Genel asayiş
*** İngiliz Sefiri Sir James Porter 1740’ların Türkiye’si için şunları söylüyor: ”Gerek İstanbul’da gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde ispat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır.”
*** 1830’lu yıllarda Fransız müellif Dr. Brayer bakın İstanbul’u nasıl anlatıyor: “Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla genel ahlâka güvenden açık bırakıldığı İstanbul da her sene azami 5-6 hırsızlık olayı görülür.”
Efendim, bugünden haber almak istiyorsanız hatlarımız çok yoğun. İlk fırsatta size bilgi vereceğiz (!)
Kadınlarımızla ilgili hususlar
*** Edmondo De Amicis isimli İtalyan gezgini 1880’leri anlatıyor; “İstanbul Türk halkı Avrupa’nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi pek seyrek işitilir. O kadar müsamahalıdırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın daha fazlasını görürsünüz.”
Ah, Sevgili Edmondo! Sen şimdi gel de gör memleketin halini… Cami avlusuna kısa etekle girdiği için kovalanan ve süpürge sapıyla dövülmeye çalışılan Koreli hanımları dinle de gör, o nazik Müslümanı (!).
*** Comte de Marsigli bakın yine ne diyor: “Yazın İstanbul’dan Sofya’ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin yolculara bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum.”
Osmanlı karşıtı Avukat Guer (1746) ise bakın ne diyor;
”Türk şefkati hayvanlara bile şamildir. Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamlar vardır. Bu adamlar, sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar. Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar ‘kaçık’ ları bile vardır. Birçokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar.”
“Hayvanların eziyet görmemesi, Türk kanunlarının teminatı altındadır.”
Sevgili Guer! Sen şimdi öbür taraftasındır (!); ama Türkiye’den haber getiren olursa sakın kulak verme, e mi? Sokaklarımız, ne yazık ki kedi ve köpeklere yapılan saldırılar, hayvan haklarını ihlâller, öldürmeler bir yana, eşini sokak ortasında ve cümle âlemin önünde döven, yerlerde sürükleyen ve hatta öldüren koca taslaklarıyla dolu…
Hödükistan’ın mensuplarına yakışır
İslam coğrafyasındaki kaos ve iç savaş sebebiyle tarihi miras yok oluyor, kültürel kodlar siliniyormuş. Irak’ın işgalinde 15 bin tarihi eserin ülke dışına kaçırılmış olmasını, Afganistan ve Suriye’de bu durumun hâlâ devam ediyor olmasını kime şikâyet edeceğiz?
* *
Fransa’nın antisemitizm içerdiği için silinmesini talep ettiği 350 milyon tweet için olumlu yanıt veren Twitter, Türkiye’nin taleplerini ciddiye almamıştı. Amerikan askerleri YPG ile aynı safta mücadele ediyor, üniformaları bile aynı… Norveç Mülteci Konseyi, Felluce’de açlıktan ölümlerin başlayacağını söylüyor.
* * *
Kadına şiddet konusu Batılı devletler ve kurumlar tarafından başta Türkiye olmak üzere gelişmekte olan pek çok ülkeye karşı bir hesap sorma aracı olarak kullanılıyorsa da, AB Temel Haklar Ajansı (FRA)’nın yayımladığı “Kadına Yönelik Şiddet: AB Düzeyinde Araştırma” adlı rapor bunu yalanlıyormuş. Rapor, AB ülkelerinde 15 yaşından itibaren her üç kadından birinin fiziksel ve cinsel şiddete maruz kaldığını belgeliyormuş.
* * *
Bu konularda yüzlerce yazı yazılmıştır. Kime ne olmuş, kime hesap sorulmuş, hangi yayın durdurulmuş? Az gelişmiş ülkeler, kendilerini Avrupa’yı, Amerika’yı etle sütle besleyen işgal edilmiş toprakların mazlumları olarak görmeye başladılar.
Yine bu ülkelerin insanları, eski teknoloji ürünlerinin hurdalığı olarak görüldüklerini ve ana dillerini kaybedip karanlıkta arayan veya adalet kavramını su içip göğe bakan tavuk gibi algılayan duruma düşmüşlerdir. Onlar zavallılıklarını hatırlamaktan bıkmışlardır herhalde.
Sonuç
Günümüzde yukarıdaki iyilik ve güzellikleri görebiliyor muyuz? Kötü bakışları yazmak istemedim. Alman, İngiliz, İtalyan, Avusturya ve İspanyol kaynaklarında hakkımızda yazılanlar pek tabii ki tarihten gelen önyargıları da içermektedir. Takdiri sizlere bırakıyorum.