500’ü ölü olmak üzere 49.000 olarak belirtilmiştir. Bu rakam Amerikalıların tek seferde verdikleri en ağır kayıptır.
Okinawa’daki üç aylık sefer sırasında Japon uçakları on kez “Kikusui-yüzer kasımpatı” adını verdikleri kitlesel Kamikaze saldırılarında bulunmuşlardır. Bu saldırılar diğer uçakların benzer intihar saldırılarıyla birlikte neredeyse toplam 1.500 Kamikaze taarruzu demekti. Kamikaze saldırıları sırasında toplam 34 gemi batırılmış, 368 gemiye hasar verilmiştir.
Bu acı dolu tecrübe Japonya’nın işgalinde ne olacağına ilişkin büyük bir korkuya ve temmuz ayının sonlarında atom bombasının atılması kararının verilmesine neden olmuştur. (Devam edecek)