SON DAKİKA
reklam
reklam

Toprak Sadece Bir Arsa Değil, Geleceğimizdir

Köşe Yazarı: Erol Altunoğlu   Eklenme Tarihi: 28 Ağustos 2026, Cuma - 15:36   Okunma Sayısı:

 

Bir düşünün; bir evin kapısını, anahtarını ve mutfağını yabancılara teslim edip sonra o evde kendi kurallarınızla huzur içinde yaşayabilir misiniz? 

 

Yaşayamazsınız. 

 

İşte bir ülke için toprak ve su da tam olarak böyledir.

 

Çoğu zaman toprağı sadece alınıp satılan, metrekareyle ölçülen bir gayrimenkul ya da boş bir arazi parçası gibi görme yanılgısına düşülür. 

 

Oysa toprak; soframıza gelen ekmektir, musluğumuzdan akan sudur, çocuklarımızın geleceği ve bir milletin bağımsız nefes alabilmesidir.

 

Dünyanın gelişmiş ve aklıselimle yönetilen ülkelerine baktığımızda, toprağın ve su kaynaklarının öyle "parayı veren alır" mantığıyla serbestçe devredilmediğini görürüz. 

 

Çünkü onlar çok iyi bilir ki; 

 

Gıda ve su güvenliği olmayan bir ülkenin egemenliği de pamuk ipliğine bağlıdır.

 

Fransa; tarım arazilerinin ve doğal alanların spekülatif sermaye tarafından satın alınmasını engellemek için özel denetim mekanizmaları kurmuştur. 

 

Bir kişi veya şirket kafasına göre tarım arazisi toplayamaz; toprağın işlenmesi ve yerel üreticinin korunması esastır.

 

Danimarka ve İsviçre, tarım arazisi satın almayı çok katı kurallara bağlamıştır. 

 

Gerçekten o bölgede yaşayıp çiftçilik yapmayacak kişilere veya fonlara stratejik arazilerin devrine izin verilmez.

 

Kanada ve Avustralya, geniş su havzalarını, stratejik sınır boylarını ve kritik tarım alanlarını doğrudan "ulusal güvenlik" alanı olarak kabul eder ve kontrolsüz sermayenin mülkiyetine çok ciddi sınırlamalar getirir.

 

Neden Bu Kadar Önemli?

 

Eğer bir coğrafyada verimli ovalar, dağlar, ormanlar ve su havzaları kontrolsüzce el değiştirirse;

 

Üretici topraksız kalır;

 

Kendi tarlasında işçi durumuna düşer.

 

Su kaynakları tehdit altına girer; 

 

Hayati havzalar ranta ve aşırı tüketime kurban edilir.

 

Mutfaktaki yangın büyür;

 

Temel gıdada dışa bağımlı hale gelinir, en temel ihtiyaçlar bile başkalarının insafına kalır.

 

Kısacası...

 

Bir milletin gerçek gücü; bankalardaki rakamlardan değil, kendi kendine yetebilen tarlalarından, temiz akan ırmaklarından ve üreten insanından gelir.

 

Toprağı ve suyu korumak; siyaset üstü bir akıl, ortak bir vicdan ve gelecek nesillere olan en büyük borcumuzdur. 

 

Toprağımıza sahip çıkmak, aslında kendi yarınımıza ve bağımsızlığımıza sahip çıkmaktır.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam