Kentsel ve Mimari Değişimleriyle İskenderun
Prof. İnci Aslanoğlu’nun yaptığı bu çalışmada İskenderun sancağının varlığını sürdürdüğü bugünkü Hatay ili sınırları içindeki bölgede kısa süren işgalci Fransız manda idaresinin İskenderun’da bıraktığı izler araştırılmıştır.
Benim de üç yıl süreyle görev yaptığım, özellikle işgal yıllarına ait tarihini araştırdığım İskenderun, Hatay, Dörtyol Adana bölgesi, I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun dört batılı müttefikçe paylaşılması sürecinde öne çıkan bir bölgemizdir. Yazı, bölgedeki ilişkilere bir başka pencereden bakılmasını sağlamaktadır.
Fransa’nın bölgedeki rolleri
Suriye, Lübnan ve Güney Anadolu’ya ilgisini odaklayan Fransa, 1916 yılında İngiltere ve Rusya ile imzaladıkları Sykes Picot anlaşması ile bölgede nüfuz sahibi oluyordu.
Bağlı bulunduğu Halep Devleti’nden ayrılan İskenderun, idari bölgesi yarı özerk politik bir birim olarak yeniden düzenleniyor ve 1924 yılında Fransa’nın Şam ve Halep’i birleştirerek oluşturduğu Suriye Devleti’ne bağlanıyordu. Fransa’nın amacı, Suriye ile yapmayı düşündüğü anlaşma yoluyla bölgeyi kendisine bağlamaktı.
Suriye’nin atadığı bir mutasarrıfın varlığına rağmen yönetimde asıl söz sahibi bir Fransız delegesiydi. Bu delege ise Beyrut’ta ikâmet eden Fransız Yüksek Komiserine karşı sorumluydu. Hoşnutsuzluklar ve direnişler karşısında İskenderun sancağı Fransızların özerklik tanımasıyla çok kısa süren bir İskenderun devleti dönemi yaşamıştı. 1930’da manda bölgesinde yeniden oluşturulan beş politik birimden biri oldu.
Hatay’ın anavatana katılması
Türkiye Cumhuriyeti’nin uğraşları sonucunda başvurduğu Birleşmiş Milletlerin 27 Ocak 1937 de bölgeye tam özerklik vermesiyle İskenderun sancağında manda idaresi son buldu. 2 Eylül 1938’de Hatay Cumhuriyeti kuruldu. 23 Haziran 1939 tarihinde Hatay Millet Meclisi anavatana iltihak kararı aldı. TBMM’den çıkan özel yasayla Hatay ana vatana katıldı. Fransız askeri Hatay’dan çekildi.
23 Temmuz 1939 günü Hatay’da ilhak töreni gerçekleşti. Böylece Atatürk’ün 15 Mart 1923’te Adana’da söylediği “Kırk Asırlık Türk Yurdu Ecnebiler Elinde Kalamaz” sözleri gerçekleşmişti.
Fransız etkileri ve manda idaresi kısa ömürlü olduğu halde İskenderun sancağında yirmi yılını bile dolduramadı. Fransız etkileri 1918 ile 1936 yılları arasında sınırlı kaldı. (Kaynak: Fransız İşgal ve Manda Döneminde İskenderun Sancağı: Kentsel ve Mimari Değişimleriyle İskenderun Prof. Dr. İnci Aslanoğlu S.89)
Hatay’da Manda İdaresinin Bıraktığı Olumlu, Olumsuz Etkiler
Manda idaresinin ne olduğu konusunda çeşitli tanımlar yapılmıştır. Manda sistemi I. Dünya Savaşı sonrası kuşağa özgü bir politik deneyimdir. Aslında farklı bir çerçeveye oturtulmuş bir konili görünüm verilmek üzere yeniden kılıflanmış, 19’uncu yüzyıl emperyalizminden pek farklı olmayan bir yönetim biçimiydi. (E.E. Abouehdid Thirty Years of Lebanon and Syria (1917-1947), The Soder -Rihani Printig Co, Beirut,Lebanon, Beirut, 1948, S.31.) (Manda İdaresi Hür İrade Willam L. Cleveland, A. History of modern Middle East,s.155.)
Osmanlı İmparatorluğu’nun sonu demek olan 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’nden sonra Orta Doğu üzerindeki emellerini ekonomik, dinî, politik ve kültürel alanlarda çıkar ilişkilerini gözetmek şeklinde geliştiren Fransızlar önce İskenderun’u sonra Antakya’yı işgal etmiştir.
Fransız ticaretinin gelişmesine neden olan önemli ilk Osmanlı ekonomik ödünleri bu ülkeye I. Selim zamanında verilmiştir. 19’uncu yüzyılın sonları ile I. Dünya Savaşı arasındaki dönemde Fransa Osmanlı İmparatorluğunda en büyük yatırımcı ülke olmuştur. Fransa’nın yenilenen kapitülasyonlarla elde ettiği haklar arasında Osmanlı toprakları içindeki Cizvit ve Kapusen misyonerleri ile tüm Roma Katoliklerini koruma hakkı da vardı.
1870’lerde sömürgeci yayılma politikasını başlatan Fransa, Orta Doğu’da mandater olarak politik sahnede de varlığını hissettirmiştir. I. Dünya Savaşı’ndan önce Fransızlar bölgede İskenderun ve Antakya gibi belli başlı kentlerde birçok okul yetimhane ve hastane açmıştı. Kültürel alanda Fransa’nın emelleri eğitim sisteminde topyekûn bir değişime gidilmesi ve Fransız dili yoluyla manda bölgesini denetim altına almaktı. (Necdet Sevinç, Osmanlıdan Günümüze Misyoner Faaliyetler, Milenyum Yayınları 3.Baskı)
Kültürel kurumlar
Fransa’nın Osmanlı topraklarında diğer devletlerden daha önce ve daha yoğun olarak kültürel kurumlar oluşturması, eşit şartlar altında yürütülen müzakerelerle değil, devrin siyasî şartlarıyla ilgilidir. Fakat bu kurumlar biraz da Osmanlı devlet ricalinin devşirmelerden oluştuğu ve bunların kayıtsız hareketlerinden dolayıdır. Osmanlı tebasından Jön Türklerin Paris’i kurtarıcı olarak görmeleri ve ilerici geçinenlerin Fransızlara özentisi, bu kültürel kurumların oluşmasında etkendir.
Karlofça Barışı’nı takip eden yıllarda Katoliklerin dinî-kültürel örgütlenmesi denetlenemez hale gelmiştir. Fransızların Katolik propagandasını siyasi hedeflerine göre yönlendirmeleri de yine Karlofça Barış’ından sonradır.
Fransız işgal döneminde, manda programının gerçekleşmesi için gereken yönetim yapıları ile hastane ve okul gibi binalar öncelikli olarak inşa edilmişlerdir. (Halil Atılgan, Manda İdaresinde İskenderun Hatay)