SON DAKİKA
reklam
reklam

Katılır mısınız?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 2 Nisan 2018, Pazartesi - 11:00   Okunma Sayısı:

Dolandırıcılık türleri
Ülkemizde dolandırıcılık, dürüst insana aklını kaybettirecek kadar ileri seviyededir. 1980’li yıllardan itibaren yaşadıklarımıza bir göz atarsak bunları şu başlıklar altında toplayabiliriz:

1. En basit seviyede bohçacı ve üfürükçü kadınların kandırması,
2. Banker faciaları,
3. Terör örgütlerine (PKK, FETÖ vb) destek verme şeklinde kişilerin aldatılması,
4. Kripto para birimleri• (ETHEREUM, RIPPLE, IOTA, DASH, LITECOIN, ZCASH ve
BITCOIN türevleri sanal paralar)’nin yaygınlaşması,
5. Farklı adlarla Çiftlikbank ve Anadolu Farm gibi finans kuruluşlarının ortaya konulması.
Kan örnekleri bir başka facia
Eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş, Dr. Oktar Babuna için Türkiye’de açılan kampanyalarda toplanan kan örneklerinin tahlil edilmek üzere ABD’ye götürüldüğünü, Connecticut yakınlarındaki Stamford’da bulunan "Life Codes" adlı laboratuvarda rehin tutulduğunu söylemişti. 
Türkiye olarak Amerikan şirketine hiçbir taahhütte bulunmadıklarını açıklamış olan Durmuş, tahlil parası ödenmediği iddiasıyla bunlara el konulması olayının skandal olduğunu belirttikten sonra ABD’den ödeme için yazılan mektubu "tuzak" olarak nitelemişti. Kan örneklerinin Türkiye’ye iade edilmemesinin ise, "uluslararası dolandırıcılık" anlamına geldiğini beyan etmişti. 
Laboratuvar sahiplerince tahlil ücreti olarak talep edilen 3,4 milyon doların ödenmesinin söz konusu olmadığını bildiren Durmuş, Maliye Bakanlığını ödemenin yapılmaması konusunda uyarmıştı.
Yeni tanışıklıklar
Bizler, millet olarak piyango ve kazı-kazan gibi talih ve borsa oyunlarına alışık iken bir de yeni göz boyama teknikleriyle tanıştık. Geçtiğimiz hafta Türkiye pek de yabancısı olmadığımız bir olayı yaşadı. Çiftlikbank adıyla kurulan bir tezgâh, birilerini daha doğrusu kurucusunu zengin etti. 
1980’li yıllardan beri bu ülkede birileri çıkar ve büyük vaatlerde bulunarak kitleleri peşine takar. Bu kişi/lere inanalar, elindekini avucundakini satar ve onun belirlediği hesap numarasına paralarını yatırır. Sonuç bellidir: Hüsran. Bize kim aşıladı, bu çalışmadan para kazanmayı? 
Sebepleri arasında bilgisizlik, tecrübe noksanlığı, erken köşe dönmecilik, aşırı güven önde geliyor. Buna eklenecek önemli bir konu da kimlik bilgilerinin internet başta olmak üzere her ortamda ulu orta kullanılıyor olmasıdır.
Evimize en basit evrak veya malzemeyi getiren kargo görevlisinden tutun da sanal paraların kazanılması öncesinde kişisel bilgilerin isteniyor olmasına kadar gördüğümüz çeşitlilik vahim bir başlangıçtır. 
e-devlet bilgisayar korsanlarının hedefinde
30 milyona yakın kullanıcısı bulunduğu öne sürülen e-Devlet sisteminin siber saldırılara maruz kaldığı geçen yıl basına da yansımıştı. Bu sistem, dava bilgilerinden sigortaya, tapudan kimlik bilgilerine kadar özel verileri içermektedir. e-Devlet şifrelerini kıran hackerlar her türlü kişisel veriyi ele geçirebilmektedirler. 
Bu veriler arasında cep telefonu numaralarını da unutmamak gerekir. Cep telefonu numaralarını ele geçiren korsanların bankalardan gelen tek kullanımlık şifreleri görebildikleri ve banka hesaplarındaki paraları boşaltılabildikleri kaydedilmiş ve vatandaşlara "kolay çözülebilen şifrelerinizi değiştirin." mesajları gönderilmeye başlanmıştı.
Bir geziden çıkarsamalar
İstanbul’da bir büyük fuar firmasının sergi alanına gittim hafta sonunda. İçeriye girmek için form veriyorlar. Ad-soyad, cep telefonu ve mail adresi haneleri var. Dolduruyorsunuz kabul etmiyorlar. Hemen kimlik numarası isteniyor. Sebep? Sebep yok. Yazmazsanız veya söylemezseniz içeriye almıyorlar. Zaten içeriye giren kişi alış veriş yapacaksa fatura kesilecek ve kimlik bilgisi istenecektir.
1. Kimlik beyanına kimse itiraz edemez; ancak bunu polis yaparsa tabii… Yazıp veriyorsunuz bu belgeleri sonra ne oluyor? Kim arşivliyor? Usulüne uygun muhafaza ediliyor mu? Art niyetli bir kişi bunlara erişip başka amaçla kullanıyor mu? Başka bir yere transfer ediyor mu?
2. Cep telefonlarına hat alınırken kimlik bilgileri zaten tespit ediliyor. Bu yetmiyor mu?
3. Kimliğin sahte mi gerçek mi olduğuna bakan yok. Sadece kimlik numarası isteniyor. Gelen kişi yanlış beyanda bulunsa veya sahte kimlik ibraz etse ne olacak? 
O zaman şu doğru sonucu ortaya koymak gerekiyor: Girişin polis kontrolünde yapılması, polisin böyle bir şeyi üstlenmemesi halinde bu tür etkinliklere ev sahipliği yapan şirketlerin anket formu düzenlenmesi…
Çöplüklerdeki rezalet
Büyük çöplüklerde dolaşırsanız koyu çekilmiş ve işe yaramaz diye imha edilmeden buruşturulup atılmış kimlik bilgilerini içeren fotokopi kâğıtlarını görebilirsiniz. Şimdi Çiftlikbank battı, herkes parasını kullanmaya çalışıyor. Orada parası toplanan yüzlerce kişinin kimlik bilgileri ve hesap numaraları ne olacak? Bunları kim kurtaracak? Bu insanlardan bazıları borçlu mu gösteriliyor? Kaç kopya yapıldı ve kimlere dağıtıldı, biliyor muyuz?
FETÖ’nün devletin makamlarına nasıl sızdığını merak ediyorsak kimlik bilgilerini de kullanmış olmasını göz ardı etmeyelim. Polisimizin elektronik ortama kimlik bilgilerinin yansıtılmaması konusundaki uyarıları yararlı ve yeterlidir. Şirketlere bugün girip 1-2 ay sonra ayrılan yetkisiz kişilerin elindeki bilgiler ne olacak?   
Yetkililerin ciddi tedbirlerle konuyu bir kez daha ele alması hepimizin beklentisidir. Yoksa bu anlayış ve yanlış uygulamalar adına şirket kurulan, banka hesabı boşaltılan, suçlu olup sahte kimlik çıkartan, ev alıp satan daha çoook kişiler üretecek ve çok kişiyi mağdur edecektir. 
Katılır mısınız, başka fikriniz mi var? 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam