SON DAKİKA
reklam
reklam

Geçmişin dili

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Ekim 2026, Çarşamba - 11:24   Okunma Sayısı:

 

Delice yazılmış bir kitap

1911-1922 yılları arasındaki dört büyük savaşı yaşamış olan Türk insanı, savaş meydanlarında yüzlerce hatta binlerce gencini kayıp vermiş, okuma yazma oranını yükseltememiş ve Cumhuriyet kurulduktan sonra Erzincan depremi gibi yürekleri yakan bir acıyı daha yaşamıştır.

 

Depremzede Osman, akıl ile kaderi, hastalık ile onuru kendisinde buluşturan baba Osman olmuş, nice depremleri ruhunda yaşatmış bir kişidir. Toplumsal depremlerin bireye indirgendiği bu özgün romanı okudum, zaman zaman kendi hayatımdan kesitlerle karşılaştırdım.  

   

“Deli Osman” isimli kitabın çatısını 1939 Erzincan depremi üzerinden kuran Darıca gazetesi sahibi sevgili Erol Polat, kültür hayatımıza önemli bir katkıda bulunmuştur. Davulların yankılandığı köyleri ve gizemli yüce dağların kenarlarından dolaşan trenleri, vatan hizmetine koştuğu için yavuklusundan nişanlısından ayrı kalan gençleri ve Müzeyyen’in sessiz direncini anlatan satırlar buram buram Anadolu kokmaktadır.

 

Köy insanının kendine has kelime telâffuzları, kısa cümleleri ama anlamları ağır sözleri, unutulmaya yüz tutmuş tabirleri “ana dolu” yurdumuzun özellikleri şeklinde sunulmuştur. Bu değerli çalışmayla edebiyatımıza katkı sağlandığı muhakkaktır.

 

Leonardo Da Vinchi

15 Nisan 1452 Cumartesi… Bir gayri meşru çocuk doğmuştur. Lonardo… Günah çocuğu değil aşk çocuğudur. Yirmili yaşlarda mesleği ressam olarak geçer. İtalya’nın Vinci kasabasında…

“Evrende öz, bulunuş ya da kurgu olarak ne varsa ressam onu ilk önce düşüncesiyle sonra elleriyle kavrar. Üstelik bu eller öylesine mükemmeldir ki, bir an için göze gerçeğin ta kendisi olarak görünen oranlar uyumunu doğurur.”

Leonardo için resim, “bir nihaî amaç” , mutlağın araştırılması, bütün sanatların biraraya getirilmesiyle deneyimin bir bireşimidir. Sanat felsefedir, kapalılıkla beslenir, dile gelmezin kızıdır, doğayı bire bir taklit etmez.

 

“Görünmez olanı canlandırmak”

Teknolojinin ve bilimin büyük ustasının düşü… Çağların nasıl gelişeceğini öngören, kendi çağını zamanı aşan bir gizemin öyküsü… Rönesans’ta bir devin, bir ustanın, Leonardo da Vinci’nin öyküsü… En önemli Leonardo araştırmacılarından Alessandro Vezzosi’den, sayısız el yazması ve belgelerle desteklenmiş, şimdiye dek süregelen incelemelerden çok daha güncel bir yapıt… Gerçek Leonardo’ya uzanan bir yol, yüzbaşlı bir devin izinde gelişen serüven… 

 

Her ölümlü gibi

Ölüm ona da gelip çatacaktır. “Ölümünden birkaç saat önce bu yaşlı adam bana yüz yıl yaşamış olduğunu ve zayıflıktan başka hiçbir fiziksel rahatsızlık hissetmediğini söyledi ve bir hastane yatağına oturarak hiç hareket etmeden ve en ufak bir rahatsızlık belirtisi göstermeden tatlılıkla yaşama veda etti. Böyle tatlı bir ölümün nedenini bulabilmek için otopsi yaptım… Diğer bir otopsi iki yaşında bir çocuk üzerinde yapıldı ve orada onun durumunun yaşlı adamın durumunun tam tersi olduğunu keşfettim.” (Winsor RL, 19027b)

 

Atinalı hatibin toplantısı

    Yunan Hatip Demostenes, bir gün Atina’daki toplantıda konuşmak için kürsüye çıkmış. Halk, kendi arasında konuşuyor, gürültüyü kesmiyormuş. Bunun üzerine Demostenes halka hitaben,

 

    ---Size yalnızca iki cümlecik söyleyeceğim. Sözünü tamamlar tamamlamaz bir fıkra anlatmaya başlamış. 

    ---Vaktiyle bir Atinalı gitmek istediği yer için eşek kiralamış. Eşeğini kiraya veren adam da aynı yere gideceği için beraberce yola koyulmuşlar. Tam yarı yola geldiklerinde havanın ısısı artmış, sıcak basmış. Dinlenmek için mola vermek zorunda kalmışlar. Fakat ortalıkta hiç gölgelik yer yokmuş. Eşeğin asıl sahibi hemen eşeğin gölgesine sığınmış. Bunu gören öteki adam hiddetlenmiş,

    ---Oraya oturmak benim hakkım, demiş.

    ---Niçin?

    ---Çünkü eşeğini kiraladım ben!

    ---Ama ben eşeğin gölgesini kiraya vermedim ki! Derken aralarında muazzam bir kavga çıkmış.  Demostenes, sözün burasına gelince, hemen kürsüden inmiş. Halkın, 

    ---Sonra ne olmuş, anlatsana?  diye bağırması üzerine, tekrar kürsüye çıkmış ve,

    ---Ey ahali sizin iyiliğiniz için bir lâf edeyim dedim, dinlemediniz. Ama bir eşeğin gölgesini nasıl da merak ediyorsunuz, demiş.

 

    Onun bu sözleri orada bulunanları fena halde utandırmış ve bu sayede Demostenes, kendisini dikkatle dinlemek zorunda kalanlara güzel bir konuşma yapmış.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam