SON DAKİKA
reklam
reklam

Dünyanın izlediği tiyatro(IŞİD’in çocukları)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 1 Nisan 2018, Pazar - 14:00   Okunma Sayısı:

Çocukluğumuzda
    Benim kuşağımın insanları Türk filmlerini izleyerek büyüdü. Konular hep birbirinin aynı olmakla birlikte olayın geçtiği yerler, genellikle yoksulluğu yansıtan kenar mahalleleri, refah göstergeli yalı semtleri ve iş sahaları içinde kalan fabrika ve ticaret merkezleri olurdu.   
    Zengin çocuk-fakir kız veya fabrikatör kız-mahallenin yoksul genci… Âşık olmaya götüren ilk bakışlar, kısa süreli buluşmalar, ailelerin devreye girmesi, hastane, mezarlık, eğlence… İzlerken gözyaşı döken Hatice Nineler ve vurdulu kırdılı sahneleri taklit eden ortaokul çağındaki çocuklar seyircileri oluştururdu. “Tövbe tövbe!” deyip film izlemese de anlatılanları dinleyen Hakkı Amcalar ise dinleyici kitlesinin içinde yer alırdı.
    Ortaokula giderken Türkçe dersinde kompozisyon ödevlerimiz “Gittiğiniz bir filmi anlatınız!” başlığıyla bizlere verilirdi. Bir metinde “Giriş, Gelişme, Sonuç” bölümleri öğretmenimizin verdiği notlarda çok önemli bir yer işgal ederdi. Yüz tane Türk film izlesek bile hepsine de aynı şeyleri yazmak zorunda kalırdık.
Yeni film: IŞİD’in çocukları 
    Bu film Ortadoğu sahnesinde gösterime sunuldu. Galasına kalabalık bir davetli kitlesi gelmese de film vizyona girince izleyici sayısında patlama yaşandı. Film, Afrika’nın orta bölgelerinde ve kuzey sahillerinde de gösterime sokuldu.
    Daha önce benzerlerini gördüğümüz “IŞİD’in çocukları” adlı filmin “Giriş ve Gelişme” bölümleri Irak, Bosna, Libya, Mısır’da gördüklerimizle aynı; fakat bitiş şekli farklıydı: Orta Doğu’da değişik etnik ve dini yapıları öne çıkarmak suretiyle sınırları kanla çizmek,  …
    Filmin izleyici kitlesi genişleyince şimdi de filmi Balkan sahnesine taşıyorlar. İki yıl önce 3 Şubat’ta Tünaydın gazetesinde “Niğde olayı” başlıklı yazımda da yazdığım gibi olayların Balkanlara taşınacağı gün gibi belliydi ve gerçekleşti.
Filmin ilk yarısından özetler
    Hava operasyonu efektleriyle yer gök birbirine karıştırıldı. Demeçler verildi. Irak ordusunun savaşamayacağı anlatılmak istendi ve Amerikan birlikleri kritik yerlere yerleştirildi. ABD Dışişleri Bakanlığı, kafa kesme görüntüleri vererek hava operasyonlarının devamında haklılık payı olduğunu, Halep’in kuzeyini ele geçirmeye çalışan IŞİD’e Esad rejiminin yardım ettiğini anlatmaya çalıştı.     
    IŞİD militanlarının, Halep’in kuzeybatısında 25 köyü ele geçirdiği, Türkiye sınırı yakınlarındaki Azez kentine yaklaştığı haberleri yayılmıştı. Arada bir sınırlarımızın içine topçu mermileri düşerken karşılık vermiştik. Suriye arazisinde Şam yönetimiyle birlikte ayrılıkçıların, Suriye Kürtlerinin ve IŞİD terör örgütünün hükümranlık mücadelesi sürerken Esad’a kilitlenmiştik, dostlarımızı yanımızda görememiştik.
    15 bin civarında Türkmen, Suriye iç kısımlarından süpürülerek sınırlarımıza doğru sürüldü. Can derdine düşerek ülkemize sığınmaya çalışan üç milyondan fazla yoksul insana kucak açmak zorunda kalmıştık. Batı’nın takdirlerine mazhar olduk (!). Şimdi onlara iş bulamamanın, büyük şehirlerde istenmeyen görüntüleri sergilemelerini önleyememenin ve onları doyuramamanın sancılarını yaşıyoruz. Bütçemize ek yük getireceğini de hesaplayamamıştık.
    PYD denen PKK’nın kolu, IŞİD’e karşı mücadele verdiği izlenimini yansıtırken aslında bölgedeki Türkmenleri kovalıyor, kendi alanını genişletiyordu, anlayamamıştık. Olayın sadece sınır ötesinde cereyan edeceğini zannettik, çözüm sürecine odaklandık. Oysa PKK güçlenmiş ve yurt içinde de vurmaya başlamıştı. Eskiye dönmeye başlamıştık.    
    DW Türkçe bölümünün haberine göre, Londra merkezli King’s College Üniversitesinde öğretim görevlisi ve aynı zamanda terör uzmanı olan Prof. Peter Neumann, konuyla ilgili olarak “Tek tek eylemcilere ihtiyaç duyuyorlar. Bu tür şoke edici eylemler düzenlemeleri için bu kişileri doğrudan harekete geçiriyorlar” yorumunu yapıyordu. 
Bosna, Kosova ve Sancak’ta radikal eğilimler artıyor
    Selefiler, Orta Doğu ve Afrika’da etkili oldukları gibi Bosna ve Kosova’da da etkili olmaya başlamışlardı. Viyana Üniversitesinden Bosnalı siyaset bilimci Vedran Dzhic, “IŞİD tarafından Avrupa ülkelerinden devşirilen milislerin sayısına bakılacak olursa, nüfusa oranla Batı Balkan ülkelerinin önde gittiği görülür. Bosna ve Kosova’nın tüm bölgelerinden, Makedonya’nın ve Sırbistan’ın ise bazı yörelerinden insanlar milis olarak devşiriliyor.
    Sancak’ta da son yıllarda radikal eğilimler olduğu gözleniyor. Kötü ekonomik ve sosyal şartların devam etmesi nedeniyle tüm bu saydığımız ülkelerde radikal eğilimlerin artması tehlikesi bulunuyor” demek suretiyle kısa ve öz bir analiz yapıyordu.
Avusturya’nın güvenliği Balkanların istikrarıyla doğrudan ilgilidir
    Bosna’daki Zvornik kenti geçtiğimiz yıllarda terör saldırısı ile sarsılmıştı. Silahlı bir kişinin tekbir getirerek bir polis memurunu vurması karşısında güvenlik makamları, saldırganın Suriye’den dönen bir kişi ile yoğun temas içinde olduğunu açıklamıştı.
    Avusturya Dışişleri Bakanı, Batı Balkan ülkelerinden mevkidaşları ile işbirliği olanaklarını ararken, “Avrupa’dan Irak ve Suriye yönüne gidenler, özellikle Batı Balkan güzergâhını kullandıkları ve bu Batı Balkan ülkelerinden bazıları da radikal eğilimlere uygun ortam sundukları için bizim güvenliğimiz büyük ölçüde bu bölgenin istikrarına bağlıdır” şeklinde kaygılarını dile getirmişti. 
    Bugüne kadar IŞİD’e karşı mücadele edenlerin yanında Avusturya, sadece geçen yıl IŞİD sembollerinin ülkede kullanılmasına karşı tedbir almaktan öteye bir çalışma yapmamış, çöpün kendisine batacağını anlayınca güvenlik kaygısını dile gelmiştir. Piyes’in sonuna gelmiş bulunuyoruz. Kapanışı, Robert Browning’in fantastik şiirinden bir alıntıyla yapalım mı? 

“Küçük adam kuruş’u hesaplar ince ince,
Damlaya damlaya göl olur bundan;
Büyük adam giderken Dimyat’a pirince,
Olur evdeki bulgurdan”

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam