SON DAKİKA
reklam
reklam

Zıpçıktılar -II-

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 4 Ekim 2026, Pazar - 13:13   Okunma Sayısı:

 

 

Benim de söyleyeceklerim var:

    Tarih boyunca Türkiye topraklarına (Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet dönemi) yönelik en büyük ve en etkili Yahudi akınları başta İspanya, Portekiz, Macaristan, Fransa, Almanya ve Rusya (Doğu Avrupa dahil) olmak üzere farklı Avrupa ülkelerinden gerçekleşmiştirT

    Sultan Orhan (1326-136o) Yahudilere Bursa'da bir mahalle ve Sinagog inşa izni verirken, Sultan I. Murat (1360-1389) Edirne'yi aldığında Edirne Hahambaşısını Rumeli'deki tüm Yahudiler üzerinde yetkili kılmıştı.

    Hahambaşı İsak Sarafati, Orta Çağ Katolik Avrupası’nda zulüm gören Yahudileri "haçın gölgesinden hilâlin gölgesine çağırmıştı.  1376'da Macaristan'dan, 1394.'de Fransa'dan göç eden Yahudiler Osmanlı topraklarına yerleştirildiler. 1415'te İspanya'dan göç eden yeni bir Yahudi grubu ise Bursa'ya yerleştirildi.

    Fatih Sultan Mehmet, Rum ve Ermenilerden sonra, Yahudileri de Hahambaşının başkanlığında millet olarak düzenledi. Fatih Bizans Hahambaşısı Moşe Kapsali'yi Hahambaşılığa atadı. Fatih döneminde, Almanya’dan gelen bir grup Yahudi de Osmanlı topraklarına yerleştirildiler (1470).

    II. Beyazıt döneminde, 1492'de İspanya’dan (Sephardims) ve 1497'de Portekiz'den kaçan yüzbinlerce Yahudi Osmanlı topraklarına kabul edilerek yerleştirildi. Yerel yöneticilere onların giriş ve yerleşmelerine karışılamaması, iyi karşılanmaları, tersine davrananların ölümle cezalandırılacakları bildirilmiştir. Gelen Yahudiler İstanbul, Selanik, Edirne gibi şehirlere yerleştirilmişlerdir.

    ABD'nin İstanbul Başkonsolosu H. Maynard 26 Haziran 1877 tarihli raporunda, "Türklerin Yahudilere Batı Avrupa ülkelerinin bazılarından çok daha iyi davrandıklarını, İspanya'dan kovulduklarında Türkiye'de bir sığınak bulduklarını, kullandıkları İspanyolca ile diğer Yahudilerden ayrıldıklarını, Yahudilere Hıristiyanlardan daha iyi davranıldığı izlenimini edindiğini, Hahambaşının çok etkili olduğunu" yazmaktadır.  

    İngiliz Hükümeti, 1848 Kasım'ında, Rusya'nın Filistin'e yerleşmiş Rus Yahudilerini koruma isteğini kabul etmiştir.

    Osmanlı Devletindeki Yahudilerin sayısı 1881, 1884, 1892,    1903'te Rus zulmünden kaçan ve Balkan ülkelerinden gelen binlerce Yahudi göçmenle birlikte giderek arttı; gelenler Osmanlı topraklarına yerleştirildiler.

Bir İngiliz raporunda, "yüzyıl önce 500 Yahudi’nin bile bulunmadığı Kudüs'te, 1861 'de 13.000 nüfusun 6.000 inin Yahudi, sonraki yıllarda şehrin 80.000 kişilik nüfusunun 50.000’inin Yahudi olduğu” yazılıdır. Hahambaşı Naum Efendi'nin Ittihat ve Terakki ile olan yakınlığı, Ya-hudilerin hükümetle ilişkilerini daha da düzeltti. II. Meşrutiyet'ten sonra çalışan Meclislerde hep dörder Yahudi milletvekili bulunuyordu.

    1917'de Filistin İngiliz ordusu tarafından işgal edildi. İngiliz Dışişleri Bakanı Balfour, Siyonist hareketin önderlerinden Lord Rothschild'a bir mektup yollayarak, İngiliz hükümetinin Yahudiler için Filistin'de bir ulusal yurt kurulması çabasını destekleyeceğini bildirdi.

    II. Dünya Savaşı yıllarında Auscwitz kamplarında yakılan, öldürülen, 3-5 kişi de olsa kamptan kaçan, toplama kamplarına götürülmek üzere belli yerlerde toplanıp götürülen nice insanın yaşadıklarını, Türk Büyükelçiliklerinin Fransa ve Yunanistan’da bulunan Yahudileri Alman askerlerine teslim etmemek için Osmanlı vatandaşı diye sahte pasaport çıkartıp teslim etmeyen Türk Büyükelçiliklerinin yaptıkları, Osmanlı Devleti’nin kabul ettiği Yahudilerin miktarı, yerleştirildikleri yerlerle ilgili geniş bilgiler ise Stanford J. Shaw’ın “1933-1945 Yahudi Soykırımı ve Türkiye” isimli kitabında verilmiştir.      

    Osmanlı Devleti'nin Yahudilere kucak açmasının 500. yılının kutlandığı 1992 yılında, Osmanlı Devleti’nin Yahudileri önce uyruğu olarak benimseyip topraklarına yerleştirmek, sonra da sorunlarına titizlikle eğilmek konusunda gösterdiği engin hoşgörüyü bir kez daha gündeme getirmektedir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam