SON DAKİKA
reklam
reklam

Adakale (II)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Nisan 2018, Pazar - 13:00   Okunma Sayısı:

Savaştan sonra
Savaş bitmiş olsa da Adakale stratejik mevki olarak görülmüş ve devletin ilgisi devam etmiştir.  1778 yılında Topçubaşı Mehmed Emin mührü ile İstanbul’dan Ada-i Kebir ve Şans Kalelerine bir çavuş komutasında teknik ekip gönderilmiş. Harcırahları verilen ve gemide peksimetleri dağıtılan ekip, marangoz, makaracı, demirci ve falyeciden (topun ateşleme deliğini açan kişi) oluşturulmuş. Böylece bu iki kalede bulundurulan  topların kundakları mahallinde imal edilmiştir.     
Adakale civarında Fethülislam Kalesi’ne mülhak (eklenmiş) Orşova Palangası’ndaki mevacibli (aylıklı) 87 neferin (asker) hizmet başında bulunmaması nedeniyle kayıtlarının terkin edilmesi (kayıtlarının silinerek), yerlerine Bosna hududundaki Kamengrad Kalesi Kaptanlığı usûlü gibi yevmiyeli (günlüklü) ve zabitleriyle (subaylarıyla) beraber 116 neferin yeniden yazıldığı ve ocaklıklarının beratının verilmesi buyrulmuştur.  
Adakale’nin savunulması amacıyla gönderilen bu neferatın (askerlerin) ihtiyaçlarının giderilmesinde titiz davranılması ve firarlarına fırsat verilmemesi emredilmiştir.  Buraya kadarki açıklamalar 18’nci yüzyılda yaşanan bir savaş ve sonrasıyla ilgili Osmanlı arşiv notlarıdır.
19 ve 20’nci yüzyıllarda Adakale
Ada, 2x1 km boyutlarında bir toprak parçası olmasına rağmen Osmanlı devleti bu bölge üzerinden dikkatini hiç esirgememiştir. Adakale, Balkanlardan Avrupa içlerine yöneltilecek bir taarruz istikameti üzerindedir. 
19’uncu yüzyılda nehrin suyunun yükselmesi, Avusturya devletinin bölgeye asker ve tahıl yığması , Sırbistan’da ayaklanma belirtilerinin ortaya çıkması  ve Avusturya’nın Sırbistan’a gülle ve top fünyeleri satması,  kıtlık zamanlarının görülmesi, Ada halkının çiçek hastalığına maruz kalması  gibi istihbarat ve ilgi gerektiren durumlar Osmanlı Devleti tarafından titizlikle takip edilmiş ve tedbirler alınmıştır.
Vidin Valisi Adakale Miralayı Osman Bey ve Belgrad Muhafızı Osman Paşa, Sırbistan’ın isyan hazırlığı içinde olduğu, Sırpları Rusların kışkırttığı ve Rus Beyzadelerinden Prens Dülgoroki’nin bu işin başını çektiği istihbaratını alınca İstanbul’a yazıyla bildirmişler. Devlet, bir isyanı bastırmak için gerekli ve önemli yerlere askerî yığınak yapmış ve tedbirler almış. 
Tuna Nehri’nin tuğyanı (suların yükselmesi) sonucu Adakale’yi su basmış.  Ada’daki muhtacin-i ahalisine (muhtaç olanlara) zuhurat (olağanüstü hal) tertibinden iki yüz filorin iane (yardım) yapılması kararlaştırılmış (Dahiliye, Maliye; 45015).   Aslında Tuna Nehri ertesi sene de taşmış, Adakale halkına gereken yardım yine yapılmış (Maliye; 45015). 
Adakale, Belgrad (Fethülislam) ve Bosna’ya mühimmat ve zehayir (zahire) gönderilmiş. Tuna Nehri’nin bu bölgelerdeki debisi yüksek olduğundan gemilerin Demirkapı ve Burah bölgelerindeki girdaplarından zarar görmemesi için Seyyid Hafız Mehmet Efendi Girdap Ağalığına tayin edilerek kendisine yazılan emirde  gemilerin girdaplardan geçirilmesi için muhkem heyetini teşkil etmesi istenmiş ve,
1. Avcılık (kılavuz) kaptanlarından Mehmed Kaptan, Borice adlı şaykasıyla Girdap
Ağasının maiyetine katılacağı,
2. Kaptanın kendisine ait diğer iki kayığın da tamir ettirildikten sonra yedekçi levazımı, mürettebat ve me’kulat ile birlikte kendisine verileceği belirtilmiştir.
Ne zamana kadar Adakale bizimdi?
Ada’nın Fatih Sultan Mehmet zamanında fethedilmiş olması ağırlıklıdır. Fatih, buraya bir kale yaptırıp bir miktar kuvvet yerleştirmiş. Osmanlılar "Macaristan'ın kilidi, Sırbistan ve Romanya'nın anahtarı" dediği kale, özellikle 18’nci yüzyılda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Osmanlı Devleti’nin sorunlar yaşaması nedeniyle kendisini harp sahnelerinde bulmuştur.
1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi (93 Harbi)’nden sonra imzalanan Berlin Antlaşması’nda varlığı hatırlanamayan Ada, uzun yıllar Türk toprağı sayılmış ve Lozan Antlaşması’na kadar da böyle kabul görmüştür. Adakale, Balkan Savaşı’nda Avusturya-Macaristan tarafından ilhak edilmiş de olsa uluslararası kurallar gereği Türk toprağı olarak sayılmıştır. Daha sonra Adakale’nin Romanya’ya bağlanmasına karar verilmiştir.
 1967’ye kadar ise yaklaşık 800 civarında Türk’ün yaşadığı Adakale, özerk bir bölge statüsünde varlığını devam ettirmiş, 1967 yılında Romanya ve Yugoslavya’nın Tuna Nehri üzerinde ortaklaşa inşa ettikleri baraj nedeniyle Adakale 1972’de sular altında kalmıştır. 
Ada anlaşmada unutulmuştu
Adakale sulara gömüldüğü 1972 yılına kadar Tuna Nehri’nin ortasında ve Romanya ile Sırbistan’ı ayıran bir noktada bulunuyordu. İnönü hatıralarında, Adakale konusunda “Adakale, Berlin Muahedesi’nde unutulmuş ve bizde kalmıştı. Bu kez kurtarılmasını karara bağlamıştık” ifadelerini kullanmıştır.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam