SON DAKİKA
reklam
reklam

Enflasyonda yüzde 30 sınırı aşıldı

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 7 Ekim 2026, Çarşamba - 11:12   Okunma Sayısı:

Eylül ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla birlikte Türkiye ekonomisinde uzun süredir beklenen önemli bir eşik geride bırakıldı. Tüketici fiyatları eylülde aylık yüzde 1,84 artarken, yıllık enflasyon yüzde 29,73 seviyesine geriledi. Böylece yıllık enflasyon 57 ay sonra yeniden yüzde 30’un altını gördü. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in değerlendirmesi de bu noktaya odaklandı. Ancak bana göre asıl mesele yüzde 30’un altına inmekten çok, bundan sonra düşüşün kalıcı ve vatandaşın günlük hayatında hissedilir hale gelip gelmeyeceğidir.

Bakan Şimşek, eylül verilerinin ardından yaptığı değerlendirmede dezenflasyon sürecinin ulaştırma hariç genele yayıldığına dikkat çekti. Bu önemli bir tespit. Çünkü enflasyonla mücadelede sadece yıllık oranın gerilemesi yeterli değil. Fiyat artışlarının ekonominin farklı alanlarında aynı anda yavaşlaması gerekiyor. Aksi halde bir veya iki kalemde yaşanan düşüş, genel enflasyon görünümünü geçici olarak değiştirebilir.

Eylül ayında özellikle gıda tarafındaki gelişme dikkat çekti. Bakan Şimşek, gıda enflasyonunun geçen yılın aynı dönemine göre 8,4 puan azalarak yüzde 27,6’ya gerilediğini belirtti. Gıda fiyatları vatandaşın en yakından takip ettiği kalemlerin başında geliyor. Çünkü resmi enflasyon rakamlarının ötesinde, markette, pazarda ve mutfakta hissedilen fiyat değişimleri vatandaşın enflasyon algısını doğrudan etkiliyor.

Eğitim tarafında da önemli bir gerileme var. Şimşek, kural bazlı düzenlemelerin de katkısıyla eğitim enflasyonunun yıllık 17,5 puan düşerek yüzde 48,6 seviyesine indiğini açıkladı. Ancak yüzde 48,6 hâlâ oldukça yüksek bir oran. Dolayısıyla burada yaşanan düşüş olumlu olmakla birlikte, eğitim maliyetlerinin hane bütçeleri üzerindeki baskısının tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün değil.

Konut ve kira konusu ise Türkiye’de enflasyonun en kritik başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Bakan Şimşek, yıllık kira enflasyonunun geçen yılın aynı ayına göre 27,8 puan gerileyerek yüzde 41,3’e indiğini ve öncü göstergelerin düşüşün devam edeceğine işaret ettiğini söyledi. Bu gelişmenin önemi büyük. Çünkü kira artışları sadece kiracının bütçesini değil, genel hizmet enflasyonunu da etkiliyor.

Fakat burada da bir ayrım yapmak gerekiyor. Enflasyonun yüzde 41,3 olması, kiraların yüzde 41,3 ucuzladığı anlamına gelmiyor. Sadece kira fiyatlarındaki yıllık artış hızının yüzde 41,3 seviyesine gerilediğini gösteriyor. Vatandaş açısından ise fiyat seviyesi hâlâ yüksek. Enflasyonun düşmesi, fiyatların gerilemesi değil, daha yavaş artması anlamına geliyor. Ekonomide bu ayrımın özellikle vurgulanması gerektiğini düşünüyorum.

Eylül verilerinin bir başka önemli tarafı da çekirdek enflasyon. Enerji, gıda, içecek, tütün ve altın hariç hesaplanan çekirdek enflasyon eylülde aylık yüzde 2,14 arttı ve yıllık yüzde 28,70 oldu. Hizmet grubundaki yıllık artış ise yüzde 37,65 seviyesinde gerçekleşti. Bu rakamlar, enflasyonla mücadelede önümüzde hâlâ önemli bir mesafe bulunduğunu gösteriyor.

Bakan Şimşek’in açıklamasında dikkat çeken bir diğer konu petrol fiyatları oldu. Son dönemde yükselen petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini sınırlamak amacıyla mazottan sonra benzinde de eşel mobil uygulamasından kademeli olarak çıkıldığını belirten Şimşek, Merkez Bankasının savaş olmasaydı enflasyonun bu yıl 7 puan daha düşük olacağını hesapladığını ifade etti.

Burada Türkiye ekonomisinin dış şoklara ne kadar açık olduğu bir kez daha görülüyor. Petrol fiyatları yükseldiğinde akaryakıt maliyetleri artıyor. Bu artış taşımacılıktan üretime, tarımdan hizmetlere kadar geniş bir alana yayılabiliyor. Dolayısıyla enflasyonla mücadele yalnızca para politikasıyla yürütülebilecek bir süreç değil. Enerji, gıda, konut, üretim ve lojistik politikalarının da birlikte ele alınması gerekiyor.

Hazine ve Maliye Bakanının 2027 yılına ilişkin mesajı da bu nedenle önemli. Şimşek, başta kira ve eğitim olmak üzere hizmet enflasyonundaki ataletin azalmasının ve emtia fiyat artışlarının etkisinin zayıflamasının gelecek yıl enflasyondaki düşüşe katkı sağlayacağını belirtti. Ayrıca konut ve gıda arzını artırmaya yönelik politikaların sürdürüleceğini ifade etti.

Benim açımdan bundan sonraki dönemde en önemli gösterge, vatandaşın hayatında enflasyonun nasıl hissedileceğidir. Yıllık oranın yüzde 29,73’e gerilemesi elbette önemli bir eşik. Fakat maaşların, emekli gelirlerinin ve sabit gelirlerin satın alma gücü açısından yalnızca yıllık oranı izlemek yeterli değildir. Gıda, kira, enerji, ulaşım ve eğitim gibi temel harcamaların seyri çok daha belirleyici olacaktır.

Sonuç olarak eylül ayı rakamları dezenflasyon açısından olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Yıllık enflasyonun yüzde 30’un altına inmesi önemli bir psikolojik eşik. Ancak bu başarıyı kalıcı hale getirmek daha zor olan aşama. Bundan sonra beklentilerin iyileştirilmesi, fiyatlama davranışlarının normalleşmesi, hizmet enflasyonunun düşürülmesi ve vatandaşın satın alma gücünün yeniden güçlendirilmesi gerekiyor.

Enflasyonla mücadelede hedef yalnızca rakamları düşürmek olmamalı. Asıl hedef, fiyat istikrarını sağlayarak vatandaşın geleceğini daha rahat planlayabildiği, işletmelerin maliyetlerini öngörebildiği ve yatırım kararlarının daha sağlıklı alınabildiği bir ekonomik ortam oluşturmak olmalıdır. Eylül rakamları bu yolda önemli bir kilometre taşıdır. Şimdi herkesin gözü, bu düşüşün önümüzdeki aylarda ne kadar kalıcı olacağında olacaktır.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam