Birleşmiş Milletler, tarihinin en zorlu dönemlerinden birinden geçerken yeni genel sekreterini seçmeye hazırlanıyor. Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki çatışmalar, Gazze'deki insani kriz, büyük güçler arasındaki rekabet, iklim değişikliği ve küresel ekonomik sorunlar, BM'nin etkinliğini ciddi biçimde tartışmaya açmış durumda. İşte tam da böyle bir dönemde, António Guterres'in 31 Aralık 2026'da görev süresinin sona erecek olması, gözleri BM'nin yeni liderini belirleyecek sürece çevirdi.
Şu ana kadar yarışta beşi kadın, üçü erkek olmak üzere sekiz aday bulunuyor. Ancak bu yarışta yalnızca adayların diplomatik tecrübesi değil, BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin siyasi tercihleri de belirleyici olacak. Çünkü bir adayın genel sekreter olabilmesi için 15 üyeli Güvenlik Konseyi'nde yeterli desteği alması ve ABD, Çin, Rusya, İngiltere veya Fransa'dan herhangi birinin vetosuyla karşılaşmaması gerekiyor. Sonrasında ise adayın BM Genel Kurulu tarafından onaylanması şart.
LATİN AMERİKA'DAN GÜÇLÜ ADAYLAR
Yarışın dikkat çeken isimlerinden biri, Guyana'nın BM Daimi Temsilcisi Carolyn Rodrigues-Birkett. Eski dışişleri bakanı olan Rodrigues-Birkett, BM'nin küresel güvenilirliğini yeniden kazanması gerektiğini savunuyor. Onun yaklaşımında yalnızca savaş ve güvenlik değil, kalkınma ve insan hakları da BM'nin başarısının temel ölçütleri arasında yer alıyor.
Bir diğer güçlü aday ise Kosta Rikalı Rebeca Grynspan. Halen BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın başında bulunan Grynspan, Türkiye açısından özellikle dikkatle izlenmesi gereken bir isim. Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Karadeniz Tahıl Koridoru görüşmelerindeki diplomatik rolü, onun uluslararası krizlerde ekonomik diplomasiyi öne çıkaran bir yaklaşım benimsediğini gösterdi. İlk gayriresmî yoklamalarda Grynspan'ın öne çıkan adaylardan biri olduğu bildiriliyor.
Şili'nin eski devlet başkanı ve eski BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet de yarışın en tanınmış isimlerinden. Bachelet'in seçilmesi halinde insan hakları, kadın hakları ve demokratik standartların BM gündeminde daha güçlü bir ağırlık kazanması beklenebilir.
Ekvador'un eski dışişleri ve savunma bakanı María Fernanda Espinosa ise BM reformu, iklim değişikliği ve çatışmaların önceden tespit edilmesi üzerinde duruyor. Espinosa'nın önerdiği erken uyarı mekanizmaları, savaşlar başlamadan diplomatik müdahalenin güçlendirilmesini amaçlıyor.
KRİZ DİPLOMASİSİNDEN GELEN İSİMLER
Arjantinli diplomat Rafael Grossi, yarışın en deneyimli uluslararası bürokratlarından biri. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın başında bulunan Grossi, İran'ın nükleer programı ve Ukrayna'daki Zaporijya Nükleer Santrali gibi son derece hassas konularda yürüttüğü diplomasiyle tanınıyor. Grossi'nin yaklaşımı, genel sekreterin masa başında kalan değil, sahaya inen ve krizlerde daha aktif rol üstlenen bir lider olması gerektiği yönünde.
Ekvadorlu diplomat Ivonne A-Baki ise yarışa katılan sekizinci isim oldu. Washington, Doha ve Avrupa'daki diplomatik görevleriyle tanınan A-Baki, BM'nin daha sonuç odaklı, daha az bürokratik ve çatışmaların önlenmesinde daha aktif bir kurum olması gerektiğini savunuyor.
Afrika kıtasından Macky Sall ve Olara Otunnu da yarışın diğer önemli adayları. Senegal'in eski Cumhurbaşkanı Macky Sall, kalkınma ile barış arasındaki güçlü bağa vurgu yaparken; Ugandalı Olara Otunnu ise BM sistemi içindeki uzun deneyimiyle dikkat çekiyor. Otunnu'nun özellikle çocuklar ve silahlı çatışmalar konusunda BM'de üst düzey görevlerde bulunmuş olması, insani diplomasi alanındaki birikimini öne çıkarıyor.
TÜRKİYE İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?
Türkiye açısından yeni genel sekreterin kim olacağı, sıradan bir diplomatik seçimden çok daha fazlasını ifade ediyor. Ankara, son yıllarda kendisini savaşlar ve krizler arasında arabuluculuk yapabilen önemli bir bölgesel güç olarak konumlandırmaya çalışıyor.
Rusya-Ukrayna savaşı, Karadeniz, tahıl ticareti, Gazze, Suriye, mülteci meselesi ve Doğu Akdeniz gibi konular, Türkiye ile BM arasındaki iş birliğinin geleceğini doğrudan etkileyebilir.
Özellikle Rebeca Grynspan gibi Karadeniz Tahıl Koridoru sürecini yakından bilen bir ismin seçilmesi, Türkiye'nin ekonomik ve diplomatik arabuluculuk kapasitesinin BM içinde daha fazla değerlendirilmesine zemin hazırlayabilir. Türkiye, tahıl ve gıda güvenliği konusunda yeniden aktif diplomatik girişimlerde bulunmak isterse, bu tecrübe önemli bir avantaj olabilir.
Rafael Grossi'nin seçilmesi ise Türkiye açısından farklı bir tablo ortaya çıkarabilir. Nükleer güvenlik, enerji güvenliği ve İran dosyası, Ankara'nın dış politikada yakından takip ettiği alanlar arasında bulunuyor. Grossi yönetimindeki bir BM'nin kriz diplomasisine daha fazla ağırlık vermesi, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk girişimleriyle paralellik gösterebilir.
Bachelet veya Espinosa gibi insan hakları ve iklim konularına daha fazla ağırlık veren adayların seçilmesi durumunda ise Türkiye'nin BM ile ilişkilerinde farklı başlıklar öne çıkabilir. İklim finansmanı, göç, kadın hakları ve sürdürülebilir kalkınma gibi konular Ankara'nın uluslararası gündeminde daha güçlü yer tutabilir.
ASIL SORU: BM YENİDEN ETKİLİ OLABİLECEK Mİ?
Ancak yarışın en önemli sorusu, genel sekreterlik koltuğuna kimin oturacağı kadar, o kişinin ne kadar etkili olabileceğidir. Bugün BM Güvenlik Konseyi, büyük güçler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle birçok krizde karar almakta zorlanıyor. Kurum aynı zamanda mali sıkıntılar ve etkinlik tartışmalarıyla karşı karşıya.
Yeni genel sekreterin önündeki asıl görev, yalnızca BM'nin bürokrasisini yönetmek değil, küresel diplomasinin yeniden güvenilir bir aktörü olmasını sağlamak olacak. Türkiye için de güçlü, taraflarla konuşabilen ve arabuluculuğa önem veren bir BM Genel Sekreteri, bölgesel sorunların çözümünde yeni fırsatlar yaratabilir.
Sonuç olarak Guterres'in koltuğu için yarışan sekiz isim arasından çıkacak lider, yalnızca New York'taki BM binasının yeni yöneticisi olmayacak. Seçilecek isim; savaş, ticaret, göç, enerji ve iklim politikalarında Türkiye'nin hareket alanını da dolaylı biçimde etkileyecek. Bu nedenle Ankara'nın BM Genel Sekreterliği yarışını dikkatle izlemesi ve yeni dönemde kim seçilirse seçilsin, Türkiye'nin diplomatik ağırlığını artıracak güçlü bir ilişki zemini oluşturması büyük önem taşıyor.
Kaynak: Euronews