Fatih döneminde
Üzerinde “Fatih Çarşısı” yazan yapının asıl adı “Galata Bedesteni”dir. Fetihten sonra Fatih’in ölümüne kadar (1453-1481) Perşembepazarı’nda inşa edilen en büyük ticaret yapıdır bu bedesten...
Ayasofya Vakfı’na gelir getirmesi amacıyla yapılan bu bedesten (değerli eşya satılan çarşı), günümüzde iş aletleri ve hırdavat satışı yapılan dükkânlara sahiptir. Fatih’in inşa ettirdiği bu yapıyı Evliya Çelebi, “On iki kubbeli (günümüzde dokuz kubbe), kurşun örtülü, iki yüz dolaplı, kal’a gibi” diye tanımlamıştır.
17’nci yüzyılda
“17’nci Yüzyılın İkinci Yarısında İstanbul“ isimli eserin ikinci cildinde bedestenlerden bahsedilirken “… Değerli kumaşlar, kokular, kürkler, halılar, Venedik aynaları, mücevherat…” konularına yer verilmektedir.
“Karun kadar zengin ve mallarının tamamını hesaplamanın ve tahmin etmenin mümkün olmadığı bedesten tüccarları…”ndan söz edilir.
1853 yılına kadar bedestenlerin olduğu yerlerde genellikle Müslüman ahali ikâmet edermiş. Sonraki yıllarda bu mahallelerde Rum halkın da ikâmet etmesine müsaade edilmiş. 19’uncu yüzyılda yaşananlar ise bir başka kitapta nezih bir anlatımla ele alınmıştır.
1906’da Bank Jilpien için yer aranırken Galata-Perşembepazarı Yokuşu Caddesi’nde Şişhane karakolu karşısı ve Altıncı Daire-i Belediye civarına yakın bir apartmanın tutulması gündeme gelmiş ama satın alınması men edilmiş (Defter-i Hakanî, Zaptiye, Ticaret: 210395)
Yine bu yıllarda Perşembepazarı Caddesi’nde Dominiken rahiplerine ait bir mektep ve bahçe tashih-i kayıt yapılarak Sen Piyer kilisesi müştemilâtına dahil edilmiştir.
İstanbul’un işgalinde
İstanbul’un işgali yıllarında Ceneviz asilzadelerinden Mösyö Vitali, Perşembepazarı Arslan Han Kat: 3’te oturuyor ve yardımcısı Adil Bey vasıtasıyla bazı gizli işler yapıyormuş. Adil Bey’in yönettiği İsmail Kaptan ve Tevfik Reis’in idaresindeki motorlar Büyükdere’den getirdikleri odunları İşgal Kuvvetleri Komutanlığının kontrolündeki Sarayburnu Rıhtımı’na indiriyorlarmış. Osmanlı yönetimi, bunu tespit edince İşgal Kuvvetleri kontrolündeki iskelelere orman memurlarının girebilmeleri için gerekli iznin sağlanması için yazı yazmış.
Yıl 1902’dir. II. Abdülhamit’in sansürlü saltanat yılları… Devletin her köşesinde cirit atan yabancı ajan ve misyonerler, çeşitli zararlı ve yıkıcı faaliyetleri matbu evrak, gazete ve dergilerle yürütmektedirler. Özellikle büyük bir limana sahip olan İstanbul’a deniz yoluyla gelen ve giden sayısının yüksek olması bazı tedbirlerin alınmasını gerektirmiştir. Bunlar arasında matbaaların sıkı şekilde denetimine de önem verilmiştir.
Matbaacılık alanında
Matbaacı Yorgi Heci Polisyos, kendi malı olan matbaa el makinası ve bir miktar hurufu (köşeli harfler) Galata Kurşunlu Han’daki matbaadan Perşembepazarı Hamdipaşa Hanı içindeki matbaaya nakletmek isteğine devlet, tahkikat sonrasında müsaade etmiştir.
Galata’nın ruhsatlı matbaacılarından olan Agopyan Hanı’nda Matbaacı Brado için de farklı bir yöntem uygulanmıştır. Matbaası için Cenova’dan sipariş ettiği harfler gelince, siparişi Matbuat-ı Dahiliye İdaresi’nden gönderilen bir müfettişin muayenesiyle kendisine teslim edilmiş. Bir başka irade ise gazete matbaaları haricindeki matbaaların gece çalışmaları yasaklanmış.
Proje ve müsaadeler
Perşembepazarı’nda Avukat Manuk Marikyan’ın yapacağı hanın 1911 yılı (H: 1329) istikamet haritasına uygun olması yolundaki belediye kararı Şura-yı Devlet’in incelemesine sunulmuş.
Galata Perşembepazarı’nda bir binaya ait tuvalet kanalizasyon bağlantısı için çizim planı hazırlanmış. (İstanbul, Fr.)
Kemeraltı ve Perşembepazarı Mahallelerinde difteri hastalığı çıktığından, mahalle Yahudilerinden bir kısmının tahliyesi hususu ele alınmış.