SON DAKİKA
reklam
reklam

Tehcir’de Süryaniler (I)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 3 Mayıs 2018, Perşembe - 10:00   Okunma Sayısı:

Tarih 13 Mart  2015 - Avrupa Parlamentosu’ndan Süryanilere destek kararı 
Tarih 20 Nisan 2015- Süryaniler, soykırımın (!) 100. yılında 100 saatlik açlık grevine başladı.

Geçen hafta 24 Nisan günü, 1915 yılında yapılan Tehcir (sözde soykırım)’in yıldönümüydü. Önceki yıllarda olduğu gibi fazla ses seda çıkmadı. Bu yaranın iyileşmemesi için çalışmalara hiç ara verilmiyor… 2015 yılında İsveç, Süryanî soykırımı (!)’nı kabul etti. Ardından Ermenistan ve Hollanda kabul etti. Peki 2015 yılında protesto niteliğinde yapılanlar neydi?
Süryanilerin kutsal toprakları olan Turabdin (inananların dağı) bölgesi  
Süryaniler Türkiye’de ilk kez açlık grevine başlamıştı. Süryani Dernekleri Federasyonu Lokalinde Sayfo (kılıç/soykırım) için 30 kişiyle başlatılan açlık grevi konuşmasında yer alan ifadelerden:
   “Süryani halkı 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından gerçekleştirilen soykırımda (!) yok edilmeye çalışılmıştır. Bu insanlık dışı uygulamanın Süryani halkı üzerinde yarattığı travma halen devam etmektedir. Bugün birçok Avrupa ülkesinin parlamentosunda Sayfo’nun tartışılmakta olduğu bir dönemde pozitif adımlar atılmasının beklentisi içerisindeyiz… 
… Sayfo Ermenistan devleti tarafından kabul edilmiş, Papa ise Ermeni ve Süryanilere karşı 1915’te yapılan katliamın bir soykırım olduğu belirtilmiş, gelişmelerin 20 yıllık diasporada verilen mücadelenin bir ürünü olduğu söylenmişti… 
Tartışma nasıl bir hal alıyor?
Tartışmayı Türkiye’dekiler değil Avrupa’ya göç etmek zorunda kalan Süryaniler başlatıyor. Sözde Süryani Soykırımını (!) 2010’da İsveç, 2015’te Hollanda kabul etmişti. Fransa ve birçok Avrupa ülkesinde Türkiye aleyhinde soykırım kararı alınmaya çalışılıyordu.
1984’te İsviçre’ye göç edip, 25 yıl sonra Midyat’a dönen Türkiye’nin ilk Süryani gazetesi Sabro’nun (Umut) Genel Yayın Yönetmeni ve aynı zamanda Avrupa Süryaniler Birliği Türkiye sorumlusu Tuma Çelik, bir gazeteye verdiği demeçte, “1915’te verilen soykırım kararının Hristiyanlara yönelik olduğunu, dolayısıyla Ermeni, Süryanî, Keldanî ve Marunileri de kapsadığını” belirtmişti.
Sözde soykırımın (!) yaşandığı 1915 yılında Süryani nüfusu hakkında  1913 nüfus sayımındaki değerleri gösteren Çelik, kilise kayıtlarına atıf yaparak Türkiye’deki Süryani kiliselerinin Nasturîler, Keldanîler, Süryani Ortodokslar, Süryani Katolikler ve Protestanlar gibi isimler altında toplandığını söylemiştir. 
Bu bilgilerin bir araya gelmesiyle soykırımın (!) yaşandığı alanlarda 700 bin civarında bir nüfusun ortaya çıktığını, 1915 sonrasında ise bu rakamın 200 bine indiğini ve 500 bin civarında kayıp olduğunu dile getirmiş. Buna rağmen hepsinin katledilmediğini, 280-300 bin civarında kişinin katledilerek geri kalanların ya devşirildiğini ya da göçe zorlandığını sözlerine eklemiştir. 
Arşiv belgeleri ne diyor?
1.New York’un ileri gelen Ermenilerinden biriyle mülâkat yapılmış. Bu mülâkatta, “Kürtlerin hem Ermenileri hem Süryanileri katlettiği, Müslümanların Hristiyanlara baskı yaptığı, Türkiye’deki büyükelçi ve konsolosların Bâb-ı Âlî yanlısı oldukları iddiasıyla Ermenilerin ümidinin Patriklik, cemiyetler ve basına kaldığı” şeklindeki beyan New York Herald’da yayımlanmış. 
2.Dersim Kürtlerinin Ermeni ahaliye karşı giriştikleri hareketlerin önlenmesi konusunda gerekli tedbirlerin alınması emredilmiş.  Dersim’de Kürtlerin Fırat’ı geçerek Arapgir kazasına bağlı bazı Ermeni köylerinde hayvan gasp etmelerine, taaddiyat (düşmanlık) ve hasara yol açmalarına rağmen gerekli tedbirleri almakta acze düşen Arapgir kaymakamı hakkında takibat başlatılmış.  Ermeni fesadına Dersim eşkıyasının saldırılarına maruz kalan Erzincan sancağında muvakkaten (geçici olarak) örfi idare (sıkıyönetim) ilanı gerekmiş. 
3. Divriği kazasına tecavüz eden Dersim Kürtleri iki Ermeni köyünden koyun gasp etmiş,  Penga karyesinde (köy) bazı Ermenileri katlederek  Dersim’e bağlı Ermenilerin oturduğu köylere ve Arapgir’e saldırmışlar ve evleri ateşe vermişler. Bölgede asker sayısının arttırılması istenmiş.  Keban’daki Ermeni halkı, Dersim Ekradı (Kürtler) eşkıyasının saldırısına maruz kalınca Keban Metropolit Vekili Pavoli durumu telgrafla Ermeni Patrikliğine bildirmiş. 
4. Güya Müslümanların taarruzundan korkarak yerlerini terk edip Samsun’da toplanan Ermenilerle ilgili olarak lazım gelen tedbirlerin alınması. Karışıklık esnasında bazı tecavüzlerde bulunan Dersim ve Çapakçur eşkıyasının tedibi (yola getirme, cezalandırma) için Hamidiye Süvari 36. Alayı Kiğı’da, 35. Alayı da Erzincan’da konuşlandırılmış. Hamidiye Süvari Alayı kaymakamlarından Taceddin ve maiyetindeki bazı yetkililerin, Hınıs’ın Ermeni köylerinden eşya aldıkları haberleri üzerine tetkik ve tahkikat başlatılmış. 
5. Dersim’de isyan eden köylülerin Hazinece müsadere edilen Erzincan’daki arazilerine ait buğday Lahatzik köyünden evleri yanmış Ermenilere tavizan (karşılık olarak) dağıtılmış.  
                                (Devam edecek)
Başbakanlık Osmanlı Arşivleri (BOA)

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam