SON DAKİKA
reklam
reklam

Finans Sektörünün Görünmeyen Ekonomik Gücü

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 26 Eylül 2026, Cumartesi - 12:31   Okunma Sayısı:

Türkiye ekonomisinin önemli bir bölümünü oluşturan finans sektörü, çoğu zaman banka bilançoları, faiz oranları, kredi hacmi veya borsa endeksleri üzerinden değerlendiriliyor. Oysa sektörün ekonomik büyüklüğünü anlamak için yalnızca bu göstergelere bakmak yeterli değil. 2025 yılı Mali Aracı Kuruluş İstatistikleri, finansal sistemin ekonomiye sağladığı katma değerin, üretim değerinin, istihdamın ve yatırımların boyutunu oldukça net biçimde ortaya koyuyor.

Verilere göre 2025 yılında mali aracı kuruluşlar sektöründe toplam 22 bin 113 girişim faaliyet gösterdi. Bunların 273'ü finansal hizmet faaliyetlerinde, 74'ü sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında, 21 bin 766'sı ise finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde yer aldı.

Burada ilk dikkatimi çeken nokta, sektörün yalnızca bankalardan veya büyük finans kuruluşlarından ibaret olmaması. Finansal sistemin arkasında çok geniş bir hizmet ağı bulunuyor. Aracılık faaliyetlerinden danışmanlığa, sigorta hizmetlerinden diğer yardımcı finansal faaliyetlere kadar çok sayıda işletme ekonominin çarklarının dönmesine katkı sağlıyor.

Katma değer 3 trilyon liraya yaklaştı

Mali aracı kuruluşlarda faktör maliyetiyle katma değer 2025 yılında 2 trilyon 993 milyar TL'ye ulaştı. Üretim değeri ise 4 trilyon 610 milyar TL olarak gerçekleşti.

Bu rakamlar sektörün ekonomideki ağırlığını göstermesi açısından son derece önemli. Üstelik bir önceki yıla göre katma değer yüzde 70,9, üretim değeri ise yüzde 61,2 arttı.

Finansal hizmet faaliyetleri toplam katma değerin yüzde 80'ini oluşturuyor. Sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarının payı yüzde 11,1, yardımcı faaliyetlerin payı ise yüzde 8,9.

Benim açımdan burada önemli olan yalnızca büyüme oranının yüksekliği değil, bu büyümenin ekonominin genel yapısı açısından ne ifade ettiği. Finans sektörü büyüdüğünde bunun reel sektör üzerinde de etkileri oluyor. Kredi, ödeme sistemleri, sigorta, yatırım ve risk yönetimi gibi hizmetler üretim yapan şirketlerin faaliyetlerini doğrudan etkiliyor.

Ancak finansal büyümenin tek başına ekonomik refah anlamına gelmediğini de unutmamak gerekiyor. Finansal sektörün büyümesi ile vatandaşın alım gücünün artması aynı şey değildir. Önemli olan finansal kaynakların ne kadarının üretime, yatırıma ve istihdama yönlendirildiğidir.

360 bin kişilik istihdam

Mali aracı kuruluşlarda yıllık ortalama çalışan sayısı 2024 yılında 352 bin 597 iken 2025 yılında 360 bin 745'e yükseldi. Yani yaklaşık 8 bin kişilik bir istihdam artışı söz konusu.

Toplam istihdamın yüzde 65,9'u finansal hizmet faaliyetlerinde, yüzde 7,7'si sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında, yüzde 26,4'ü ise yardımcı faaliyetlerde gerçekleşti.

Bir başka dikkat çekici veri ise kadın istihdamında ortaya çıkıyor. 2025 yılında ücretli kadın çalışan sayısı 174 bin 949, erkek çalışan sayısı ise 176 bin 328 oldu. Buna göre ücretli çalışanların yüzde 49,8'i kadınlardan, yüzde 50,2'si erkeklerden oluşuyor.

Bu tablo, finans sektöründe kadın ve erkek istihdamının birbirine oldukça yakın olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde özellikle yönetici pozisyonlarında kadınların temsilinin nasıl değişeceği de ayrıca takip edilmesi gereken bir konu.

Personel maliyeti 712 milyar TL

Sektörde personel maliyeti 2025 yılında 712 milyar 175 milyon TL olarak gerçekleşti. Bunun yüzde 84,8'i maaş ve ücretlerden, yüzde 15,2'si ise sosyal güvenlik masraflarından oluştu.

Bu rakam bize finans sektörünün yalnızca sermaye yoğun değil, aynı zamanda ciddi ölçüde insan kaynağına dayalı olduğunu gösteriyor. Yapay zekâ, otomasyon ve dijital bankacılık hızla gelişse de finans sektöründe insan faktörü halen önemli bir ekonomik değer yaratıyor.

Fakat önümüzdeki yıllarda teknolojik dönüşümün istihdam üzerindeki etkisini yakından izlemek gerekecek. Özellikle rutin işlemlerin otomasyona devredilmesi, çalışanlardan beklenen yetkinliklerin değişmesine neden olabilir.

Yatırımlar da dikkat çekiyor

2025 yılında mali aracı kuruluşların sabit sermaye yatırımları toplam satın alış değeri 157 milyar 495 milyon TL oldu. Bunun yüzde 78,8'i finansal hizmet faaliyetlerinde gerçekleşirken, sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarının payı yüzde 7, yardımcı faaliyetlerin payı ise yüzde 14,2 oldu.

Bence asıl mesele burada başlıyor. Finans sektörünün büyümesi kadar yaptığı yatırımın niteliği de önemli. Dijital altyapı, siber güvenlik, yapay zekâ, veri merkezleri ve finansal teknolojilere yapılacak yatırımlar, önümüzdeki dönemin rekabet gücünü belirleyecek.

Sonuç olarak 2025 Mali Aracı Kuruluş İstatistikleri, Türkiye'deki finansal yapının ekonomik büyüklüğünü açık biçimde ortaya koyuyor. Yaklaşık 3 trilyon TL'lik katma değer, 4,6 trilyon TL'lik üretim değeri, 360 bini aşan istihdam ve 157,5 milyar TL'lik sabit sermaye yatırımı küçümsenmeyecek bir ekonomik kapasiteyi gösteriyor.

Ancak bundan sonraki aşamada soru yalnızca “finans sektörü ne kadar büyüdü?” olmamalı. Asıl sorumuz, “Bu finansal büyüme ekonominin üretim gücünü, yatırımlarını, istihdamını ve vatandaşın refahını ne ölçüde artırıyor?” olmalı.

Çünkü güçlü finans sistemi, güçlü reel ekonomiyle buluştuğu zaman gerçek anlamda ekonomik değer yaratır. Finansın görevi yalnızca kendi içinde büyümek değil, ekonominin diğer sektörlerine kaynak sağlayarak üretimi, yatırımı ve istihdamı desteklemektir. 2025 verilerinin bundan sonraki dönemde bize anlatacağı en önemli hikâye de işte bu olacaktır.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam