SON DAKİKA
reklam
reklam

İnatçı Pers’in Batı’ya direnmesi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 23 Ekim 2026, Cuma - 13:05   Okunma Sayısı:

 

İran’ın Avrupa ülkeleri ve ABD ile nükleer müzakereler yaptı. Kendisinden istenenlere karşı direndi. “Ağlamayan çocuğu meme vermezler” sözünün doğruluğunu kanıtladı. Son bir yıl içinde günlerce süren görüşmelerde çeşitli konulara cevaplar verdi.  

İran’da Humeyni önderliğinde gerçekleşen 1979 İslam Devrimi sonrasında Batılı ülkelerin aşamalı şekilde başlattığı ambargolar, 47 yıldan beri sürüp gitmiş, Ahmedinejad döneminde ise yaptırımlar daha da ağırlaştırılmıştı.

 

Ambargolu dönemler

    Başbakan Musaddık, kendi iktidarı döneminde (1951-1953) Petrolün millileştirilmesi” politikasını gütmüş, kendi petrolünü dünya pazarlarına ihraç etme konusunda İngiltere’nin ambargolarıyla karşılaşmıştı. Bu olay onun iktidardan devrilmesine yol açmıştı. 

1980 yılında İranlı bazı üniversite öğrencilerinin Tahran’daki ABD Büyükelçiliğini işgal etmesi ve 66 diplomatı rehin almaları, uzun süreli yeni bir ambargonun başlangıcı olmuştu. ABD Başkanı Jimmy Carter, İran’a verilecek olan 300 milyon dolar değerindeki askeri yedek parça yardımını askıya almış, ülkenin petrolü 4 milyon varilden 1 milyon varilin altına düşmüştü. 

İran’ın ABD bankalarındaki 12 milyar doları ise bloke edilmişti. 444 gün rehin tutulan ABD diplomatlarının serbest bırakılmasından sonra İran’a uygulanan ambargolar kaldırılmış; fakat ABD bankalarında dondurulan 12 milyar dolarlık varlığı serbest bırakılmamıştı.

 

İkinci 10 yılda ambargolar devam etti

    Sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı içinde 1987 yılında İran’a askeri alanda kullanılan 150 kalem kimyasal maddenin ihracını ve İran’dan petrol alımını yasaklayan ABD, 1992’de İran’ın balistik füze, atom bombası, kimyasal ve biyolojik silahlar edinememesi için birtakım siyasi girişimlerde bulunmuştu. 1995’te ABD’de, İran ve Libya’nın enerji sektörlerinde önemli yatırımlara girişen yabancı şirketlerin cezalandırılmasını kapsayan yasayı uygulamaya başlamıştı.

Clinton 1999’da toplu ölümlere neden olan silah ve terörizme destek kapsamına girmediği gerekçesiyle gıda ve ilaç, 2000 yılında petrol dışı ürünlerden halı ve kuru meyve gibi bazı kalemlerden ambargoları kaldırmıştı.

 

Üçüncü 10 yılda kâğıt üzerinden tehditler

    2004’te Mahmud Ahmedinejad’ın İran Cumhurbaşkanı olmasının ardından ülkede nükleer faaliyetlerin ivme kazanması Batı’da İran’ın nükleer silah üretme çabası olarak değerlendirilmiş ve 2004-2005 yıllarında ambargolar arttırılmıştı. Aynı dönemde ABD ve İsrail yönetimleri İran’ı askeri saldırıyla tehdit etmeye başlamışlardı. 

    2005 ortalarında İran, BM kontrolündeki Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) ülkenin nükleer faaliyetlerini inceleme talebini kabul edince uranyum zenginleştirmeye devam etti. 2006’da İran’la görüşmelerin akamete uğraması nedeniyle bu ülkenin nükleer faaliyetlerini içeren dosya ilk olarak BM Güvenlik Konseyi’ne götürüldü ve BM üyesi ülkelerin oylamasıyla da bu ülkeye uygulanan ambargolar tanındı. BM’de ambargoların süresi 4 kez uzatıldı. 

