Hayatta herkesin bir hikâyesi vardır. Kimi mücadele eder, kimi bekler, kimi düşer yeniden ayağa kalkar. Kimi ise yapamadıklarının, başaramadıklarının ve ertelediklerinin arkasına sürekli bir bahane koyar.
“Zamanım yoktu.”
“Şartlar uygun değildi.”
“Beni kimse desteklemedi.”
“Benim şansım yok.”
“Biraz daha bekleyeyim.”
“Sonra yaparım.”
Ne kadar tanıdık geliyor değil mi?
Oysa hayat, bahanelerimizi dinlemek için durmuyor. Zaman geçiyor, günler birbirini kovalıyor, insanlar değişiyor ve fırsatlar birer birer kapımızdan geçip gidiyor.
Bahane üretmek kolaydır. Zor olan sorumluluk almaktır.
Çünkü insan kendisine dürüst olduğunda, bazı şeylerin suçunu başkasına atamayacağını bilir. Bazen başarısızlığımızın nedeni şartlar değil, yeterince çaba göstermememizdir. Bazen önümüzdeki engel hayat değil, kendi korkularımızdır. Bazen de istediğimiz yere ulaşamamamızın sebebi yolun kapalı olması değil, yürümeye cesaret edemememizdir.
Hayatta hiçbir şey kendiliğinden olmaz.
Başarı emek ister. Güven zaman ister. Dostluk fedakârlık ister. Sevgi emek ister. Saygı davranış ister. Güzel bir gelecek ise bugünden çalışmayı gerektirir.
Sürekli bahane üreten insan, zamanla kendi hayatının seyircisi olur. Başkalarının başarılarını izler, onların cesaretine hayran olur, onların yaptıklarını konuşur ama kendi hayatında bir adım atmaz.
Sonra da dönüp şöyle der:
“Ben de yapabilirdim.”
Belki yapabilirdin...
Ama yapmadın.
İşte insanın kendisine söylemesi gereken en zor cümlelerden biri budur.
Çünkü gerçeklerle yüzleşmek, bahanelerin arkasına saklanmaktan çok daha zordur.
Hayat her zaman istediğimiz gibi gitmez. Önümüze engeller çıkar. İnsanlardan kırılırız. Beklemediğimiz kayıplar yaşarız. Planlarımız bozulur. Güvendiğimiz insanlar bizi yarı yolda bırakabilir. Çok emek verdiğimiz bir iş istediğimiz sonucu vermeyebilir.
Ama bütün bunlar hayatın bir parçasıdır.
Önemli olan düşmemek değil, düştüğümüzde yeniden ayağa kalkabilmektir.
Başarılı insanların hayatlarına baktığımızda onların da korkuları olduğunu, onların da başarısız olduklarını, onların da zaman zaman yalnız kaldıklarını görürüz. Aralarındaki fark çoğu zaman şudur:
Onlar bahane yerine çözüm aramışlardır.
“Olmaz” demek yerine “Nasıl olur?” diye sormuşlardır.
“Ben yapamam” demek yerine “Öğrenebilirim” demişlerdir.
“Şansım yok” demek yerine kendi şanslarını oluşturmuşlardır.
İşte insanı değiştiren düşünce budur.
Hayatımızdaki her şeyi kontrol edemeyebiliriz ama verdiğimiz tepkiyi kontrol edebiliriz. Başımıza gelen her olayı seçemeyiz ama o olay karşısında nasıl davranacağımıza karar verebiliriz.
Bazen hayat bize iyi kartlar dağıtmaz.
Ama elimizdeki kartlarla ne yapacağımız yine bizim seçimimizdir.
Bir insanın en büyük gücü, sahip olduğu imkânların çokluğu değildir. Elindeki imkânları nasıl değerlendirdiğidir.
Az imkânla büyük işler yapan insanlar vardır. Çok imkâna sahip olup hiçbir şey üretmeyenler de vardır.
Demek ki mesele sadece şartlar değildir.
Mesele biraz da iradedir.
Biraz cesarettir.
Biraz sabırdır.
Ve en önemlisi, insanın kendisine inanmasıdır.
Bugün hayatınızda değiştirmek istediğiniz bir şey varsa, sürekli doğru zamanı beklemeyin. Çünkü mükemmel zaman çoğu zaman hiç gelmez.
Başlamak için en güzel zaman, karar verdiğiniz andır.
Bir telefon açacaksanız açın.
Bir özür dileyecekseniz dileyin.
Bir işe başlayacaksanız başlayın.
Bir hayaliniz varsa onun için çalışın.
Bir insana değer veriyorsanız bunu söyleyin.
Çünkü hayat, ertelenen güzel sözlerle, ertelenen sevgilerle ve ertelenen hayallerle geçip gidiyor.
Sonra insan geriye dönüp baktığında en çok yaptığı hatalardan değil, yapmaya cesaret edemediklerinden pişman oluyor.
Bahaneler insanı kısa süreliğine rahatlatır.
Ama uzun vadede insanın vicdanında ağır bir yük bırakır.
“Keşke…”
Hayattaki en ağır kelimelerden biridir.
Keşke daha çok sevseydim.
Keşke daha çok çalışsaydım.
Keşke korkmasaydım.
Keşke deneseydim.
Keşke vazgeçmeseydim.
İşte bu yüzden bugün kendimize bir söz vermeliyiz:
Bahane üretmeyeceğiz.
Hata yaparsak kabul edeceğiz.
Eksiksek tamamlayacağız.
Bilmiyorsak öğreneceğiz.
Düştüysek kalkacağız.
Yanlış yaptıysak düzelteceğiz.
Bir kapı kapandıysa başka bir kapı arayacağız.
Çünkü hayat, sürekli mazeret anlatanları değil, sorumluluk alanları ileri taşır.
Unutmayalım;
Bahaneler geçmişi açıklayabilir ama geleceği değiştiremez.
Geleceği değiştiren şey cesarettir.
Çabadır.
Sabırdır.
İnançtır.
Ve bugün atılan küçük ama kararlı adımlardır.
Kimse sizin yerinize hayallerinizi gerçekleştiremez. Kimse sizin yerinize hayatınızı yaşayamaz. Kimse sizin yerinize mücadele edemez.
O yüzden başkalarını suçlamadan önce kendimize dönüp sormalıyız:
“Ben ne yaptım?”
Belki hayatımızdaki en önemli değişim, bu soruyla başlayacaktır.
Çünkü insan kendisine dürüst olduğu gün değişmeye başlar.
Ve bazen hayatımızı değiştirecek tek şey, yıllardır söylediğimiz bir cümleyi bırakmaktır:
“Yapamam.”
Onun yerine şunu söylemektir:
“Deneyeceğim.”
Çünkü denemek kaybetmek değildir.
Asıl kayıp, daha başlamadan vazgeçmektir.
Bahane üretmeyin. Hayat kısa, zaman değerli, fırsatlar geçici. Bugün elinizden geleni yapın. Çünkü yarın geldiğinde, bugünü nasıl yaşadığınızın hesabını yine kendinize vereceksiniz.
Ve unutmayın:
İnsanların hayatını şartlar değil, çoğu zaman verdikleri kararlar değiştirir.
Bahanelerin arkasına saklanmayın.
Ayağa kalkın.
Yürüyün.
Deneyin.
Çabalayın.
Ve hayatınıza sahip çıkın.
Çünkü güzel yarınlar, bahanelerle değil, bugün gösterilen cesaret ve emekle kurulur.