Bir lider düşünün, yabancılarla birlikte hareket ederek halkını dövdüren. Bir lider düşünün, din adına din kurallarını istismar eden… Yemen’in şimdiki durumu budur. Dünyanın jandarması, buraya da demokrasiyi getirme (!) zahmetine katlanarak masum insanların üzerine atılacak bombaların planlayıcısı rolünü üstlenmiştir.
İlginçliklerle dolu harekât
Yemen’de Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’nin, Aden’i “geçici merkez” ilan etmesi ve bazı ülkelerin diplomatik temsilciliklerini burada sürdüreceğini açıklamasının ardından Husiler, Aden’e doğru harekete geçip, kentteki bazı stratejik noktaların denetimini ele geçirmişti. Hadi yönetiminin üst düzey yetkilileri, Arap Birliği ve uluslararası topluma acil askeri müdahale çağrısı yapmıştı.
ABD, Afganistan, Irak ve Libya’da yaşadığı acı tecrübeleri de dikkate alarak İslam âleminin nazarında kötü izlenim oluşturmamak için harekâta bizzat katılmak yerine Suudi Arabistan’ı lider ülke olarak kullanmayı düşünmüştür.
Suudi Arabistan öncülüğünde Bahreyn, Katar, Kuveyt ve BAE (Birleşik Arap Emirlikleri)’nin oluşturduğu koalisyon, Husilere yönelik hava harekâtına girişmişti. Bugün için Fas, Sudan, Ürdün ve Mısır da bu koalisyona dahil edilmiştir.
İranlı lider Rafsancani, “Bu ülkelerin liderleri 50 yıldır birkaç milyonluk Kudüs işgalcisine karşı etkili en küçük bir girişimde bulunmamış; ancak şu anda bölgedeki Müslüman bir ülkeye karşı birleşmiştir” ifadesini kullanarak ilk tepkisini göstermişti.
Husilerin gücü
Husi milislerin bilinen bir askeri oluşumlarının olmadığını dile getiren Tuğgeneral Asiri, “Milislerin uçağının olduğunu tarihte hiç duymadık. Ellerindeki askeri malzemeler ve uçakları Yemen ordusundan ele geçirdiler. Bu malzemelerle cumhurbaşkanının bulduğu yere saldırdılar, bu yüzden operasyonun ilk gününde bu uçaklar imha edildi” şeklinde konuştu.
Bu işlemin sabır gerektirdiğini dile getiren sözcü, Husi milislerinin kişisel veya küçük guruplar halinde sivil insanların arasında dolaştıklarını söyledi. Asiri, “Bu yüzden iş zor. Milisler, nüfusun bulunduğu yaşam alanlarında saklanıyor ve koalisyon güçlerini buralara çekmek için binaların üzerine uçak savarlar koyuyor.” ifadelerini kullanmıştır.
Operasyonlar
Koalisyon güçlerine ait savaş uçaklarının geçen sabah düzenlediği hava operasyonlarında Yemen’in Marib kentinin kuzeyindeki 89’uncu Hava Savunma Taburunun şiddetli hava bombardımanına maruz bırakıldığı belirtilmiştir.
Düzenlenen hava operasyonlarının maliyeti hakkında yöneltilen bir soru üzerine Tuğgeneral Asiri’nin, “Yemen'in güven ve selameti, askeri operasyonların maliyetinden daha önemlidir” cevabını vermesi, Suudi Arabistan’nın niyetini belli etmiş ve harekâtın uzun vadeli olacağının sinyalini vermiştir.
Kara Birlikleri arasında ortaya çıkan haberler netlik kazanmamakla birlikte Yemen’in güneyindeki şehirlerde devrik Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih ve Husilere bağlı güçler ile ayrılıkçı Güney Hareketi’ne bağlı silahlı kuvvetler ve Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi’yi destekleyen güçler arasında çatışmaların yaşandığı bildirilmektedir.
Husi militanların Suudi Arabistan sınırına yönelmeleri üzerine Suudi Deniz Kuvvetleri, Aden Limanı sularında daha sık görünmeye, Suudi pilotlar da Yemen hava sahasına sık sık girmek suretiyle taciz ve tahriplerde bulunmaktadır.
Yerel çatışmalar
Yemen’in Şebva vilâyetindeki çatışmalarda Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi yanlısı kabile milisleri ve Ensarullah Hareketi militanları (Husiler) arasında çıkan çatışmada her iki tarafın kayıplar verdiği basına yansımaktadır.
Ülkenin güneyindeki Şebva ilinde Husi Ensarullah örgütü militanları ile Hadi yanlısı kabileler arasında şiddetli çatışmalar hüküm sürmektedir.
Tepkiler
Yemen’de mezhep çatışmalarını destekleyen İran, Suudi Arabistan’ın her başlattığı operasyona karşı çıkmaktadır. İran’ın, Suriye’de olduğu gibi Yemen’de de ayrılıkçıların arkasında olduğunu ortaya koyması karşısında uluslararası camia harekâtın tehlikeli olduğunu belirtmektedir.
Yemen’in başkenti Sana’da bir grup gösterici, Şii Husilere yönelik Suudi Arabistan öncülüğündeki “Kararlılık Fırtınası” operasyonunu protesto etmiş ve söz konusu operasyonların sona ermesini açıklamıştır.
Gelişmelerin petrol piyasalarına yansıyacağı ve Türkiye’nin petrol giderlerini etkileyeceği kesindir. Dilerim Türkiye açısından büyük bir risk oluşmaz.