SON DAKİKA
reklam
reklam

Kim destek alıyor?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 22 Eylül 2026, Salı - 12:46   Okunma Sayısı:

 

    Atatürk döneminde koca bir savaşın ardından Yunanistan ve Türkiye arasında ileri seviyede bir dostluk oluşmuş, ama Atatürk sonrasında ortaya çıkan basit menfaat ve anlaşmazlıklar yüzünden sancılar başlamış ve dostluk yerini muhasım hareketlere bırakmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri, İsrail'in bağımsızlığını ilan ettiği gün olan 14 Mayıs 1948'de fiilen (de facto) tanıma kararını açıklamıştır (hukuki/de jure) tanıma ise 31 Ocak 1949'da gerçekleşmiştir. ABD'yi aynı gün içerisinde Sovyetler Birliği (de jure/hukuki olarak) takip etmiş, Türkiye ise, İsrail'i 1949 yılında tanıyan ilk Müslüman ülke olmuştur.

 

Türkiye’nin 1974Barış Harekâtı’nda İsrail’in tutumu

    İsrail, uluslararası alanda zor durumda kalmamak ve dengeli bir politika izlemek amacıyla Türkiye’nin 1974 yılında icra ettiği Kıbrıs Barış Harekâtı’nda tarafsız kalmış, doğrudan karşıtlık olmaması için Harekât sırasında Türkiye'ye karşı açık bir cephe veya düşmanca bir tutum sergilememiştir. 

O dönemdeki bazı bazı analiz ve iddialara göre, ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı baskı ve ambargo ortamında bile İsrail'in Ankara ile dolaylı ya da gizli diyalog kanallarını açık tutmuş, bölgesel çıkarları gereği aşırı bir gerilimden kaçınmıştır.

Harekât sırasında batan Kocatepe muhribimizin mürettebatını denizden toplayıp Hayfa limanına götürmüşlerdir.

 

Günümüzde İsrail-Türkiye ilişkileri

Ancak Gazze olaylarıyla birlikte İsrail hoyratça hareket etmeye başlamış, İsrail Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52’nci yıl dönümünde yayımladığı açıklamada, "1974 Türk işgali" ifadesini kullanmıştır. Aleni şekilde Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne desteklerini yineleyen İsrail Dışişleri Bakanlığı, Ada’nın kuzeyindeki Türk askeri varlığının kabul edilemez olduğu öne sürerek müzakerelerin yeniden başlaması çağrısını yapmıştır.
    İsrail ayrıca kendisini Yunanistan’ın ve Kıbrıs'ın (GKRY) stratejik ortağı ve komşusu olarak tanımlamaktadır. Yunanistan merkezli OnAlert, yaptığı analizde, Türkiye'nin hareketleri ve faaliyetleri konusunda İsrail'in Yunanistan'a bilgi sağladığına dair çarpıcı bir iddiada bulunmuş, Atina’nın;

 

---İstihbarat, 

---Gözetleme, 

---Elektronik harp

---İnsansız sistemler, 

---Ortak eğitim ve ağ merkezli savaş kabiliyetleriyle İsrail'in çatışma tecrübesini kendi ordusuna taşımaya çalıştığını iddia etmiş, tatbikat, deniz güvenliği ve siber güvenliğin yanı sıra askeri bilgi alışverişinin de iki ülke arasındaki iş birliği alanlarından biri olarak tanımladığına dikkat çekmiştir.

 

Yunan basını

Türkiye’nin askeri kapasitesini önemli ölçüde büyüttüğünü, Ege ve Doğu Akdeniz'deki rekabetin güçlü aktörü olmayı sürdürdüğünü değerlendirmiştir. OnAlert, modern savaşta avantajın yalnızca silah sistemlerinin sayısından değil, rakibin hareketlerinin, hazırlığının ve sahadaki konumunun ne kadar erken tespit edilebildiğinden geçtiğini de savunmuş, Atina’nın yalnızca İsrail ile iş birliği yapmadığını, aynı zamanda İsrail'in istihbarat ve operasyon felsefesini Yunan Silahlı Kuvvetlerine kademeli olarak taşıdığını da ifade etmiştir.

    Yunanistan için her zaman büyük korku olan Türkiye'nin, insansız hava araçları, elektronik harp, ağ merkezli operasyonlar ve bilgi sistemlerine büyük yatırımlar yaptığını hatırlatarak, istihbarat ve gözetleme kapasitesindeki gelişimin Ege ve Doğu Akdeniz açısından önem kazandığını yazmıştır.

Ankara radar, elektronik harp, hava savunma, insansız sistemler, hassas mühimmat ve keşif-gözetleme alanlarında yerli kapasitesini genişletirken, savunma sanayiindeki dışa bağımlılığını da azaltmaya çalışıyor. Dolayısıyla bu tablo yalnızca Atina'nın kapasitesindeki artıştan ibaret değil. Aynı zamanda Türkiye'nin kendi askeri ve teknolojik kapasitesini artırdığı bir rekabet ortamını ortaya koyuyor” ifadesinde bulunulmuştur.

 

Sonuç

İsrail'in olası bir Türkiye-Yunanistan krizindeki rolüne gelince; 

---OnAlert, İsrail'in böyle bir durumda otomatik olarak Yunanistan'ın yanında askeri müdahalede bulunacağı sonucuna varmanın yanlış olacağını,

    ---İki ülke arasında İsrail'i olası bir Türkiye-Yunanistan çatışmasında Yunanistan'ın yanında savaşa sokacak otomatik bir ittifak hükmü bulunmadığını,

---İsrail’in Ankara’ya karşı izlemesi gereken yolun doğrudan askeri mücadele değil, siyasi ve diplomatik araçlarla şekillendirmesi gerektiğini savunmuştur.

Oysa Türkiye bir NATO ülkesidir, diğer bir NATO ülkesi olan Yunanistan’a saldırması veya İsrail’in Türkiye’ye saldırması gibi bir olasılık ihtimal dışıdır.  Bu kurgulamalar boşa kürek çekmektir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam