Balkan savaşları son devir Türk tarihinin en önemli safhalarından biridir. Bugüne kadar Balkan Harbi konusunda çok az sayıda ciddi araştırma yapılmıştır. Hiç kimse başlangıçta asırların muhteşem imparatorluğu olan Osmanlı Devleti’nin küçük Balkan devletlerine yenileceğini düşünmemiştir. Ne var ki, olayların çok kısa ve ani gelişmesi sonucu Osmanlı Devleti, Balkan ülkeleri karşısında zor duruma düştü ve Osmanlının eski başkenti Edirne bile terk edilmişti.
Bu yenilgide zamanın politikacılarının yanlış tutum ve davranışları, ordu üzerinde yaptıkları bölücü etkileri, sevk ve idareden yoksunluk, ehliyet ve liyakat olayına dikkat etmeme gibi faktörlerin payı çoktur. Nitekim 1912 yılının Ekim ayında tamtamlar çalmaya başlamıştır.
1912 yılı…
Balkan Harbi’nin ilk evresi, 1912 Ekim ayında başlamış ve 8 Aralık’ta ilk ateşkesin Edirne Müstahkem Mevki Komutanlığı tarafından imzalanmasıyla son bulmuştur. Dolayısıyla 1912 yılı ve bu yılın ekim, kasım aralık ayları ve 1913 yılı Türk harp tarihinin en acılı günleri olarak bilinir.
Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ’ın seferberlik ilan etmeleri üzerine 1 Ekim 1912 günü de Osmanlı Devleti seferberlik hazırlıklarına başlamış, ancak daha tamamlayamadan 16 Ekim günü Balkanlı Bağlaşıklara harp ilan etmiştir.
Bulgaristan ve Yunanistan, 18 Ekim 1912 günü Osmanlı Devleti’ne harp ilan ettikten sonra Bulgar kuvvetleri, Kurtkale ve Aydoğmuş üzerinden Türk sınırını aşarak ilerlemeye başlamışlardır.
İlginç olay
19 Kasım, Kurban Bayramı’nın arifesi olup muharebesiz geçmiştir. Bulgar kuvvetlerinin özellikle bayramdan yararlanarak taarruz harekâtına girişmeleri beklenmektedir. Müstahkem Mevki Komutanlığı, baskına uğramamak için Edirne Müftülüğüne bir yazı göndererek cephede bulunan subay ve erlerin bayram namazından affedilmelerin rica etmiştir. Bu yazıyı alan Müftülük, Komutanlığın isteğine uyarak şu fetvayı vermiştir:
“Düşman hücumuna maruz kalan bir beldenin muhafazasına memur edilmiş Asakir-i İslamiye’nin bulundukları mahalden infilâkleri, mahzurdan gayri salim olursa asakir-i mezküre bayram namazını terk edebilir mi?”
El cevap: Terk edebilir. Ketebülfakir elhafız Ahmet Nuri
Elmüftü Mimahruseti Edirne
Afianhu “ “
Çarpışmalardan örnekler
… Bulgar 1’inci ve 3’üncü Ordularının Çatalca Mevzii önüne gelerek İstanbul’u tehdit etmesi üzerine büyük devletler ikişer harp gemisi; İspanya, Hollanda ve Romanya ise birer harp gemisini İstanbul limanına gönderip şehirde bulunan kendi elçilik ve iktisadi kurumlarını himaye etmek için karaya 2.250 kişilik bir kuvvet çıkarmışlardır…
Kurban Bayramı’nın birinci günü olan 20 Kasım 1912 günü güneşli bir hava içinde ve sessizce geçmektedir. Saat 15.00’ten itibaren Bulgar kuvvetlerinin güney cephesinden yoğun bir topçu ateşiyle Ahırköy-Kartal Tepe, Doğancaiarızi ileri mevzilerini ele geçirmek üzere taarruza başlamaları bu sessizliği bozmuştur…
…Saat 18.00’de Yassı Tepe’deki Türk mevziinin tüm olarak boşaltılmış olduğu anlaşıldığından buraya taarruza hazırlanan Bulgar 2’nci ve 3’üncü Taburları ilerleyerek muharebe etmeden boş siperleri işgal edip bu tepenin kuzey yamaçlarını tahkim etmeye başlamıştır…
İstihbarat açığı
… 20 Kasım gecesi çalınan bir Türk haberleşmesinde Bulgarlar, Türk kuvvetlerinin 21 Kasım’da Kartal Tepe’yi geri almak amacıyla kale topçusunun ve bir bataryanın desteğinde bir piyade alayı ve iki süvari bölüğüyle taarruza hazırlandıklarını tespit etmişlerdir… Eksikliklerden, komuta zafiyetinden ve lojistik desteğin yetersizliğinden kaynaklanan olumsuzluklar bakın nelere sebebiyet vermiştir.
*Gemi topları gece atışı yapabilecek nişangâhlara sahip değildir. Gemi ışıldakları yetersizdir,
*Silah kullanmak, atış ve manevra yapmak padişah iznine bağlı olduğu için donanmanın eğitim ve atışları zayıf kalmıştır.
*Ereğli Kömür İşletmeleri amele yetersizliği nedeniyle Deniz Kuvvetlerine kömür verememiş, gemiler bazen birbirlerinden kömür almak zorunda kalmışlardır. (Yadıgâr-ı millet muhribi 14 Aralık 1912 günü ifa edeceği bir vazife nedeniyle Barbaros zırhlısından 150 çuval kömür almak zorunda kalmıştır. Mali imkânsızlıklar nedeniyle gemilerin haftalarca kömür alamadıkları olmuştur.
*Osmanlı donanmasının su ikmalini yapacak kendine özel bir su gemisi yoktur. Harp gemilerine su verecek tek kaynak Nara’daki çeşme ve bu suyu gemilere taşıyacak vasıta ise iki adet su dubasıdır. (Devam edecek)