Yine aynı yılın ocak ayında, Londra’da bir araya gelen BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ve Almanya (5+1) İran’ı nükleer silah yapmaya yönelik çabalarda bulunmakla suçladı. Bu oturumda Rusya kararı onaylarken Çin çekimser kaldı. 2006 Eylül ve 2007 Ocak aylarında bazı İran bankaları ambargo listesine alındı. 

 

Banka sektörüne ağır baskılar

    2008’in Eylül ayında nükleer faaliyetler ve silah üretimi suçlamasıyla İran’ın nakliye ve hava taşımacılığına ambargo getirildi. 2008 Haziran ayında İran Tovsia-Sadırat Bankası’na ambargo uygulandı. 2009 yılında ABD’de yapılan seçimleri kazanan Barack Obama’nın işin başına gelmesiyle ambargoların kapsamı genişletildi, şiddeti arttırıldı. 

    2010 Eylül ayında bazı İranlı iş adamlarının banka hesapları bloke edildi ve ihracatları engellendi. 2011 sonlarında İran Merkez Bankası ambargo kapsamına alındı. 2015’in ilk aylarında da İranlı bazı şirketlerin yurt dışı faaliyetleri durduruldu. İran ile BM’nin beş daimi üyesi ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın oluşturduğu 5+1 ülkeleri arasında yürütülen müzakerelerde anlaşma sağlandığı açıklandı.

Bush’un ‘şer ekseni’ndeki İran ile Obama liderliğindeki ABD yönetimi arasında esen sıcak rüzgârlar, 14 Temmuz 2015’te meyvesini verdi. 36 yıl önce “İslam Devrimi” ile kopan ilişkilerde yeni bir sayfa açıldı. İran nükleer faaliyetleri konusunda Batı ile anlaştı.

 

Ambargolar ne karşılık gördü

    Diplomatik kaynaklara göre, taraflar arasındaki anlaşmazlıklar silah ambargosu, yaptırımlar, denetimler ve nükleer araştırma konularından kaynaklanıyordu. Silah ambargosu konusunda İran, balistik füze ve konvansiyonel silahların alımı ve satımı üzerinde uygulanan 2007 tarihli BM yaptırımlarının kaldırılmasını talep ediyordu. 5+1 Grubundan Rusya ve Çin de İran’ın bu talebine destek veriyor.

ABD ve AB tarafı ise konvansiyonel ve balistik füzelerle ilgili yaptırımların müzakerelerin konusu olmadığını ve 2 Nisan’da Lozan’da varılan uzlaşı metninde yer almadığını ileri sürerek bu talebi reddediyordu. 

 

Ambargolar İran’a kazanım sağladı mı?

    Elbette sağlandı. Başbakan Musaddık’ın çıkışıyla İran, İngilizlerin İran petrolü üzerindeki kontrolüne son vermiş ve ambargoların kaldırılmasını sağlamıştı. 2013 yılında ambargo kapsamı azaltıldı. Geçmiş yıllarda BM’nin beş daimî üyesi ortak karar alabiliyorken Çin çekimser kalmayı tercih ediyordu. Şimdi ise Çin ve Rusya İran’ın yanında yer alıyor.

    Yaptırımların nasıl, ne zaman kaldırılacağı ve neleri kapsayacağı konusunda da bir anlaşmazlık vardı. İran bütün yaptırımların anlaşma yürürlüğe girdikten sonra kaldırılmasını istiyordu. ABD ve AB ise yaptırımların ancak BM denetçilerinin İran’ın anlaşmaya uyup uymadığını bildirmesinden sonra kademe kademe kaldırılmasını, hatta anlaşmaya uyulmadığının tespit edilmesi halinde ise yeniden yaptırımların otomatik olarak uygulanmasını savunuyordu.

    Ayrıca ABD, sadece nükleer faaliyetlerle ilgili yaptırımların kaldırılmasını isterken, insan hakları ve demokrasi sorunlarıyla ilgili yaptırımların devam etmesinde ısrar ediyor. İran, taleplerinin karşılanmasında israr ederken devlet olma özelliğini dünyaya anlatmış ve nükleer çalışmaları konusunda haklılığını ispat etmiştir. 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam