SON DAKİKA
reklam
reklam

AKLIMDA KALMASIN, GÖNLÜN KIRILMASIN

Köşe Yazarı: Selami BALTAOĞLU   Eklenme Tarihi: 26 Eylül 2026, Cumartesi - 12:42   Okunma Sayısı:

                     

Bazı insanları hayatımızdan çıkarırken kapıyı öfkeyle çarpmaya gerek yoktur. Bazen sadece sessizce uzaklaşmak yeter. Çünkü insan, her şeyi hatırlamak zorunda değildir; ama gönül kırmadan gitmeyi bilmek, insan kalmanın en güzel hâlidir.

Hayat bana şunu öğretti:

Her söyleneni aklımda tutarsam yorulurum.
Her yapılanı kalbimde taşımaya kalkarsam ağırlaşırım.
Her kırgınlığın hesabını sorarsam, kendi huzurumu kaybederim.

O yüzden bazı şeyleri unutmayı seçiyorum.

Ama yanlış anlaşılmasın…

Unutmak, yaşananları inkâr etmek değildir.

Sadece artık onların hayatımda taşıyacağı bir ağırlık olmadığını kabul etmektir.

İnsan bazen bir cümleyle kırılır.
Bazen bir bakışla.
Bazen de yıllarca yanında duran birinin, hiç beklemediğin bir anda sana yabancılaşmasıyla…

İşte en çok da bunlar acıtır.

Çünkü yabancının yaptığı dokunmaz insana.

İnsanı, tanıdığı insanın yaptığı üzer.

Ben de zaman zaman kırıldım.

Sustum.

Bazı şeyleri anlatmadım.

Çünkü her doğru, her yerde söylenmez. Her hesap da mutlaka yüksek sesle görülmez.

Bazen insan susar ve kendi içinde bir karar verir:

“Bundan sonra aklımda kalmasın, gönlümde de yük olmasın.”

Ne kin…

Ne öfke…

Ne de geçmişin hesabı.

Sadece bir mesafe.

Çünkü hayat kısa.

Bugün yanımızda olan insanların yarın nerede olacağını bilmiyoruz. Bugün kızdığımız bir insanla belki yıllar sonra karşılaşacağız. Belki bir selam vereceğiz. Belki de hiçbir şey söylemeden geçip gideceğiz.

İşte o gün geldiğinde içimizde taşıdığımız öfkenin bize ne kazandırdığını düşünmek gerekir.

Hiçbir şey.

Çünkü bazı savaşlar kazanılsa bile insanı yorar.

Ben artık insanlarla savaşmaktan çok, kendimle barışmayı seçiyorum.

Kırıldığım yerde biraz susuyorum.

Üzüldüğüm yerde biraz geri çekiliyorum.

Ama kimsenin gönlünde yara bırakmak istemiyorum.

Çünkü biliyorum ki insanın arkasından bıraktığı en değerli şey, söylediği sözlerden çok insanlara nasıl hissettirdiğidir.

Bir gün biri beni hatırladığında;

“Bana çok şey yaptı.” demesindense,

“Beni kırsa bile gönlümü kırmadan gitti.”

demesini isterim.

Belki hayatın en büyük olgunluğu da budur.

Her şeyi söyleyebilecek gücün varken susabilmek…

Haklı olduğunu düşündüğün yerde bile karşı tarafı ezmemek…

Gitmek zorunda kaldığında kapıyı çarpmamak…

Ve geçmişi arkanda bırakırken kimsenin kalbinde ağır bir iz bırakmamaya çalışmak…

Çünkü bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bize bir şey öğretmek için girer.

Kimi sabrı öğretir.

Kimi güvenmeyi…

Kimi affetmeyi…

Kimi de gerektiğinde yoluna tek başına devam edebilmeyi.

Hepsine teşekkür etmek zorunda değiliz belki.

Ama hepsinden bir ders alabiliriz.

Ben artık geçmişe dönüp “Neden böyle oldu?” diye kendimi yormuyorum.

Olmuş.

Yaşanmış.

Bitmiş.

Bazı defterlerin yeniden açılması gerekmez.

Bazı isimlerin yeniden anılması gerekmez.

Bazı insanların da yeniden hayatımıza girmesi gerekmez.

Ama bütün bunları yaparken kalbimizi taşlaştırmaya da gerek yok.

Çünkü kırılmak başka şeydir, kötüleşmek başka…

Ben kırıldım diye kimseyi kırmak istemiyorum.

Bana yapılanı başkasına yapmak istemiyorum.

Çünkü insan, kendisine yapılan kötülüğün devamı olmak zorunda değil.

İşte bu yüzden bugün kendime bir söz veriyorum:

Geçmişin yükünü geleceğe taşımayacağım.

Aklımda kalmasın…

Gönlüm kırılmasın…

Kim ne yaptıysa, ne söylediyse kendi vicdanında taşısın.

Ben kendi tarafıma bakacağım.

Eksiklerimi düzelteceğim.

Hatalarımdan ders çıkaracağım.

Ve yoluma devam edeceğim.

Çünkü hayat, sürekli geriye bakarak yaşanacak kadar uzun değil.

Bazen en güzel vedalar sessiz olur.

Ne büyük sözler söylenir…

Ne kapılar sertçe kapanır…

Sadece insan içinden şunu söyler:

“Sana kızgın değilim. Ama artık aynı yerde değiliz.”

Ve sonra yürür.

Arkasına bakmadan değil…

Kin tutmadan.

İşte benim için huzur biraz da budur.

Aklımda kalmasın…
Gönlün kırılmasın…
Benim de içimde kimseye ağır bir söz kalmasın.

Çünkü günün sonunda insanın yanında ne kırdığı kalpler kalıyor ne de kazandığı tartışmalar…

İnsanın yanında sadece kendi vicdanı kalıyor.

Ve ben, o vicdanın karşısında başımı eğmeden yaşayabilmek istiyorum.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam