1.010.000 kilometre kareyi kapsayan bir toprak parçasına ve yaklaşık 90 milyonun üzerinde nüfusa sahip olan Mısır’ın yaklaşık 7.000 yıllık bir geçmişi vardır. İlk medeniyetten bu yana birçok yönetim, ülke ve kavim gelmiş ve geçmiştir Mısır topraklarından.
Osmanlıdan beri
Osmanlı İmparatorluğu’nun bir vilayeti olmuştur. 1922’de bağımsızlığını kazanmış ve 1953’te Cumhuriyet ilan edilmiştir. En son 2011 Mısır Devrimi ile 32 yıl Mısır’ı yöneten Hüsnü Mübarek gitmiş, ülke demokrasiye geçiş sürecine girmiştir. Bu süreç, 3 Temmuz 2013’te seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin bir darbe ile görevden alınmasıyla kesintiye uğramıştır. Bugün Cumhurbaşkanlığı koltuğunda 3 Temmuz 2013 tarihinden itibaren Abdülfettah el Sisi oturmaktadır. Uluslararası alanda çoklu ilişkileri vardır.
Arap Yarımadası’ndaki ülkelerle ilişkiler
Suudi Arabistan, Mısır’da Sisi’nin yaptığı askeri darbeyi desteklemişti. Suudi yönetimi Mısır’daki darbenin ardından Sisi ve Mansur’a tebrik mesajları göndermiş, Suudi Arabistan’ın, “her türlü yolun kullanılarak Mursi’nin seçilmemesi” konusunda yazışma ve çabaları olmuştu. Suudi Arabistan’ın kaygısı, Arap ve İslam Dünyasının liderliğini kaybetmekten ileri geliyordu.
23 Ocak 2014 Suudi Kral Abdullah bin Abdülaziz el Suud vefat etti. Ağustos 2014’te Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el Sisi Rusya’ya gitti. Rusya Devlet Başkanı Putin, cumhurbaşkanı olarak Arap ülkeleri dışında ilk yurtdışı ziyaretini Rusya’ya düzenlemesinden dolayı Sisi’ye teşekkür etmişti. Soçi kentinde Putin ile bir araya gelen Sisi de, “Cumhurbaşkanı seçildiğimde beni ilk kutlayan siz oldunuz” demişti.
23 Ocak 2015
Mısır Cumhurbaşkanlığı sözcülüğünden yapılan açıklamada, Kral Abdullah’ın Sisi ile görüşmek üzere Mısır’a gitti. Yapılan açıklamada “Terörle mücadele, Suriye, Irak ve Yemen’deki gelişmelerin ele alındığı” bildirilmişti. Bu ziyaretinin Ürdün-ABD askeri yetkililerinin Amman’daki görüşmeleriyle eş zamanlı olması ve Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin Suudi Arabistan ziyareti öncesinde gerçekleşmesi dikkatleri çekiyordu.
Ürdünlü pilotun Suriye’de, Mısırlı işçilerin Libya’da IŞİD tarafından öldürüldüğünün açıklanması üzerine iki ülke örgüte karşı operasyonlara başlama kararı almıştı
26 Şubat 2015
Sisi, Arabistan’a giderek Kral ile bir görüşme yapmıştı. Açıklamaların kısa tutulduğu ve önemli bir ayrıntının göze çarpmadığı görüşmeyle ilgili olarak “bölgede yaşanan son gelişmeler” görüş alışverişiydi denilmişti. Sisi, Yemen’deki olaylar konusunda Mısır’ın “Körfez ülkelerinin girişimini desteklediğini” ifade etmişti.
Mısır Cumhurbaşkanı, Mısır’ın Suriye krizine ilişkin tutumunu da, "Suriye devletinin, kurumlarının ve toprak bütünlüğünün korunması, halkın sıkıntılarına son verecek ve buradaki şiddet ile terörün komşu ülkelere yayılmasını önleyecek şekilde krize siyasi çözüm bulunmasını istiyoruz” şeklinde açıklıyordu. Türkiye konusundaki görüşünde ise Sisi, “Türkiye, Mısır'ın içişlerine müdahale etmeyi bırakmalı” demek suretiyle ortaya koyuyordu.
2 Mart 2015
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz Al Suud ile Riyad’da görüştü. İkili ilişkilerin yanı sıra bölgesel konularda da görüş teatisinde bulunulduğu, siyasi, ekonomik, güvenlik ve savunma boyutları başta olmak iki ülke arasındaki işbirliğinin daha da güçlendirilmesi üzerinde durulduğu açıklanmıştı.
Ayrıca ikili ilişkilerin yanı sıra Suriye’de muhalefete verilen desteğin arttırılması gerektiği hususunda iki tarafın da görüş birliği içinde olduğu, uçuşa yasak bölge konusunda Kral Selman’ın Türkiye'ye destek verdiği öğrenilmiş, Irak, Yemen, Filistin ve Mısır da dahil bölgesel konuların ele alındığı belirtilmişti.
Buluşma ve görüşmelerden ne çıkıyor?
Bugün için Suudi Arabistan, Sisi liderliğindeki darbe rejiminin en büyük destekçisi konumundadır. Açıklamalara göre Suudi Arabistan ve Mısır, aralarındaki ilişkilerde “stratejik derinlik kazanmak ve bunu bütün alanlarda geliştirmek” istemektedirler.
Zengin petrol ülkesi Suudi Arabistan, ABD’ye yakınlığıyla dikkatleri çekmekte ve bölgenin liderliğine soyunmaktadır. İngiliz Daily Mail gazetesi ise Suudi Arabistan’ın BAE ve Mısır’ı da yanına katarak Ortadoğu’da bir Sünni blok oluşturmak istediğini yazmış, her iki tarafın mezhepçi yaklaşımlarla bölgeyi olumsuz şekilde etkileyebileceğine dikkat çekmiştir. Bugün için ise Türkiye’nin güney sınırlarına yakın yerlere liderliğini Arabistan’ın yapacağı “Barış Gücü”nün gelmesi bekleniyor.
Öyle değil mi? Ortadoğu’da neler olduğu gerçekten anlaşılmıyor.