SON DAKİKA
reklam
reklam

Olur böyle şeyler -II-

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 27 Ekim 2026, Salı - 12:31   Okunma Sayısı:

 

Harp sonrası görüşmeler

    Rus ve Nemçe (Avusturya) esirleriyle birlikte İstanbul’a getirilen diğer devletlere ait esirlerin serbest bırakılmasına rağmen Felemenkli altı esirin hâlâ tutuluyor olması Felemenk’i rahatsız etmiş. Felemenk elçisi, kendi esirlerinin de serbest bırakılmasını istemiş. Osmanlı hükümeti, talebi ele alarak bir daha düşman askeri içinde bulunmamaları kaydıyla Felemenkli esirlerin serbest bırakılmasını kabul etmiş.

    Hollanda’da Fransa’nın himayesinde kurulan Batay Cumhuriyeti, 1798 yılında Napolyon’un Mısır’a yaptığı saldırıyı destekleyince Türkiye-Hollanda ilişkileri gerilmiş, Osmanlı hükümeti Hollandalı tüccarların hareket serbestilerini kaldırmıştır. 1804 yılından itibaren Osmanlı–Hollanda ilişkileri yeniden düzelmeye başlayınca Hollandalı konsolos ve tercümanların beratları yeniden kendilerine verilmiştir.

    Napolyon, Hollanda’yı Fransa’ya bağlayınca 1810 yılında iki ülke ilişkileri yeniden askıya alınmıştır. 1814’te Hollanda Krallığı’nın kurulmasıyla siyasî ve ticarî ilişkiler yeniden başlatılmıştır. İstanbul, Hollanda’nın Doğu ticaretinde önemli ve vaz geçilmez bir merkez olmuştur.

 

Ticarette kefe’nin biri ağır basıyor 

    Ticaretin devamlı olarak Hollanda gemileriyle yapılması ekonomik ilişkileri güçlendirse de Avrupa’nın ucuz sanayi maddelerinin Osmanlı ülkesine girmesi, Osmanlı ticarî dengesini sarsmıştır. 1821 Mora İsyanı baş göstermesi üzerine 1825 yılında Hollanda, Hugo van Zuylen’i İstanbul’a büyükelçi olarak tayin etmiştir. 

    İngiltere, Fransa ve Rusya Mora İsyanı’nı destekledikleri için Zuylen bu ülkelerle Osmanlı devleti arasındaki diplomatik faaliyetlerde önemli rol oynamıştır. Sonraki tarihte ise Hollanda hükümeti malî imkânsızlıklar içine düşmüş, yeni elçi dahi tayin edememiştir.

 

Osmanlıların elçi tayin etmeleri

    19’uncu yüzyıldan itibaren Osmanlılar da Hollanda’da daimî elçilik açmışlardır. Osmanlı hükümeti nazarında yeri olan, varlıklı ve mevki sahibi Rumlar, Osmanlı elçisi olarak seçilmiş ve gönderilmişlerdir.

    Yazının başında belirttiğim Kuzey Denizi’nin Venediklileri diyebileceğimiz Hollandalılar tıpkı Avrupa’nın güneyindeki Ceneviz ve Venedikliler gibi ticaretle uğraşmışlardır. Bu yüzyıldan itibaren sömürgeler edinen Hollanda, Osmanlı devletinin Endonezyalı Müslüman öğrencileri askeri okullarda okutma kararı üzerine İslam dini üzerine ilgisini arttırmış, hatta Müslüman hacılarla bile ilgilenmiştir. 

 

I. Dünya Savaşı’nda

I.Dünya Savaşı’nda Hollanda ile ticarî ilişkilerimiz kesilmiştir. Lozan Konferansı’nda Hollanda, Türkiye konusunda taraf olmamaya dikkat etmiş, doğrudan askeri veya siyasi ittifak kurmamıştır.

İlişkiler daha çok Hollanda’nın tarafsız statüsü üzerinden yürütülen diplomatik aracılıklar ve konsolosluk hizmetleri seviyesinde kalmıştır. Hollanda, Türkiye ile 30 Haziran 1925’te dostluk ve iş birliği antlaşması imzalamıştır. 1960’lı yıllar Türk işçilerinin Hollanda’ya gitmesiyle farklı bir boyut kazanmıştır.

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Hollanda ziyareti

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Osmanlı-Hollanda ilişkilerinin 400’üncü yıl dönümü dolayısıyla Hollanda devletinin konuğu olarak 16 Nisan 2012’de Hollanda’ya resmi ziyarette bulunmuş, Kraliçe tarafından kendisine “Hollanda Aslanı Büyük Şövalye Nişanı”, eşi Hayrünnisa Gül’e de “Hollanda Kraliyet Büyük Nişanı” tevcih edilmiştir.

 

Kaynaklar: Başbakanlık Osmanlı Arşivi

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam