Kimsenin görmediği yerlerden geçerek…
Başarıdan söz etmek kolaydır.Herkes başarıyı sever.
Başarılı insanları alkışlar.Sonuca bakar.
Ama kimse o sonuca gelene kadar kaç gece uykusuz kalındığını, kaç kez hayal kırıklığı yaşandığını, kaç kişinin arkanızdan konuştuğunu, kaç kapının yüzünüze kapandığını sormaz.
Çünkü insanlar çoğu zaman sonucu sever, mücadeleyi değil.
Ben de hayatım boyunca başarıyı biraz farklı öğrendim.
Başarı, insanların sizi alkışladığı gün değil…
Kimsenin sizi alkışlamadığı günlerde devam edebilmektir.
Bazen yalnız kalırsınız
Hayatın bazı dönemlerinde insanın etrafı kalabalık görünür ama aslında yalnızdır.
Yanınızda insanlar vardır.
Konuşan çoktur.
Fikir veren çoktur.
Eleştiren daha da çoktur.
Ama iş gerçekten sorumluluk almaya geldiğinde, o kalabalığın içinden kaç kişi yanınızda kalır?
İşte hayat bunu insana zamanla öğretir.
Ben de zaman içinde şunu öğrendim:
Herkes sizinle aynı yolda yürümeyecek.
Bazıları yolun başında yanınızda olur.
Bazıları işler iyi giderken yanınızda görünür.
Bazıları ise siz tökezlediğiniz anda kaybolur.
Kızmıyorum.
Çünkü artık insanları yanımda ne kadar kaldıklarıyla değil, zor zamanımda nasıl davrandıklarıyla tanıyorum.
Emek görünmeyebilir
Bir işi yönetirken, bir sorunu çözmeye çalışırken, insanların huzuru için uğraşırken bazen yaptığınız hiçbir şey görünmez.
Bir musluk patlar, onu tamir ettirirsiniz.
Bir arıza çıkar, çözüm ararsınız.
Bir insanın problemi olur, dinlersiniz.
Bir toplantı yapılır, karar alınır.
Bir gece telefon gelir, uykunuzdan kalkarsınız.
Ertesi sabah yine işinizin başına geçersiniz.
Bunların hiçbiri manşet olmaz.
Kimse çıkıp:
“Bugün de iyi iş yaptın.”
demez.
Hatta bazen bütün gün uğraştığınız bir konu için akşam sadece tek bir cümle duyarsınız:
“Zaten yapmanız gereken buydu.”
İşte insanın sınandığı yer tam da burasıdır.
Çünkü gerçek başarı, yaptığınız işin karşılığında sürekli teşekkür beklememektir.
İşinizi doğru olduğuna inandığınız için yapabilmektir.
Herkesi memnun etmeye çalışırsanız, kendinizi kaybedersiniz
Hayatımın belli dönemlerinde ben de herkesin gönlünü hoş tutmaya çalıştım.
Kimse kırılmasın…
Kimse üzülmesin…
Kimse yanlış anlamasın…
Ama sonra fark ettim ki insan herkesi memnun etmeye çalışırken, en sonunda kendisini memnun edemez hale geliyor.
Çünkü ne yaparsanız yapın birileri konuşacak.
Doğru karar verirsiniz, “neden böyle yaptın?” derler.
Karar vermezsiniz, “neden müdahale etmiyorsun?” derler.
Sessiz kalırsınız, “çekiniyor” derler.
Konuşursunuz, “çok konuşuyor” derler.
Çalışırsınız, “görevi bu” derler.
Çalışmazsanız, “işini yapmıyor” derler.
O zaman insanın önünde tek bir yol kalıyor:
Herkesi değil, vicdanını dinlemek.
Başarı biraz da sabretmektir
Bugün sahip olduğumuz birçok şeyin arkasında, kimsenin bilmediği sabırlar vardır.
Beklediğimiz günler…
Olmasını istediğimiz ama olmayan işler…
Güvendiğimiz ama bizi yarı yolda bırakan insanlar…
Başlayıp yarım kalan projeler…
Ve “Acaba bundan sonra ne olacak?” diye düşündüğümüz geceler…
Bunların hepsi insanı değiştiriyor.
Ben artık hayatın önüme çıkardığı her engeli kötü bir şey olarak görmüyorum.
Bazı engeller insanı yavaşlatır.
Bazıları yönünü değiştirir.
Bazıları ise sana kim olduğunu gösterir.
Ve bazen insanın hayatındaki en büyük dönüm noktası, her şeyin bittiğini düşündüğü andır.
Düşmek ayıp değil
Bence hayatta düşmekten korkmamak gerekiyor.
Düşebilirsiniz.
Yanılabilirsiniz.
Yanlış insanlara güvenebilirsiniz.
Yanlış karar verebilirsiniz.
Bir işi istediğiniz gibi sonuçlandıramayabilirsiniz.
Bunların hiçbiri insanı başarısız yapmaz.
Asıl başarısızlık, düştükten sonra bir daha ayağa kalkmamaktır.
Çünkü hayat bize her zaman ikinci bir şans vermeyebilir.
Ama biz kendimize ikinci bir şans verebiliriz.
Hatta üçüncüyü…
Dördüncüyü…
Gerekirse onuncuyu…
Benim hayata bakışım biraz da burada değişti.
Artık kendime:
“Başaramadım.”
demek yerine,
“Henüz olmadı.”
demeyi tercih ediyorum.
İki kelime arasındaki fark küçük gibi görünür.
Ama insanın umudu ile vazgeçmesi arasındaki fark bazen sadece budur.
Başarıya giden yolun tabelası yok
Kimse size gelip:
“Buradan dön, başarı yolu burası.”
demiyor.
Harita yok.
Garanti yok.
Kestirme yol yok.
Bazen yanlış sokağa giriyorsunuz.
Bazen geri dönüyorsunuz.
Bazen saatlerce yürüyüp hiçbir yere varamadığınızı düşünüyorsunuz.
Ama sonra bir bakıyorsunuz ki aslında yol boyunca değişmişsiniz.
Daha sabırlı olmuşsunuz.
Daha güçlü olmuşsunuz.
Kimin dost, kimin sadece yol arkadaşı olduğunu anlamışsınız.
Neye değer verip neyi geride bırakmanız gerektiğini öğrenmişsiniz.
Ve belki de başarı tam olarak budur.
Hedefe ulaşmak kadar, o hedefe giderken nasıl bir insana dönüştüğünüzdür.
Benim için başarı nedir?
Bugün bana “Başarı nedir?” diye sorsalar, eskisi gibi cevap vermem.
Eskiden başarıyı daha çok sonuçlarda arardım.
Bugün ise insanlarda arıyorum.
Bir insanın güvenini kazanmak…
Verdiğiniz sözü tutmak…
Zor zamanda birinin yanında olmak…
İşinizi hakkıyla yapmak…
Kimse görmese bile doğru olanı yapmak…
Ve yıllar sonra bir insanın:
“Selami, senin şu gün yaptığın şeyi hâlâ unutmadım.”
demesi…
İşte bana göre gerçek başarı budur.
Çünkü makamlar değişir.
Görevler değişir.
İsimler unutulur.
Ama bir insanın hayatında bıraktığınız güzel iz kolay kolay silinmez.
Sonunda herkes kendi hikâyesini taşır
Hayat bana şunu öğretti:
İnsanların sizin hakkınızda ne düşündüğünü tamamen kontrol edemezsiniz.
Ama sizin nasıl bir insan olacağınızı kontrol edebilirsiniz.
Bırakın isteyen istediğini söylesin.
Bırakın bazıları sizi yanlış anlasın.
Bırakın bazıları emeğinizi görmesin.
Bırakın bazıları sizden vazgeçsin.
Siz kendinizden vazgeçmeyin.
Çünkü hayat, başkalarının sizin hakkınızda yazdığı hikâye değildir.
Hayat, sizin kendi hikâyenizdir.
Ve o hikâyenin en zor sayfalarında bile kalemi elinizden bırakmamak gerekir.
Ben bugün geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum:
Beni güçlendiren sadece kazandıklarım olmadı.
Kaybettiklerim de öğretti.
Kırıldığım insanlar da öğretti.
Sessiz kaldığım zamanlar da öğretti.
Yanıldığım kararlar da öğretti.
Ve en önemlisi…
Kimseye anlatamadığım mücadeleler öğretti.
Belki de insanı gerçekten güçlü yapan şey, başına hiç kötü bir şey gelmemesi değildir.
Başına gelenlerden sonra hâlâ iyi kalabilmesidir.
VE BİR GÜN…
Bir gün herkes kendi yolunun sonuna geldiğinde, geriye ne kadar kazandığımızdan çok, nasıl yaşadığımız kalacak.
Kaç kişiyi ezdiğimiz değil, kaç kişiye el uzattığımız…
Kaç kez alkışlandığımız değil, kimse görmezken kaç kez doğruyu yaptığımız…
Kaç makamda oturduğumuz değil, kaç insanın gönlünde yer bulduğumuz…
hatırlanacak.
İşte o yüzden bugün hâlâ mücadele ediyorum.
Çünkü benim için başarı, herkese kendimi kanıtlamak değil.
Dün olduğum insandan bugün biraz daha iyi olabilmek.
Ve yarın, bugünden biraz daha ileri gidebilmek.
Bazen yoruluyorum.
Bazen kırılıyorum.
Bazen “Artık yeter.” dediğim oluyor.
Ama sonra kendime şunu söylüyorum:
“Selami, daha yol bitmedi.”
Ve yeniden yürüyorum.
Çünkü artık biliyorum:
Başarı, hiç düşmemek değildir.
Başarı, her düştüğünde ayağa kalkacak kadar kendine inanabilmektir.
Ve belki de hayatın bize verdiği en büyük ders şudur:
Kimsenin görmediği mücadeleler, bir gün herkesin gördüğü başarıya dönüşür.