Bazı insanlar giderken el sallamaz; çünkü biz onların son kez gittiğini bilmeyiz.
Hayatım boyunca çok insan tanıdım.
Kimiyle aynı masada oturdum, kimiyle aynı yolda yürüdüm. Kimiyle aynı işin yükünü taşıdım, kimiyle bir çayın başında uzun uzun konuştum. Kimi dost oldu, kimi arkadaş, kimi ise hayatımın belli bir döneminden geçip gitti.
Ama bugün geriye dönüp baktığımda şunu daha iyi anlıyorum:
İnsan hayatına giren herkesten bir iz kalıyor.
Kimi bir gülümseme bırakıyor, kimi bir ders, kimi güzel bir hatıra… Kimi de kalbinin bir köşesinde hiç kapanmayan bir yer.
Ve bazı insanlar vardır ki onlara elveda bile diyemeden ayrılmak zorunda kalırsınız.
İşte en zor ayrılık budur.
Çünkü insan vedasını yapamadığında içinde yarım kalmış bir cümle taşır.
KEŞKE SON KEZ OLDUĞUNU BİLSEYDİK
Bazen düşünüyorum…
Hayat bize bir insanla geçireceğimiz son dakikayı önceden haber verseydi ne yapardık?
Daha uzun konuşur muyduk?
Kırgınsak barışır mıydık?
Birbirimize sarılır mıydık?
“Teşekkür ederim.”
“Beni kırdıysam affet.”
“Hakkını helal et.”
“İyi ki hayatımda oldun.”der miydik?
Belki de hiçbir şey söylemeden sadece yanında otururduk.
Çünkü insan, bunun son görüşme olduğunu bilse karşısındakine başka bakar.
Ama hayat bize böyle bir haber vermiyor.
Bir insanla son kez konuştuğumuzu, son kez güldüğümüzü, son kez aynı masada oturduğumuzu bilmiyoruz.
Sonra bir gün o insan hayatımızda olmayabiliyor.
Ve geriye tek bir cümle kalıyor:
“Keşke son kez olduğunu bilseydim…”
BENİM DE YARIM KALAN VEDALARIM VAR
Benim hayatımda da yarım kalan vedalar oldu.
Adını burada söyleyemediğim ama kalbimde taşıdığım insanlar…
Birlikte güzel günler yaşadığım, zor zamanlarda omuz omuza durduğum insanlar…
Kimiyle konuşarak ayrıldım, kimiyle konuşamadan.
Kimi kendi yoluna gitti, kimi şartlar yüzünden hayatımdan çıktı.
Ama her biri bende bir şey bıraktı:
Bir söz…
Bir bakış…
Bir kahkaha…
Birlikte içilmiş bir çay…
Bazen de unutamadığım bir sessizlik…
Yıllar geçtikçe insan anlıyor:
Bazı ayrılıklar hayatımızdan yalnızca bir insanı değil, hayatımızın bir dönemini götürüyor.
İNSANLARLA DEĞİL, HATIRALARLA YAŞIYORUZ
Yıllarca insanlarla iç içe bir hayatım oldu.
Özellikle site işletme müdürlüğü yaptığım yıllarda yüzlerce insanın derdine, sevincine, öfkesine, emeğine şahit oldum.
Birinin sorununu dinledim, birinin sıkıntısını çözmeye çalıştım, bazen kızgın bir insanın karşısında durdum, bazen sadece sessizce dinledim.
Çünkü zamanla öğrendim:
İnsan her zaman çözüm istemez; bazen sadece anlaşılmak ister.
Bugün o yıllardan geriye baktığımda bazı insanları hâlâ bir mekânla hatırlıyorum.
Bir bank…
Bir masa…
Bir toplantı odası…
Bir ağaç…
Bir koridor…
Bir ses…
Ve bir anda yıllar önce yaşanmış bir an gözümün önünde beliriyor.
O zaman anlıyorum:
İnsanlar gidiyor, mekânlar kalıyor; ama bazı mekânların içinde insan sesleri yaşamaya devam ediyor.
YANIMIZDAYKEN DEĞERİNİ BİLMELİYİZ
Belki de hayatın en büyük yanılgılarından biri, insanları yanımızdayken sıradan görmemiz.
Sesine alışıyoruz.
Gülüşüne…
“Günaydın” deyişine…
Telefon açmasına…
Bir şey sormasına…
Hatta bazen bizi kızdırmasına bile…
Sonra o insan hayatımızdan çıkınca, günlük hayatın içinde bir boşluk oluşuyor.
Bir sandalye boş kalıyor.
Bir ses eksiliyor.
Bir telefon daha az çalıyor.
Ve insan o zaman fark ediyor:
Bazı insanların yokluğu, varlıklarından çok daha büyükmüş.
Bu yüzden artık sevdiğim insanlara sevgimi daha çok göstermenin, teşekkür etmem gerekiyorsa beklememenin, kırdıysam özür dilemenin gerektiğine inanıyorum.
Çünkü her “sonra”, gerçekten gelmeyebilir.
İÇİMDE KALAN SÖZLER VAR
Benim de söyleyemediğim sözler var.
Belki gururdan, belki zamansızlıktan, belki “daha sonra söylerim” düşüncesinden…
Ama bazı “daha sonralar” hiç gelmedi.
Bugün geriye dönüp baktığımda keşke diyorum:
Keşke bazı insanlara daha fazla sarılsaydım.
Keşke bazı sohbetleri biraz daha uzatsaydım.
Keşke teşekkür etmek için beklemeseydim.
Keşke bazı kırgınlıkları daha erken bitirseydim.
Çünkü insan zamanla şunu öğreniyor:
Gururun, bazı ayrılıklardan sonra hiçbir değeri kalmıyor.
Haklı olmanın da…
“Ben söylemiştim.” demenin de…
Geriye yalnızca yaşanmamış bir konuşmanın pişmanlığı kalıyor.
KİMSEYLE KIRGIN GİTMEK İSTEMİYORUM
Ben bugün hayatımda kimseyle kötü ayrılmak istemiyorum.
Elbette benim de hatalarım oldu. Yanlış anladığım, yanlış söylediğim, istemeden kırdığım insanlar oldu.
Bugün geçmişte üzdüğüm biri varsa gönülden söylüyorum:
Hakkını helal et.
Çünkü insan yaş aldıkça bazı şeyleri daha net görüyor.
Hayat, kırgınlık taşımak için fazla kısa.
Bir insanın arkasında kötü bir söz bırakmaktansa güzel bir hatıra bırakmak çok daha kıymetli.
ELVEDA DİYEMEDİKLERİMİZ
Bazı insanlara elveda diyemedik.
Ama bugün onlara söylemek istediğim şey belli:
İyi ki hayatımdan geçtiniz.
İyi ki aynı yolu yürüdük.
İyi ki aynı masada oturduk.
İyi ki güldük, konuştuk, dertleştik.
İyi ki bana bir şeyler kattınız.
Ve eğer bir gün yollarımız yeniden kesişirse, sizi bir yabancı gibi değil, hayatımın güzel bir parçası olarak karşılarım.
Çünkü bazı insanlar uzaklaşır ama hayatımızdan tamamen çıkmaz.
Bir şarkıda…
Bir sokakta…
Bir fotoğrafta…
Bir cümlede yeniden karşımıza çıkar.
Ve insanın yüzünde istemsiz bir tebessüm oluşur.
SELAMİ’NİN KÖŞESİNDEN…
Bazen kendi kendime soruyorum:
Hayatımda kaç insan vardı?
Kaçına teşekkür ettim?
Kaçından özür diledim?
Kaçına “İyi ki varsın.” diyebildim?
Ve kaçından gerçekten vedalaşarak ayrıldım?
Cevap düşündüğümden çok daha az.
Çünkü hayat, insanları bize son kez gördüğümüzü söylemeden alıp götürüyor.
Bu yüzden bugün geçmişime baktığımda kimseye kızgın kalmak istemiyorum.
Keşke yerine şükretmek, kırgınlık yerine güzel hatıraları hatırlamak istiyorum.
Herkes hayatımıza bir şey bırakıyor.
Kimi sabretmeyi öğretiyor.
Kimi affetmeyi…Kimi sevmeyi…
Kimi de ayrılığın ne kadar ağır olduğunu…Ama hepsinin ortak bir dersi var:
Bir insanın değerini, onu kaybetmeden önce bilmek gerekiyor.
Bugün hayatınızda değer verdiğiniz biri varsa, ona bunu hissettirin.
Arayın.Bir çay için.
Bir mesaj gönderin.“İyi ki varsın.” deyin.
Kırgınsanız ve içinizden geliyorsa barışın.
Gururunuzu biraz kenara bırakın.
Çünkü hayatın en ağır cümlelerinden biri bazen şudur:
“Keşke biraz daha zamanımız olsaydı.”
Bazı insanlar hayatımızdan elveda diyerek çıkar.
Bazıları sessizce gider.
Bazıları kapıyı kapatır.
Bazıları ise hiçbir şey söylemeden uzaklaşır.
Ama en acısı şudur:
Son kez baktığımızı bilmeden bakarız.
Son kez konuştuğumuzu bilmeden konuşuruz.
Son kez sarıldığımızı bilmeden sarılırız.
Ve sonra hayat devam eder.
Biz ise içimizde söyleyemediğimiz o son sözle kalırız.
Ben artık hayatımda kim varsa, elimden geldiğince gönlünü kırmadan yaşamak istiyorum.
Seviyorsam söylemek…
Özlediysem aramak…
Kırdıysam özür dilemek…
Hakkı geçtiyse helallik istemek…
Teşekkür edeceksem beklememek…
Çünkü bir gün hepimiz birilerinin hayatından çıkacağız.
Belki bir vedayla…
Belki sessizce…
Belki de elveda bile diyemeden.
Ama geride ne bıraktığımız önemli.
Bir kırgınlık mı?
Bir pişmanlık mı?
Yoksa güzel bir hatıra mı?
Ben kendi adıma güzel bir hatıra bırakmak istiyorum.
İnsanların hayatından geçerken yük değil, güzel bir iz olmak istiyorum.
Ve eğer bir gün ben de bir yerden sessizce ayrılmak zorunda kalırsam, arkamdan şunu söyleyen birileri olsun isterim:
“Selami gitti ama kalbimizde güzel bir hatırası kaldı.”
Çünkü artık çok iyi biliyorum:
En acı ayrılık, bir insana elveda diyememek değildir.
Asıl acı olan, söylemek istediğin bütün güzel sözleri içinde bırakıp gitmektir.
Bazı insanlara elveda diyemezsiniz.
Çünkü onlar gittikten sonra bile kalbinizde yaşamaya devam ederler.
Selami’nin Köşesi
“Bazı vedalar dudaklardan çıkmaz; insan, söyleyemediği ‘elveda’yı ömrünün geri kalanında kalbinde taşır.”