SON DAKİKA
reklam
reklam

Küçük bir karşılaştırma

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 19 Mart 2018, Pazartesi - 11:00   Okunma Sayısı:

Afrin’deki son durum
Şanlı ordumuz ve ÖSO birlikleri, Afrin civarındaki Cinderes'i ele geçirdi. “Zeytin Dalı Harekâtı”nın 49’uncu gününde, etkisiz hale getirilen terörist sayısı, 3 bini aştı. Birliklerimizin Suriye’deki terör örgütleri PKK, PYD/YPG ve IŞİD’e karşı ocak ayında başlattığı operasyonlar sonunda Afrin bölgesinin % 60'lık kısmı teröristlerden temizlendi. 
Kritik öneme sahip noktalardan biri olan Kefer Cenne köyü içerisinde terör örgütü PYD/PKK’nın eğitim kampı da TSK ve ÖSO tarafından ele geçirildi. Harekât kapsamında TSK ve ÖSO güçlerine karşı saldırıların yapıldığı kamp, jetler tarafından havadan vuruldukça buradaki çok sayıda aracın, silahın ve gerecin demir yığınına döndüğü görülüyor. 
Bu kamplarda terör örgütünün tüneller kazdığı, kurduğu atölyelerle militanlarına kıyafetler diktiği ve teçhizat ürettiği anlaşılıyor. Depolarda bulunan çok miktardaki ayakkabı ve kıyafet ele geçirilirken çeşitli mühimmata da el konuluyor. Bu kamplara daha önceden gözlemci olarak gelen Rus askerlerinin de konakladığı öğreniliyor.

Şükür ki, askerimizin morali yerinde
Başarıyla devam ettirilen harekât, yeni kahramanlıkların ortaya çıkmasına, yeni ürettiğimiz ve geliştirdiğimiz silah ve mühimmatı tanımamıza, yeni taktikler uygulamamıza ve teröristlerin tuzaklarına karşı eğitim seviyemizin yükselmesine neden oluyor.
Bütün bunlar ve harekât alanına sevk edilen yeni askerler, geçtikleri bölgelerde halkımızın sevgi gösterilerine heyecanla ve tebessümle cevap veriyor. Her birisi gayet mağrur, eğitimli ve yürekli görüntü veriyor. Dolayısıyla askerimizin moralinin yüksek seviyede olduğu ve tüm ihtiyaçlarının karşılandığını görülüyor. Yetkililer, operasyona katılan birliklerin Türkiye´den aldıkları haberler ve destek ile güç bulduğunu ve teröristle mücadelenin bu şekilde daha kolay ilerlediğini ifade ediyorlar.
Öte yandan sınır ötesinde terör örgütleriyle mücadelesini sürdüren askerlerimizin tek isteğinin halkımızın kendilerine yönelik desteklerini ve dualarını sürdürmesi olduğu söyleniyor. Askerlerimiz, “Bizlere ulaştırılması için Türkiye´nin çeşitli illerinden her türlü malzemenin sınıra gönderildiğini öğreniyoruz. Sık sık komutanlarımız da bu malzemeleri bizlere ulaştırıyor. Alınca çok mutlu oluyor ve böyle bir milletin ferdi olup, mücadele ettiğimiz için gurur duyuyoruz. Ancak, bizim kıyafet ve gıda gibi tüm ihtiyaçlarımız zaten karşılanıyor” diyorlar.
Sınır ötesinde en çok ihtiyaç duydukları malzemenin ise, aileleriyle görüşebildikleri cep telefonlarını şarj edebilmek için şarj aleti olduğunu da belirtiyorlar.

Obüs ve ÇNRA (Çok namlulu roketatarlar)’lar
Ekranlara İHA, SİHA, Atak helikopterleri, Fırtına obüsleri ve ortalığı cehenneme çeviren ÇNRA (çok namlulu roketatar)’ları görüyoruz. Düne kadar bu fakir milletin paracıklarını dışarıya vererek aldığımız ve arız, yedekleme veya yeni ihtiyaç hallerinde sıkıntılar yaşadığımız bu gibi silah ve araçları artık kendimiz üretiyor olmamız sanırım hepimizi gururlandırıyordur. Üstelik bu silahlar hem menzil itibariyle erimli, hem de tam isabetli vuruşlarıyla dikkat çekici, ucuza mal edilen fiyatlarıyla ekonomimize nefes aldırıcı niteliktedir.
Muharebe alanına tank taşıyan TIR’lar, mühimmat taşıyan konvoylardaki araçlar, muhabere set ve vasıtaları, radarlı topçu üniteleri, yeni yazılımların üretilmesi nerelerden nereye geldiğimizi gözler önüne sermekte ve bir emekli subay olarak beni gururlandırmaktadır.
Karşılaştırmalar
Kara Harp Okulu’nda okurken Kıbrıs Barış Harekâtı başlamıştı. Bu dönem itibariyle ben Tuzla Piyade Okulu’nda staj görüyordum. Dikkatimi çekenler arasında faks makinesi ilk sırayı almıştı. Yazılı kâğıdı makineye veriyorsunuz, kilometrelerce öteden yazı çıkıyordu. Bu ne kadar önemli bir gelişmeydi(!).
Muhabere (Haberleşme) derslerimizde gördüğümüz AN/PRC/10 telsizleri sırta takılıyor, kocaman antenli, gevşek kalibrasyon ayarlı telsiz serisiydi. Görseniz, bu cesametiyle uzayla bile görüşmenin mümkün olacağını zannederdiniz.
Oysa muhabere menzili çok kısa (1 km) telsizlerdi. Görüşme yapacak iki nokta arasında tepe, duvar vb engel varsa görüşmek de mümkün olmuyordu. Batarya olarak pil kullanılıyor ve şarj etme imkânı da bulunmuyordu. 
Cip ve REO’lar… Aradaki Dodge, Kaizer gibi araçları saymıyorum. Her birisi adeta “marş mangası” ile ve askerlerin “bas, koy’ver, hooop” türünden komutlarıyla çalıştırılırdı. Arızalı araçlar için parça sipariş edilir, aylarca beklenirdi. Kıbrıs Harekâtı’nı bu imkânlarla yapmıştık. Teröre karşı Güneydoğu Anadolu bölgemizde verilen mücadelede Alman tanklarını kullandık diye Almanya’nın afrasına tafrasına maruz kalmıştık. Bu zafiyeti Rusya’dan BTR’ler almak suretiyle gidermiştik.
Irak ve Suriye’de olaylar gelişince Batılılar bu kez de Patriot füzelerini çekmek suretiyle bir NATO ülkesi olan Türkiye’yi yalnız ve güçsüz bırakacaklarını zannettiler. Bunların yarattığı açığı Türkiye kapatmasını ve yeni modeller üretmesini bildi. Şimdi ekranlarda yeni buluşları, üretilen araç ve gereçleri gördükçe nereden nereye geldiğimizi biz kez daha gözlemleme fırsatı oluyor. Nelere kadirsin Türkiye… Var ol bin yaşa!      

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam