Hayatın en büyük yanılgılarından biri, elimizde olanın değerini ancak kaybettikten sonra anlamaktır.
İnsan bazen sahip olduğu güzelliğe alışır. Yanında duran insanın sevgisini sıradan görür. Her gün duyduğu sesi, her gün gördüğü yüzü, her zaman uzanabileceğini düşündüğü eli hayatın doğal bir parçası zanneder.
Oysa bazı insanlar hayatımıza tesadüfen girmez.
Bazı insanlar bir ömrün en kıymetli hediyesidir.
Bazı sevgiler bulunmaz, nasip olur.
İşte insanın asıl sınavı da burada başlar:
Elindeki incinin kıymetini bilecek misin, yoksa onu sıradan bir taş sanıp bir gün çakıl taşlarının arasında mı arayacaksın?
Hayat, insana her zaman ikinci bir şans vermez.
Bugün yanında olan insan, yarın yanında olmayabilir.
Bugün seni seven, seni düşünen, senin için fedakârlık yapan bir insanın değerini bugün bilmezsen, yarın onu başka yerlerde aramak zorunda kalabilirsin.
Ve o zaman anlarsın ki bazı insanların yeri doldurulmuyormuş.
Çünkü gerçek sevgi, marketten alınan bir eşya değildir.
Kaybedince yenisini koyamazsın.
Bir insanın sana verdiği güveni başka bir insandan aynı şekilde alamazsın.
Birlikte yaşanmış yılları, ortak anıları, paylaşılan sevinçleri, beraber atlatılan zorlukları yeniden satın alamazsın.
İnsan bazen elindeki inciyi beğenmez.
Parlaklığını yeterli bulmaz.
Daha gösterişli, daha farklı, daha kolay ulaşılabilir şeylerin peşinden gider.
Sonra bir gün elindekini kaybeder.
Ve aramaya başlar.
Ama bu kez bulduğu şeyler inci değildir.
Belki parlaktır.
Belki uzaktan güzel görünür.
Belki ilk bakışta cazibelidir.
Ama yakından baktığında anlarsın ki her parlayan şey inci değildir.
İşte hayatın en acı gerçeklerinden biri budur.
İnsan bazen değerli olanı, kolay ulaşabildiği için değersiz sanır.
Oysa kolay ulaşmak, kıymetsiz olmak anlamına gelmez.
Bir insanın seni her koşulda sevmesi, yanında olması, zor zamanında elinden tutması, başarını kendi başarısı gibi görmesi, üzüntünü kendi üzüntüsü gibi hissetmesi…
Bunlar satın alınabilecek şeyler değildir.
Bunlar yüreğin eseridir.
Gerçek sevgi, güzel günlerde herkesin yanında olması değildir.
Gerçek sevgi, herkes giderken kalabilmektir.
Herkes alkışlarken değil, herkes sırtını dönerken yanında durabilmektir.
Sen düştüğünde elini tutmak…
Yorulduğunda omuz olmak…
Kırıldığında seni anlamaya çalışmak…
Hata yaptığında seni tamamen silmek yerine elinden tutmak…
İşte bunlar bir insanı inci yapan özelliklerdir.
Ve böyle bir insanı kaybetmek, sadece bir insanı kaybetmek değildir.
Bir ömrün güzel bir parçasını kaybetmektir.
Bazen insan, elindeki güzelliğin kıymetini başkasının elinde gördüğünde anlar.
Bir zamanlar kendisine verilen ilgiyi başka birinin yaşadığını görünce fark eder.
Bir zamanlar kendisine sunulan sevgiyi başkasının aldığını görünce "Meğer ne kadar değerliymiş." der.
Ama bazı fark edişlerin zamanı geçmiştir.
Çünkü hayatın acı tarafı şudur:
Her kaybedilen geri dönmez.
Bazı kapılar bir kez kapanır.
Bazı insanlar bir kez gider.
Bazı vedaların telafisi olmaz.
Bazı "Keşke"lerin karşılığı yoktur.
Bu yüzden sevdiklerimizin kıymetini kaybetmeden bilmeliyiz.
Bugün yanımızda olan insana bakıp teşekkür edebilmeliyiz.
"İyi ki varsın." diyebilmeliyiz.
"Hayatımda olduğun için mutluyum." diyebilmeliyiz.
Çünkü sevgi sadece kalpte yaşanırsa eksik kalır.
Sevgi hissettirilmelidir.
Bir insan sevildiğini bilmeli.
Değerli olduğunu hissetmeli.
Yanında olduğu insanın gözlerinde kendi yerini görebilmeli.
İnsan, sevdiği insanın yanında kendisini güvende hissetmeli.
Çünkü aşkın en güzel tarafı yalnızca heyecan değildir.
Huzurdur.
Yanında susabildiğin insan…
Yanında kendin olabildiğin insan…
Maskeye ihtiyaç duymadığın insan…
Hatalarını saklamak zorunda kalmadığın insan…
İşte gerçek zenginlik budur.
Böyle bir insanın değerini bilmeyip, sonra çakıl taşlarının peşinden koşmak hayatın en büyük yanılgılarından biridir.
Çünkü çakıl taşları çoktur.
Her yerde bulunur.
Ama inci nadirdir.
İnciyi bulmak kadar, onu koruyabilmek de önemlidir.
Bir insanın hayatına girmek kolay olabilir.
Ama onun güvenini kazanmak kolay değildir.
Bir insanı etkilemek kolay olabilir.
Ama onun kalbinde yıllarca kalabilmek kolay değildir.
Bir insanla güzel gün geçirmek kolaydır.
Ama zor günlerde elini bırakmamak gerçek sevgidir.
İşte bu nedenle, hayatınızda size gerçekten değer veren biri varsa, onun kıymetini bilin.
Onu başkalarıyla kıyaslamayın.
Onun eksiklerini büyütüp güzelliklerini küçümsemeyin.
Her insanın kusuru vardır.
Ama herkesin yüreği aynı değildir.
Bazı insanlar hatalarıyla birlikte sever.
Bazı insanlar kusurlarını görür ama iyiliğini de görür.
Bazı insanlar seni değiştirmeye çalışmaz; seni olduğun gibi kabul eder.
İşte böyle insanlar kolay bulunmaz.
Ve kolay bulunmayan şeylerin kıymeti bilinmelidir.
Hayat boyunca hepimiz hata yapacağız.
Bazen yanlış kararlar vereceğiz.
Bazen kıracağız.
Bazen kırılacağız.
Ama sevgi varsa, gönül almak mümkündür.
Özür dilemek mümkündür.
Yeniden başlamak mümkündür.
Yeter ki insan elindeki incinin farkına varsın.
Yeter ki "Nasıl olsa yanımda." düşüncesinden vazgeçsin.
Çünkü hiçbir insan, sırf seni seviyor diye sonsuza kadar beklemek zorunda değildir.
Hiç kimse sürekli değersiz hissettirildiği bir yerde kalmak zorunda değildir.
Sevgi emek ister.
İlgi ister.
Sadakat ister.
Saygı ister.
Ve en önemlisi kıymet bilmeyi ister.
Bir insanın değerini anlamak için onu kaybetmeyi beklemeyin.
Bir gün aramadığında özlemeyin.
Bir gün yanında olmadığında kıymetini anlamayın.
Bugün yanınızdaysa bugün sevin.
Bugün konuşabiliyorsanız bugün konuşun.
Bugün sarılabiliyorsanız bugün sarılın.
Çünkü yarın hayat bize ne getirecek, hiç kimse bilmiyor.
Belki de yıllar sonra geriye baktığımızda en çok pişman olduğumuz şey, sevdiğimiz insanlara yeterince sevgimizi göstermemiş olmak olacak.
Belki de "Daha çok sarılmalıydım." diyeceğiz.
"Daha çok teşekkür etmeliydim."
"Daha az kırmalıydım."
"Daha çok dinlemeliydim."
"Daha fazla değer vermeliydim."
İşte bu yüzden bugün elimizde olan güzellikleri fark edelim.
Bir annenin sevgisini…
Bir babanın duasını…
Bir eşin sadakatini…
Bir evladın sevgisini…
Bir dostun vefasını…
Bir insanın bize duyduğu güveni…
Bunların hiçbiri sıradan değildir.
Bunlar hayatın bize verdiği incilerdir.
Ve insan, elindeki inciyi çakıl taşı zannedip kenara atarsa, gün gelir bütün sahili dolaşır ama aradığı güzelliği bulamaz.
Çünkü bazı insanlar bir kez gelir hayatımıza.
Bir kez dokunur kalbimize.
Bir kez güven verir.
Bir kez gerçek anlamda sever.
Ve onların yerini doldurmak mümkün olmaz.
Hayatın sonunda insanın elinde ne kalacak?
Ne kadar para kazandığın değil…
Kaç insanın kalbine dokunduğun…
Kaç insanı mutlu ettiğin…
Kaç insanın hayatında güzel bir iz bıraktığın…
Ve en önemlisi, sana verilen sevgiyi ne kadar güzel koruduğun kalacak.
O halde elimizdeki incilerin kıymetini bilelim.
Sevdiğimiz insanları sıradanlaştırmayalım.
Güzel olanı küçümsemeyelim.
Sadakati basit görmeyelim.
Vefayı unutmayalım.
Bize gönülden bağlı olan insanların kalplerini kırmayalım.
Çünkü hayat bazen insana çok şey öğretir ama bazı derslerin bedeli ağırdır.
Bir inciyi kaybettikten sonra, binlerce çakıl taşının arasında onu aramak zorunda kalmamak için…
Bugün elinizde ne varsa ona sevgiyle bakın.
Yanınızdaki insanın yüzüne biraz daha dikkatli bakın.
Belki de yıllardır aradığınız mutluluk, zaten yanı başınızdadır.
Belki de kaderin size verdiği en büyük hediye, her gün sıradan gördüğünüz o insandır.
Belki de sizin "alışkanlık" sandığınız şey, aslında hayatınızın en büyük şansıdır.
Ve unutmayın:
Çakıl taşı çoktur…
Ama inci azdır.
İnciyi bulmak kadar, kıymetini bilmek de bir erdemdir.
Hayatınızda size gerçek sevgi veren insanları koruyun.
Onların gönlünü incitmeyin.
Varlıklarını sıradanlaştırmayın.
Çünkü bir gün hayat sizi aynı sahile yeniden götürdüğünde, elinizdeki incinin ne kadar kıymetli olduğunu çok daha iyi anlayabilirsiniz.
Ama o gün geldiğinde, keşke demek yerine bugün sevgiyle sarılabilmek daha güzeldir.
Elinizdeki incinin kıymetini bilin.
Çünkü gerçek sevgi, kaybedildikten sonra aranan değil; varken kıymeti bilinendir.