SON DAKİKA
reklam
reklam

SELAMİ’NİN KÖŞESİ

Köşe Yazarı: Selami BALTAOĞLU   Eklenme Tarihi: 17 Eylül 2026, Perşembe - 12:42   Okunma Sayısı:

BİR İNSANI DÜŞÜNMEK…

Bazen bir insanı düşünmek, ona söyleyemediğimiz bütün güzel sözlerin sessiz hâlidir.

Hayat bana zaman içinde çok şey öğretti.

İnsanları tanımayı, dinlemeyi, anlamaya çalışmayı…

Ama galiba en önemlisi, insanları kırmadan yaşamayı öğrendim.

Çünkü insan hayatının bir döneminden sonra şunu daha iyi anlıyor:

Her şey geçiyor.

Kızgınlıklar geçiyor.

Tartışmalar geçiyor.

Maddi sıkıntılar geçiyor.

İşler, makamlar, başarılar, başarısızlıklar…

Hepsi bir şekilde hayatın içinde kaybolup gidiyor.

Ama insanların kalbinde bıraktığımız iz kolay kolay silinmiyor.

İşte ben bugün biraz bundan bahsetmek istiyorum.

Bir insanı düşünmekten…

İNSANLARI SADECE YANIMIZDAYKEN DEĞİL, UZAKTAYKEN DE DÜŞÜNEBİLMEK

Bazen hayatın telaşına öyle kapılıyoruz ki çevremizdeki insanları unutuyoruz.

“Sonra ararım.”

“Daha sonra konuşuruz.”

“Bir ara görüşürüz.”

Diyoruz.

Sonra günler geçiyor.

Haftalar…

Aylar…

Ve bazen fark ediyoruz ki “bir ara” dediğimiz zaman hiç gelmemiş.

Ben artık insan ilişkilerinde ertelememeye çalışıyorum.

Değer verdiğim bir insan varsa bunu belli etmeye…

Seviyorsam söylemeye…

Özlediysem aramaya…

Kırdıysam özür dilemeye…

Teşekkür etmem gerekiyorsa beklemeden teşekkür etmeye çalışıyorum.

Çünkü insan hayatının en büyük yanılgılarından biri, zamanımızın sonsuz olduğunu sanmak.

Oysa değil.

Bugün yanımızda olan bir insan yarın olmayabilir.

Bugün konuştuğumuz bir dostla yarın belki bir daha aynı masada oturamayabiliriz.

Bu yüzden insanları kaybetmeden kıymetini bilmek gerekiyor.

BİR İNSANIN “İYİYİM” DEMESİ, GERÇEKTEN İYİ OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ

Hayatım boyunca insanların söylediklerinden çok, söylemediklerine dikkat etmeye çalıştım.

Bir insanın yüzündeki ifadeye…

Sesindeki değişikliğe…

Eskisi kadar konuşmayışına…

Sessizliğine…

Çünkü bazen insanın en büyük çığlığı sessizliğidir.

Herkes derdini anlatamaz.

Bazıları güçlü görünür.

Bazıları gülerek saklar acısını.

Bazıları herkese destek olur ama kendisi destek istediğinde söyleyemez.

Bazıları “Ben iyiyim” der ve yoluna devam eder.

Ama belki de içinden sadece bir kişinin:

“Gerçekten iyi misin?”

diye sormasını bekler.

İşte bence insanı düşünmek biraz da budur.

Soruyu sormak…

Cevabı gerçekten dinlemek…

Ve gerekirse hiçbir şey söylemeden yanında durmak.

İNSANLARI KIRMAK DEĞİL, GÖNÜLLERİNİ KAZANMAK İSTİYORUM

Ben hayatta bir şeyi çok önemsedim:

İnsanların gönlünü kırmamayı.

Elbette herkesle aynı fikirde olmak mümkün değil.

Herkes bizi sevmeyebilir.

Herkes bizi anlayamayabilir.

Biz de herkesi anlayamayabiliriz.

Ama anlaşamadığımız insanlara bile saygı gösterebiliriz.

Bir insanı eleştirebiliriz ama küçümsemek zorunda değiliz.

Bir yanlışı söyleyebiliriz ama karşımızdakinin onurunu kırmadan da söyleyebiliriz.

Kızabiliriz ama hakaret etmek zorunda değiliz.

Bazen susabiliriz.

Çünkü her cevap verilmesi gereken bir söz yoktur.

Bazı sözlere verilecek en güzel cevap sessizliktir.

Ve bazen insanın büyüklüğü, söyleyebileceği bir sözü söylememeyi seçebilmesinde saklıdır.

BEN İNSANLARIN HAYATINA BİR NEFESLİK DE OLSA GÜZELLİK KATMAK İSTİYORUM

Belki büyük şeyler yapamayız.

Herkesin sorununu çözemeyiz.

Herkesin hayatını değiştiremeyiz.

Ama bir insanın gününü güzelleştirebiliriz.

Bir selam verebiliriz.

Gülümseyebiliriz.

“Eline sağlık” diyebiliriz.

“Teşekkür ederim” diyebiliriz.

Bir çalışanın emeğini görebiliriz.

Bir komşumuzun huzurunu düşünebiliriz.

Bir dostumuzun sıkıntısını dinleyebiliriz.

Bir çocuğun sevincine ortak olabiliriz.

Bazen de hiçbir şey yapmadan sadece insan olduğumuzu hatırlayabiliriz.

Ben buna inanıyorum:

İyilik büyüklüğüyle değil, samimiyetiyle ölçülür.

Küçücük bir iyilik, doğru zamanda yapıldığında bir insanın hayatında kocaman bir yere sahip olabilir.

HERKESİN BİZİM BİLMEDİĞİMİZ BİR HİKÂYESİ VAR

Hayatta insanları kolay yargılamamayı öğrendim.

Çünkü karşımızdaki insanın neler yaşadığını bilmiyoruz.

Belki ailesinde bir sorun var.

Belki ekonomik bir sıkıntı yaşıyor.

Belki sevdiği birini kaybetti.

Belki yalnız.Belki yorgun.

Belki yıllardır içinde taşıdığı bir kırgınlığı var.

Biz ise sadece bir davranışını görüyoruz ve hemen karar veriyoruz:

“Bu insan böyle.”

Hayır…

Belki de o insan sadece zor bir gün geçiriyor.

Belki de bizim gördüğümüz davranış, onun bütün hikâyesinin sadece küçücük bir parçası.

Bu yüzden biraz daha anlayış…

Biraz daha sabır…

Biraz daha merhamet…

İnanıyorum ki dünyayı değiştirecek en büyük şeylerden biri bunlar.

ZAMAN BANA ŞUNU ÖĞRETTİ: İNSAN KALMAK EN BÜYÜK BAŞARIDIR

Hayatta birçok başarı elde edebiliriz.

Bir yerlere gelebiliriz.

İnsanlar bizi tanıyabilir.

İyi bir kariyerimiz olabilir.

Maddi olarak güçlü olabiliriz.

Ama bütün bunların yanında insanlığımızı kaybetmişsek ne anlamı var?

Benim için insanın gerçek değeri, kendisinden güçsüz olana nasıl davrandığıdır.

Kendisinden bir şey bekleyemeyecek bir insana nasıl davrandığıdır.

Kendisine hiçbir faydası olmayacak birine yardım edip etmediğidir.

Kimsenin görmediği yerde iyi kalabilmektir.

Çünkü gerçek karakter, alkış varken değil;

kimse görmezken ortaya çıkar.

BİR GÜN GERİYE SADECE HATIRALAR KALACAK

Bazen durup kendime soruyorum:

“Bunca koşuşturmanın sonunda elimizde ne kalacak?”

Cevabım aslında çok basit.

İnsanlar…

Anılar…

Dostluklar…

Sevgiler…

Ve insanların bizim hakkımızda hatırladığı güzel ya da kötü duygular…

Bir gün hepimiz bu dünyadan geçip gideceğiz.

Arkamızdan bıraktığımız evler, arabalar, makamlar, eşyalar bir şekilde hayatın içinde kalacak.

Ama bizi gerçekten yaşatacak olan başka bir şey olacak:

İnsanların kalbindeki yerimiz.

Birisi bizi hatırladığında:

“İyi insandı.”

“Bana zor günümde destek oldu.”

“Beni dinledi.”

“Beni kırmamaya çalıştı.”

“Bana umut verdi.”

diyebiliyorsa…

İşte bence insan hayatta en büyük mirasını bırakmış demektir.

SELAMİ’DEN BİRKAÇ CÜMLE…

Bugün bu köşede size büyük sözler söylemek istemiyorum.

Sadece kendi kalbimden geçenleri paylaşmak istiyorum.

Hayatı biraz daha sevgiyle yaşayalım.

Birbirimize biraz daha anlayışla yaklaşalım.

İnsanların kusurlarından önce güzel taraflarını görelim.

Birbirimizi kırmak için değil, birbirimize güç vermek için yaşayalım.

Sevdiğimiz insanların kıymetini onlar yanımızdayken bilelim.

Çünkü hayat bize ikinci bir şans vermeyebilir.

Bir telefon açmak için yarını beklemeyelim.

Bir “Özledim” demek için gurur yapmayalım.

Bir “Hakkını helal et” demek için son anı beklemeyelim.

Bir “İyi ki varsın” demek için özel bir gün aramayalım.

Çünkü sevginin özel bir günü yoktur.

Sevgi, zamanında söylenirse anlamlıdır.

VE SON OLARAK…

Ben artık insanların hayatında büyük bir iz bırakmak istemiyorum.

Kocaman sözler söylemek de istemiyorum.

Sadece karşılaştığım insanların hayatına mümkün olduğunca güzel bir duygu bırakmak istiyorum.

Bir insan beni hatırladığında yüzünde küçük bir tebessüm oluşsun yeter.

Bir dost “İyi ki tanımışım” desin yeter.

Bir insan zor gününde beni hatırlayıp kendisini yalnız hissetmesin yeter.

Çünkü hayatın sonunda hepimiz aynı yere varacağız.

Ve geriye şu soru kalacak:

“Sen bu dünyada ne kadar yaşadın?” değil…

“Senin yüzünden kaç insan kendisini biraz daha değerli, biraz daha güçlü, biraz daha mutlu hissetti?”

İşte ben kendi hayatımın cevabını bu soruda arıyorum.

İnsanları düşünerek…

İnsanları severek…

Gönül kırmamaya çalışarak…

Emeğe, dostluğa, vefaya ve güzel kalplere değer vererek…

Çünkü artık biliyorum:

Hayat, kaç kişiyi tanıdığımızla değil; kaç insanın kalbine iyi geldiğimizle güzelleşiyor.

Ve belki de insanın bu dünyada bırakabileceği en güzel iz şudur:

Ardından “İyi ki hayatımdan geçti” dedirtebilmek…

Kalın sağlıcakla.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam