SON DAKİKA
reklam
reklam

110 Bini Aşan Boş Kontenjan Ne Anlatıyor?

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 20 Eylül 2026, Pazar - 12:33   Okunma Sayısı:

Üniversite sınavı sonuçları açıklandığında ailelerde büyük bir heyecan yaşanıyor. Yıllarca süren hazırlıkların ardından gençler bir bölüme yerleşmenin sevincini yaşıyor. Fakat işin kayıt aşamasına gelindiğinde ortaya dikkat çekici bir tablo çıkıyor. Üniversiteyi kazanan on binlerce öğrenci, kazandığı bölüme kayıt yaptırmıyor.

2026-YKS sonuçları bu açıdan önemli bir tablo ortaya koydu. ÖSYM verilerine göre 730 bin 854 aday bir yükseköğretim programına yerleşme hakkı kazandı. Ancak bunların 64 bin 860'ı kazandıkları programa kayıt yaptırmadı. İlk yerleştirme sonrasında zaten 45 bin 480 kontenjan boş kalmıştı. Böylece ek yerleştirme aşamasına gelindiğinde toplam boşluk 110 binin üzerine çıktı.

Burada bana göre asıl üzerinde durulması gereken konu sadece rakamın büyüklüğü değil, öğrencilerin neden kayıt yaptırmadığıdır.

Çünkü bir öğrencinin üniversiteyi kazanıp kayıt yaptırmaması tek bir nedenle açıklanabilecek bir durum değil.

Kazandı ama başka bir bölümü bekledi

Bunun en önemli nedenlerinden biri öğrencinin daha iyi bir seçenek arayışı olabilir. Bazı adaylar bir programa yerleşmesine rağmen başka bir üniversitenin veya bölümün daha uygun olduğunu düşünüyor. Özellikle tercih döneminde öğrencinin puanına yakın birçok programı yazması, sonuç açıklandığında ise kazandığı bölümü yeterince benimsememesi mümkün.

Bir başka önemli neden ise öğrencinin bir sonraki yıl yeniden sınava hazırlanmak istemesi.

"Bu bölümü okumaktansa bir yıl daha hazırlanırım" düşüncesi son yıllarda öğrenciler açısından önemli bir tercih haline gelmiş durumda. Öğrenci, kazandığı bölümü istemiyorsa sadece üniversite kazanmış olmak için kayıt yaptırmak istemiyor.

Bunun ekonomik bir tarafı da var.

Üniversite artık aile bütçesinin önemli bir kalemi

Bugün üniversite eğitimi yalnızca harç veya eğitim giderinden ibaret değil. Ulaşım, barınma, yemek, kitap, bilgisayar, internet ve sosyal yaşam giderleri ailelerin karşısına ciddi bir maliyet çıkarıyor.

Özellikle başka şehirde üniversite kazanan bir öğrenci için kira veya yurt gideri, ulaşım ve günlük yaşam masrafları aile bütçesinde önemli bir yük oluşturabiliyor.

Bu nedenle bazı aileler "Çocuğumu üniversiteye göndereyim ama hangi maliyetle?" sorusunu daha fazla sormaya başladı.

Devlet üniversitesinde eğitim hakkı kazanılmış olsa bile öğrencinin başka bir şehirde yaşaması gerekiyorsa toplam maliyet ciddi boyutlara ulaşabiliyor.

Dolayısıyla kayıt yaptırmama kararının arkasında ekonomik şartların da bulunduğunu göz ardı etmemek gerekiyor.

110 bini aşan boşluk önemli bir sinyal

İlk yerleştirmede 45 bin 480 kontenjanın boş kalması zaten dikkat çekiciydi. Buna üniversiteyi kazandığı halde kayıt yaptırmayan 64 bin 860 öğrenci eklenince rakam 110 binin üzerine çıktı.

Bu tablo bize üniversite kontenjanlarının sadece "kaç öğrenci yerleşti?" mantığıyla değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor.

Çünkü bir bölümün kontenjanının dolması, o bölümün gerçekten tercih edildiği ve öğrencilerin tamamının eğitim hayatına başladığı anlamına gelmiyor.

Öğrencinin yerleşmesi başka, üniversiteye fiilen başlaması başka bir konu.

Bu nedenle yükseköğretim planlamasında kayıt yaptırmama oranlarının da mutlaka dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.

Bazı bölümlerde boşluk daha belirgin

Veriler bölümler arasında da önemli farklılıklar olduğunu gösteriyor. Örneğin Bilgisayar Mühendisliği programlarında 10 bin 996 öğrenci yerleşirken 2 bin 190 kontenjanın boş kaldığı, ayrıca 180 öğrencinin kayıt yaptırmadığı bildirildi. Psikoloji programlarında da kayıt yaptırmayan öğrenci sayısının dikkat çekici düzeyde olduğu görülüyor.

Burada özellikle geleceğin meslekleri konusunda yaşanan hızlı değişimin etkisini de düşünmek gerekiyor.

Bir dönem bilgisayar, mühendislik veya belirli sosyal bilimler bölümleri çok yoğun ilgi görürken, bugün öğrenciler mezuniyet sonrası iş bulma imkanını daha fazla sorguluyor.

Artık gençler sadece "Bu bölüme girebilir miyim?" diye sormuyor.

"Bu bölümden mezun olduğumda ne iş yapacağım?" sorusunu da soruyor.

Ek yerleştirme yeni bir fırsat

ÖSYM'nin 2026-YKS ek yerleştirme süreci 17-21 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. İlk yerleştirmede herhangi bir programa yerleşemeyen adaylar, kılavuzdaki koşulları karşılamak kaydıyla boş kontenjanlar için tercih yapabiliyor.

Ancak önemli bir ayrıntı var.

Merkezi yerleştirmede bir programa yerleşmiş olan aday, kayıt yaptırmamış olsa bile ek yerleştirme tercihi yapamıyor. Yani "Bir bölümü kazandım, kayıt olmadım, şimdi başka bir bölümü ek tercihle yazayım" şeklinde bir imkân bulunmuyor.

Bu nedenle öğrencilerin tercih ve kayıt aşamalarındaki kuralları önceden çok iyi bilmesi gerekiyor.

Sonuç olarak

Bana göre 2026-YKS'de ortaya çıkan 110 bini aşan boş kontenjan tablosu yalnızca bir eğitim istatistiği değildir.

Bu tablo aynı zamanda gençlerin üniversite tercihlerini yaparken ekonomik şartları, barınma imkanlarını, mezuniyet sonrası iş olanaklarını ve bölümün geleceğini daha fazla dikkate aldığını gösteren önemli bir veri olarak okunabilir.

Üniversiteye girmek elbette önemli. Ancak asıl mesele, öğrencinin istediği bölümde, sürdürülebilir ekonomik şartlarla ve geleceğine güvenerek eğitim hayatına devam edebilmesi.

Önümüzdeki dönemde yükseköğretim politikalarının sadece kontenjan sayısını artırmak üzerine değil, hangi bölümlerde gerçek anlamda öğrenci talebi bulunduğu, hangi alanlarda mezunların istihdam edildiği ve öğrencilerin neden kayıt yaptırmadığı üzerine de yoğunlaşması gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü boş kalan her kontenjanın arkasında yalnızca bir sayı yok.

O sayının arkasında bir öğrencinin tercihi, bir ailenin bütçesi ve Türkiye'nin geleceğine ilişkin önemli bir karar bulunuyor.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam