Bir insanı anlamadan hüküm verme; bir sorunu çözmeden mazeret üretme…
Selami’nin Köşesi
Hayat insana zamanla çok şey öğretiyor.
Bazen bir olayla, bazen bir insanla, bazen de kendi hatalarımızla…
Benim yıllar içinde öğrendiğim en önemli şeylerden biri şu oldu:
Bir sorunla karşılaştığımızda önce düşünmeli, sonra konuşmalı ve mümkünse çözüm aramalıyız.
Çünkü bahane bulmak kolaydır.
“Benim suçum değil.”
“Şartlar böyleydi.”
“Kimse yardımcı olmadı.”
“Ben ne yapabilirdim?”
Bu cümlelerin arkasına sığınmak insanı kısa süreliğine rahatlatabilir. Ama sorunu ortadan kaldırmaz.
Asıl soru şudur:
“Peki şimdi ne yapacağız?”
İNSANI ANLAMADAN KARAR VERMEYELİM
Site işletme müdürlüğü yaptığım yıllar bana sadece bir işi yönetmeyi değil, insanı anlamayı öğretti.
Her gün farklı insanlarla karşılaşıyorsunuz.
Kimi kızgın, kimi üzgün, kimi bir talebiyle geliyor, kimi sadece anlaşılmak istiyor.
Zamanla şunu öğrendim:
Önce dinle, sonra düşün, en son karar ver.
Çünkü dışarıdan gördüğümüz insanın sadece görünen tarafını biliyoruz.
Belki kızgın görünen insanın zor bir günü var.
Belki sessiz duran insanın içinde büyük bir sıkıntı var.
Belki sürekli şikâyet eden insanın tek ihtiyacı, birinin onu gerçekten dinlemesi.
Bu yüzden anlamak, hüküm vermekten daha değerlidir.
BAHANE DEĞİL, ÇÖZÜM
Hayatta her şey istediğimiz gibi gitmeyecek.
Planlarımız bozulacak.
Hatalar yapacağız.
Bazen emeğimizin karşılığını hemen alamayacağız.
Ama her durumda bir seçimimiz var:
Bahane üretmek veya çözüm aramak.
Ben çözüm aramayı seçmek istiyorum.
Olmadıysa yeniden düşünmek…
Bir yol kapanmışsa başka bir yol aramak…
Hata yaptıysak kabul etmek…
Birini kırdıysak gönlünü almak…
Çünkü bana göre insanı büyüten şey, hiç hata yapmamak değil; hatasından ders çıkarabilmektir.
EMEĞİ GÖRMEK, İNSANI GÖRMEKTİR
Yıllar içinde bir başka şeyi de öğrendim:
Emek görünmek ister.
Sabahın erken saatinde işinin başında olan bir çalışan…
Sıcağa, soğuğa rağmen görevini yapan bir personel…
Bir arızayı çözmek için uğraşan teknik ekip…
Bazen onlara sadece “Eline sağlık” demek bile çok şey ifade eder.
Çünkü insan yalnızca yaptığı işin değil, emeğinin fark edildiğini bilmek ister.
Ben güzel sözün, teşekkürün ve güler yüzün insan hayatında çok büyük bir değeri olduğuna inanıyorum.
Bir “Günaydın”…
Bir “Kolay gelsin”…
Bir “Teşekkür ederim”…
Bazen hiçbir maddi değerin veremeyeceği mutluluğu verir.
KIRMAK KOLAY, ONARMAK ZORDUR
İnsan kalbi hassastır.
Bir söz bazen birkaç saniyede söylenir ama karşıdaki insanın aklında yıllarca kalabilir.
Bu yüzden haklı olsak bile nasıl konuştuğumuza dikkat etmeliyiz.
Çünkü haklı olmak başka, haklılığımızı nasıl anlattığımız başka şeydir.
Ben kimseyi kırmak istemiyorum.
Elbette zaman zaman istemeden kırmış olabilirim.
Ama hayat bana şunu öğretti:
Gönül almak zayıflık değil, insanlıktır.
İNSAN BİRİKTİRMEK
Makamlar değişir.
Unvanlar değişir.
Şartlar değişir.
Ama insanların kalbinde bıraktığımız izler kolay kolay değişmez.
Ben hayatta mümkün olduğunca insan biriktirmek istiyorum.
Güzel insanlar…
Güzel dostluklar…
Güzel hatıralar…
Bir insanın zor gününde yanında olmak, bir çalışanın emeğini takdir etmek, bir gönlü kırıldığında onu onarmaya çalışmak…
Bence gerçek zenginlik budur.
SELAMİ’NİN KÖŞESİNDEN
Bugün geriye dönüp baktığımda hayatın bana öğrettiği cümle çok basit:
Daha çok düşün.
Daha çok dinle.
Daha az kır.
Daha çok değer ver.
Bahane yerine çözüm ara.
Çünkü hayat kısa.
Bugün söyleyebileceğimiz güzel bir sözü yarına bırakmak için hiçbir garantimiz yok.
Bugün kırdığımız bir gönlü yarın onarma fırsatımız olmayabilir.
O yüzden birbirimize karşı biraz daha anlayışlı olalım.
Bir sorun çıktığında suçlu aramadan önce çözüm arayalım.
Bir insan hata yaptığında hemen hüküm vermeden önce dinleyelim.
Ve kendimiz hata yaptığımızda da başkasını suçlamak yerine aynaya bakalım.
Çünkü sonunda makamlar, tartışmalar ve bahaneler unutuluyor.
Geriye insanın insanlarda bıraktığı iz kalıyor.
Ben de hayatım boyunca mümkün olduğunca güzel izler bırakmak istiyorum.
Çünkü bahane üretmek kolaydır; asıl mesele düşünmek, çözüm aramak ve insan kalabilmektir.
Selami’nin Köşesi