SON DAKİKA
reklam
reklam

Gül uzatırken dikenli tarafını…

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Eylül 2026, Pazartesi - 13:52   Okunma Sayısı:

 

Türkiye’yi yanında gördüğünü ve iyi bir dost olduğunu dile getiren ABD, bazan da farklı dil kullanmayı tercih etmektedir. Örneğin;

 

  • Washington, enerji konuları da dahil olmak üzere Akdeniz'deki ve Suriye’deki

nüfuzunu sürdürmek istemektedir.

  • Stratejik çıkarlar ele alındığında ABD, Türkiye’nin Batı ve NATO ile ilişkilerinin

Rusya ile olan ilişkilerinin önüne geçmesini istemektedir.

  • ABD; Ankara ve Atina’nın iletişim hatlarını açık tutmaları, dostça geçinmeleri ve

keskin demeçlerden sakınmalarından yana görüş belirtmektedir.

  • Türkiye’ye de Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesindeki sondaj çalışmalarını

durdurma çağrısında bulunan ve Yunan hükümetinin yeni boru hatlarıyla ilgili kararlarını destekleyen açıklamalar yapmıştır.

  • Türkiye’nin İran’a karşı net tavır almasını, Rusya’dan petrol ithalatını azaltmasını 

istemektedir.

 

ABD’nin kızıştırması

    ABD, alışılmış diplomatik ve dolambaçlı üslupla işi geçiştiriyor. “Endişe duyuyoruz”, “Bölgede gerilimin artmasını istemiyoruz”, “Gerilimin düşürülmesinden yanayız”, “Gelişmeleri kaygıyla izliyoruz”…

 

    ABD, Soğuk Savaş döneminden bu yana Doğu Akdeniz’e “yeterli önemi vermediğini” anlamıştır. Bölgedeki donanma varlığını arttırarak Türkiye’nin gücünü dengelemek, Türkiye’nin Libya ve Doğu Akdeniz’deki adımları İsrail, Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs’ı kızdırmayacak şekilde atmasını sağlamak, enerji, güvenlik ve faaliyetlerini baskılamak istemektedir.

 

     ABD’nin Doğu Akdeniz Özel Temsilcisi de, “Bölgedeki kaynakların Avrupa’ya ulaşmasının ve Avrupa’nın Rusya’ya yönelik enerji bağımlılığının azaltılmasının önündeki en büyük engeldir” demiştir.

 

Yunanistan

 

    Hatırlarsınız, Yunanistan’da iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi’nden George Koumoutsakos, ülkenin çok okunan İngilizce gazetelerinden Ekathimerini’ye bir köşe yazısı yazmış ve bu yazıda yine Türkiye’ye sataşmıştı. 

 

** Türkiye ekonomisi krizde ve sonu görülmeyen çıkış yolundadır. Siyasi iktidar müttefiki ile milliyetçilik yaparak Kıbrıs ve Yunanistan’la ilişkiler gibi konuları gündeme getirerek milliyetçilik konularını işleyecektir.

 

** Bölgedeki Yunan adalarının silahsızlandırılması gibi ciddi bir konu Türkiye’de sıcak tutulmaktadır.

 

** 2023 yılında Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ta seçimler yapılacaktır. Böylesine sorunlu bölgelere sahip üç ülkede seçimler yapılması sakıncalıdır.

 

** Türkiye tansiyonu giderek yükseltmektedir.

 

** Türkiye mülteci krizini tekrar gündeme getirebilir.

Neyse ki, Yunan parti liderinin ileri sürdüğü görüşler pek de gerçekleşmedi. Türkiye, ABD’nin istediği doğrultuda adımlar atınca ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Yunanistan’a ziyarette bulununca gergin ortam biraz duruldu. 

    Kıyılarımıza yakın Yunan Adalarına bir hafta süreli vizesiz geçişlere müsaade eden Yunanistan, Türkiye’ye gül demeti uzatmıştır. Bu jestin arkasından neler çıkacak bilmiyoruz, ama Libya konusunda yeni gelişmelerin olması ve mülteci akınını durduracak tedbirler daha da yoğunluk kazanması muhtemeldir.

 

Sonuç nereye varır?

    ABD, NATO’nun en güçlü üyesi, Yunanistan ise hem AB üyesi hem de NATO müttefikidir. Her iki ülkenin Türkiye hakkındaki düşünceleri bunlardır. Suriye’nin kuzeyine ve Irak’a TIR’larla mühimmat ve silah yığan ABD, Yunan sınırında Dedeağaç bölgesine de kara birlikleri, zırhlı araçlar ve mühimmat yığmış, Yunanistan ise Türkiye ile olan sınırını beton kalıplarla örtmüştü.

 

    Karadeniz’de Ukrayna-Rusya-ABD ve NATO zaman zaman çatışmanın eşiğine gelmişlerdir. Güneyimizde İsrail-Filistin sorunu sorun olmaktan çıkmış İsrail’in yarattığı soykırıma dönüşmüştür. Günlerce süren acımasız katliam halen devam etmektedir. Afganistan’dan Pakistan’dan kaçıp gelenlerle birlikte çatışma halinde bulunan ülkelerden kaçıp gelenler Türkiye’ye büyük yük oluşturmuşlardır. Zaten sancılı olan ekonomimiz nedeniyle Türk halkının daha büyük sıkıntılar yaşaması kaçınılmaz olmaktadır.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam