Bazen bir insan için yaptığınız iyiliklerin sayısı arttıkça, değeriniz artmaz. Tam tersine, yaptıklarınız görünmez olur. Çünkü bazı insanlar iyiliğe alışır; bir süre sonra iyiliği lütuf değil, görev sanmaya başlar.
Hayat bana şunu öğretti:
Ne kadar çok verirseniz, bazı insanlar o kadar fazlasını bekliyor.
Bir gün vaktinizi verirsiniz, yetmez.
Bir gün emeğinizi verirsiniz, unutulur.
Bir gün kendi huzurunuzdan vazgeçersiniz, kimse fark etmez.
Sonra bir gün “Hayır” dersiniz…
İşte o zaman bütün yaptıklarınız bir anda unutulur.
Çünkü bazı insanların hafızasında sizin yıllarca verdiğiniz emek değil, bir kez vermediğiniz şey kalır.
Oysa fedakârlık, insanın kendinden vazgeçmesi değildir.
Sevdiğiniz, değer verdiğiniz insanlar için elbette elinizden geleni yaparsınız. Omuz verirsiniz, destek olursunuz, zor zamanında yanında durursunuz. Karşılığında alkış beklemezsiniz.
Ama insanın da bir sınırı vardır.
Sürekli anlayan taraf olmak, sürekli alttan almak, sürekli affetmek ve sürekli veren kişi olmak bir süre sonra fedakârlık olmaktan çıkar; kendinizi tüketmeye dönüşür.
En acısı da şudur:
Siz bir insanın hayatını kolaylaştırırken, o insan sizin fedakârlığınızı zamanla normal kabul eder.
İlk yaptığınızda teşekkür eder.
İkinci yaptığınızda alışır.
Üçüncü yaptığınızda bekler.
Dördüncüde ise yapmadığınız zaman sizi suçlar.
İşte nankörlük biraz da böyle başlar.
İyiliği alışkanlık haline getirenler, bir gün iyilik görmeyince sizi kötü ilan edebilir.
Ben artık şuna inanıyorum:
İyilik yap ama kendini tüketme.
Fedakârlık yap ama sınırını kaybetme.
Sev ama kendini unutma.
Destek ol ama bir insanın bütün yükünü sırtına alma.
Çünkü herkes sizin kadar vefalı olmayabilir.
Ve herkes sizin verdiğiniz değerin kıymetini bilemeyebilir.
Bazen insanın yapması gereken en büyük fedakârlık, kendisine haksızlık etmeyi bırakmaktır.
Bugün geriye dönüp baktığımda, verdiğim emeklerden pişman değilim. Çünkü ben yaptıklarımı karşılık bekleyerek yapmadım.
Ama artık kime ne kadar vereceğimi biliyorum.
Çünkü hayat insana bir noktadan sonra şunu öğretiyor:
Fazla fedakârlık, yanlış insanın elinde değersizleşir.
Ve insan, kendisini tüketerek kimseye gerçek anlamda iyilik yapamaz.
Ben iyilikten vazgeçmedim.
Sadece iyiliğimin kıymetini bilmeyene kendimden eksiltmemeyi öğrendim.