SON DAKİKA
reklam
reklam

Komik ama gerçek Manavda alışveriş

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 23 Ağustos 2026, Pazar - 12:42   Okunma Sayısı:

    Pazar sabahı kahvaltılık bir şeyler aşmaya çıkmıştım. Hanım elime tutuşturdu, küçük bir listeyi… Haşlamalık patates, yeşil soğan ve maydonos… Manava girdim, adamcağız hortumla manavın önünü yıkıyor. Hanımı beni buyur etti. İstediklerim söyledim. Kadın tezgâha yöneldi. Seçmeye başladı. Dışarıdan bana doru seslendi;

    ---Hafta sonu, pek de iyi mal kalmamış… Cevap vermedim. Seçtiklerin adama doğru uzatarak

    ---Şunlara bi’ su tutuver!   Şimdi tekrar bana seslendi. 

    ---Şiişşt, sana söyledim duydun mu?

    ---Neyi?

    ---Hafta sonu dolayısıyla iyi mal kalmadığını!

    ---Şimdi duydum.

*                                    *                                  *

Temel’in deneyi

    Tarım Konferansı’nda katılımcılar, yaptıkları çalışmaları ve sonuçta gerçekleştirdikleri verim artışını anlatıyorlarmış. Sıra Temel’e gelmiş;

    ---Kuru fasulyeye gül aşıladuk, demiş.

    ---Peki, niye boyle bir şey yaptınız?

    ---Yellenince gül kokayi

*                                    *                                  *

Temel ve köpeği

    Temel, köpeği Karabaş ile trene biner. Yolculardan biri,

    ---Köpeğinizi benden uzak tutun. Şu anda kocaman bir pirenin vücudumda dolaştığını hissediyorum.   Temel gayet sakindir. Köpeğine döner ve,

    ---Uyy Karabaş’um, dikkat edesun, bu adamda pire vardur. Sana da geçebulur.

*                                    *                                  *

Akıllı eşek

    Devletin bürokratı Anadolu’da bir köyü gezerken, değirmene bağlanmış halde değirmeni döndüren bir eşek görmüş. Yanındaki köylüye sormuş;

    ---Eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor?

    ---Efendim, o zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. Müdahale edince tekrar harekete başlıyor.

    ---Pek akıllıca bir iş… Peki, eşek olduğu yerde durup da başını sağa sola sallarsa nasıl anlayacaksın durduğunu?

    ---Anlayamam ama sizin gibi akıllı eşek ne gezer buralarda…

  *                                    *                                  *

Pazarlık bize vergi

    Erkekler genellikle hanımlarla alışverişe çıkmak istemezler. Alışveriş kültürünün dışında yetiştikleri için izlenecek yolları da bilmezler. Eşleriyle gitmek zorunda kalırlarsa ya kendileri bir yerde oturup çay kahve içmeyi ya da bir kitapçıya girmeyi tercih ederler. 

Bir kumaş mı bakılacak nerdeyse raflardaki tüm kumaşlar indirtilir, ruj bakılacaksa aynanın karşısında her rengin tonlarından dudağa sürülür ve silinir. Tezgâhtar, satıcı, manifaturacı ne derseniz deyin çok tahammüllü insanlardır. Gık demeden her denileni yaparlar. Ev hayatlarını merak ederim. Evde de böyle midirler acaba?  Veya böylesine zengin alışveriş edebiyatı dünyanın bir başka ülkesinde var mıdır acaba?

 

Ayakkabıcıda satış

    Ayakkabıcı arkadaşım şahit olduğu konuşmayı anlatıyor.

A:  Abi ayakkabı sıktı biraz.

E:   Şimdi sıkar, giydikçe genişler bu ayakkabı… Az sonra aynı dükkânda başka bir ayakkabıya bakarken

A:  Abi bu biraz bol geldi ya!

E:   Şimdi biraz bol gibi ama zaten yürüdükçe ayak şişiyo’ tam gelir o zaman.

*                                    *                                  *

Bir başka açıklama şekli

    ---Abi bu niye bu kadar ucuz?

    ---Abim biz toptancısıyız toplu alıyoruz.

    ---Abi bu niye bu kadar pahalı?

    ---Abim bu kalitelisi. Daha ucuzu da var ama biz satmıyoruz, şikâyet oluyor diye.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam