SON DAKİKA
reklam
reklam

Suriye’ye bir darbe daha

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 21 Nisan 2018, Cumartesi - 10:00   Okunma Sayısı:

Basındaki açıklamaları titizlikle takip ediyorum. Bir değerlendirmede bulunmak gerekirse söze şöyle girmek uygun olacaktır: “Suriye, önce Arap Baharı ile sarsıldı, DAEŞ tahribatına itildi ve son olarak Şam, Hama, Humus, Dera ve Süveyda füzelerle vuruldu…”  Burada olup bitenler 2011 yılından beri sürüp geliyor; çözüm için uzunca mesafe kaydediliyor; çözüm bulunamayınca çok kısa zamanda problemin çözümü askeri seçeneklerle ele alınıyor.
Sorular
1.Fransa, Rusya’ya bilgi verildiğini söylerken ABD bilgi verilmediğini söylüyor.
a. Rusya bu bilgiyi ne zaman aldı? Beşar Esad’ın Tartus’taki Rus üssüne götürülmesi bu
bilgi alındıktan sonra mı oldu?
b. Rusya bu bilgiyi aldıysa neden önleyici diplomasiyi başlatmadı da Suriye’yi öne attı?
2.Türkiye’ye bilgi verilip verilmediği konusunda da şüphelerim var. Ne kadarlık bilgi verildiği çok önemlidir. Rusya ile yakınlaşan bir Türkiye söz konusudur. Amerika’nın yeni Dışişleri Bakanı’nın demeçleri ve Türkiye hakkındaki kanaati ortadadır. Fransa Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’ye karşı söylemleri ve bölgedeki terör örgütlerine verdiği destek ortadadır. Bu nedenlerle yapılan harekâtın bir yerde Türkiye’ye gözdağı verme amacını taşıdığını da söylemek mümkündür. 
3. Bu saldırının ne zaman biteceği meçhuldür. ABD Genelkurmay Başkanı’nın “Suriye yönetimine karşı yürütülen ilk dalga saldırılar bugünlük bu kadar…” gibi yuvarlak, geleceğe dönük ve imalı sözcükler kullanılmaktadır. Şii birliklerin bulunduğu yerlere de saldırılmasıyla İran, dolaylı şekilde hedefe alınmıştır.
4. Beşar Esad daha önce de kimyasal saldırı uygulamıştı. Batı’nın tüm uyarılarına rağmen Rusya neden frenleyici bir rol oynamamıştır?
Harekâta katılanlar
Suriye, büyük bir medeniyetin kurulduğu toprakları kapsıyor. Bir medeniyet tahrip ediliyor, bir millet güçsüzleştiriliyor ve bir devlet çökertiliyor. Kimyasal saldırının cezasız kalmayacağı söyleniyor. Söyleyenlerden bir İngiltere diğeri Fransa… Yaklaşık iki asırdan beri bu bölgeyle ilgisi olan buradaki birçok mücadeleye ve vahşete imza atan iki devlet…
Bu devletlerin girdiği yerlerde sızılar hiç bitmediği gibi bundan sonra da katmerleşerek devam edecektir. İngiltere Başbakanı, Suriye’nin gizliden gizliye kimyasal silah üretimini sürdürdüğünü belirtmiştir. 
İngiliz gazetecilerin Theresa May’ı köşeye sıkıştıran sorularından bir tanesi, kimyasal silah üretiminin devam etmesi halinde İngiltere’nin aynı şekilde karşılık vermeye devam edip etmeyeceği yönündeydi. İngiliz Başbakan, hafta başında parlamentoda bu konuda bilgi vereceği açıklamasını yapmıştı. İngiliz muhalefetinin Bayan May’ı soru yağmuruna tutacağı da kesin gibi görünüyor. 
Fransa’ya gelince; en küçük bir olayın arkasından patlayan terör eylemlerinde bile kendisini kaybederek bazen şuursuzca hareketler yapmıştı. Şimdi daha büyük bir olayın içindedir. Herhalde yeni terör olaylarına sahne olacaktır.
Harekâta katılmayanlar
İtalya ve Almanya bu harekâta katılmadılar. Aralarında Almanya’nın da var olduğu ülkelerle ticarette ülkesinin açık vermesinden rahatsız olan Trump’ın görevdeki ilk yılında, ABD dışarıya sattığından çok daha fazlasını ithal etmiştir.
ABD’nin ticaret açığı 2017’de % 12 artmış ve 566 milyar dolara çıkmıştır. Dış ticaret fazlasının diğer ülkelerde pek de hoş karşılanmadığı Almanya hesaplı hareket etmekte önce kendi ekonomisini garantiye almaktadır.
Almanya-Suriye ilişkileri
2011’den bu yana ilk kez yapılan 2017 Şam Uluslararası Fuarına katılan Alman şirketleri, Suriye’nin inşasında önemli rol oynamaya hazır olduklarını açıklamışlardı. Yapılan açıklamalarda, Alman şirketlerinin yol, köprü ve enerji tedariki konusunda büyük görevlerle karşı karşıya kalacağı, savaş öncesi Almanya ile sıkı ilişki içinde olan Suriye şirketlerine önemli miktarda yedek parça satılabileceği belirtiliyordu. 
Alman şirketleri savaşın yıktığı Suriye’nin yeniden inşasından pay kapmak için çaba harcıyor. Alman Sanayi ve Ticaret Odası (DIHK) Kuzey Afrika-Orta  ve Yakın Doğu Bölümü Başkanı Philipp Andree, savaş öncesi Suriye ile ticari-ekonomik ilişki içinde olan çok sayıdaki Alman şirketinin ülkedeki gelişmeleri dikkatle izlediğini bildirmişti. 
Önemli sayıda teklif geldiğini söyleyen Andree, özellikle alt yapı, sokaklar, köprüler, boru hatları ve enerji tedariki konusunda Alman şirketlerinin yeterli deney sahibi olduğu, Suriye’nin yeniden inşasının temelini de bunların oluşturduğu kaydedildi. Çok sayıda Suriyeli şirketin 1970’lerden bu yana Alman makineleriyle çalıştığı, savaş sırasında bunların tahrip edilmesi nedeniyle bu şirketlere makine gönderebilecek olması da heyecan yaratıyor. 
Konu anlaşıldı
Füze savaşının hemen öncesinde Alman Başbakanı’nın neden vurucu gücün içinde yer almadığı anlaşılmıyor mu? Savaş sırasında izlenecek Esad karşıtı politikanın Almanya’nın hevesini kursağında bırakabileceği gün gibi aşikâr değil mi?

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam