Yıllar geçti.
Hayat değişti, insanlar değişti, biz değiştik. Bir zamanlar hayatımızın merkezinde olan şeyler bugün uzakta bir hatıra gibi duruyor. Fakat bazı insanlar vardır; zaman onları geçmişe götürür ama kalpten silemez.
Sen benim için hep öyle kaldın.
Sana bugün geçmişi yeniden yaşatmak ya da kapanmış bir kapıyı zorlamak için yazmıyorum. Sadece yıllardır içimde sessizce duran bir gerçeği, ilk kez bu kadar açık söylemek istiyorum:
Bir an olsun seni unutmadım.
Bunu söylemek, seni her gün düşündüğüm anlamına gelmiyor. Hayat devam etti. Ben de yürüdüm. Güldüm, çalıştım, başka günlere uyandım, başka insanlarla aynı masada oturdum.
Ama insanın hayatına devam etmesi, geçmişindeki bazı insanları tamamen geride bıraktığı anlamına gelmiyor.
Sen de benim geçmişimde kalanlardan değilsin.
Sen, geçmişimin içinde hâlâ anlamını koruyan bir parçasısın.
Yıllar bana şunu öğretti: Bazı ayrılıklar insanı sevgiden değil, gururdan, zamansızlıktan, yanlış anlaşılmalardan ve söylenemeyen sözlerden uzaklaştırır.
Belki bizim de söyleyemediğimiz çok şey vardı.
Belki ikimiz de bazı cümleleri zamanında kuramadık.
Belki biraz daha cesur olsaydık, hikâyemizin sonu başka türlü yazılabilirdi.
Bunu artık bilmiyorum.
Ve yıllar sonra insan, bilmediği şeylerin peşinden koşmayı da bırakıyor.
Geriye sadece yaşanmış olan kalıyor.
Ben de bizim yaşadıklarımıza kızgınlıkla değil, minnetle bakıyorum.
Çünkü sen bana yalnızca sevmeyi değil, özlemenin ne demek olduğunu da öğrettin.
Bir insanın yanında olmadan da hayatında kalabileceğini…
Bir sesin yıllar sonra bile hatırlanabileceğini…
Bir bakışın, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin insanın içinde iz bırakabileceğini…
Bazen seni bir şarkıda hatırlıyorum.
Bazen eski bir sokakta.
Bazen hiç beklemediğim bir anda.
Sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor.
Ama o birkaç saniyelik sessizlikte anlıyorum ki bazı hatıraların yaşlanmaya niyeti yok.
Senin hatıran da öyle.
Bugün karşımda olsaydın, sana geçmişin hesabını sormazdım.
“Neden?” diye başlamazdım.
“Keşke”lerle de yormazdım seni.
Sadece gözlerinin içine bakar ve yılların bana öğrettiği o sakinlikle şunu söylerdim:
“Seni hiç suçlamadım. Çünkü seni gerçekten sevdiğim bir zamanda tanıdım ve o duyguyu inkâr edecek kadar küçülmedim.”
Belki sen beni çoktan unuttun.
Belki hayatında bambaşka bir hikâye var.
Buna saygı duyarım.
Çünkü sevgi, insanın karşısındakine sahip olması değil; onun hayatındaki yerini, hatta artık yerinin olmadığını bile kabullenebilmektir.
Ben senden hiçbir şey istemiyorum.
Ne geçmişi geri getirmeni…
Ne yarım kalmış cümleleri tamamlamanı…
Ne de yıllar önce kaldığımız yerden devam etmemizi.
Sadece şunu bilmeni istiyorum:
Hayatımın bir döneminde seni bütün kalbimle sevdim.
Ve bazı sevgiler bitse bile değersizleşmez.
Bizimki de benim için öyle.
Yıllar geçti.
Belki saçlarımıza aklar düştü, belki yüzümüzde zamanın izleri çoğaldı. Ama bazı duygular yaşlanmıyor.
Senin bende bıraktığın duygu da onlardan biri.
Şimdi sana veda eden biri gibi değil, yıllar sonra eski bir dostuna ve bir zamanlar çok sevdiği insana içtenlikle yazan biri gibi söylüyorum:
İyi ki seni tanıdım.
İyi ki seni sevdim.
Ve iyi ki kalbimde güzel bir iz bıraktın.
Belki bir daha yollarımız kesişmez.
Belki bir gün tesadüfen karşılaşır, birbirimize sadece gülümseriz.
Ama o an geldiğinde, içimden tek bir cümle geçecek:
“Yıllar geçti… Ama ben bir an olsun seni unutmadım.”