SON DAKİKA
reklam
reklam

Gözlemler/ Algılamalar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 12 Mayıs 2018, Cumartesi - 00:00   Okunma Sayısı:

Trenlerde duyduklarım
*Tren istasyona giriyor. Uyarılar, uyarılar… “Lütfen sarı çizgiyi geçmeyiniz, inenlere öncelik veriniz!” Gayet normal… Bir ülkede ne kadar çok uyarı varsa o ülkenin gelişmişliği o kadar çok tartışmalıdır. Karayolu da öyle değil midir? viraja girerken mıcır, savrulma, keskin dönüş levhaları, virajdan çıktıktan sonra kasis, hayvan çıkabilir, yağmurda kaygan yol işaretleri varsa karayolunun bu bölümü tartışmalıdır. Neden bu olumsuzluklar giderilmez, anlayamıyorum…
*Tren yanaşıyor. İçeridekiler inmeden sırada bekleyenler yer kapmak kaygısıyla dalmaya başlıyor. Hanıma çarpmış, yaşlıyı ezmiş, çocuğu ağlatmış, yanındakinin ayağına basmış farkında değil. Yine uygar toplum olduğumuzun göstergesi anonslar ve zorunlu uyarılar başlıyor:
“Lütfen çocuklu hanımlara, yaşlılara yer veriniz!” 
*Bu uyarılara halktan kimselerin verdiği cevaplar:

    --- Bu adam ne vır vır edip duruyor yav sabahleyin?
    ---Bak dördüncü uyarıda elinde sopayla gelecek… Gençler de bir nineyi dolduruşa getirmişler. O da görüş beyan ediyor.
    --- (makiniste hitaben) Oğlum kendini ne heder edip duruyorsun? Bas git dökülen dökülsün!
Atmaca kılıklı bir başka yolcu daha farklı çözüm sunuyor: 
    --- Bi’ sopalayacaksın, bak bi’ da’ yaparlar mı? (Kimi, ne için?)
                   *                    *                  *
*Hatayı gençlere bulduğumuz pervasız çıkışlarımız da var tabii… “Çocuğum, yaşlılar ayakta dururken oturmayı nasıl içine sindiriyorsun?” Devlet yaşlılar için bir imkân sağlamış. Ücretsiz olarak tren, otobüs ve vapurlara biniyorlar. Ne hikmetse dedikodu yapmaya giden Ayşe Hanım da, torununu gezmeye götüren Ali Dede de dönüşlerini mesai saatlerinin bitimine isabet ettiriyorlar. Dönüşlerini doğru zamanda kullanarak gençlerle didişmeden yapsalar olmaz mı?

*                    *                  *
Yaş kesen baş keser… 
Bu bizim için ata sözdür. Baş kesme kültürüyle yetişmiş bir geçmişe sahibiz. Dolayısıyla yaş kesmek bizim için kolaydır (!)
Evden çıkmış metroya gidiyordum. Ara sokaklardan birinde yaşlıca bir bey, bahçesindeki büyük ağacın kuruyan dallarını kesiyor ve yapraklarını çırparak düşürmeye çalışıyordu. Bir temizlik işçisi de sokağa dökülen yaprakları süpürüyordu. Belli ki süpürdükçe yaprak yine gelecekti. Yaşlı beyi düşünüyor havasıyla kendi işini kolaylaştırmayı düşünmüş olmalıydı:
  ---Dayı boşu boşuna uğraşacağına bu ağacı kessen e sen! 
                *                   *                  *
Her ne kadar toplumumuz cahil davransa da, umursamaz olsa da âlim yetiştirmekle ve hazırcevap üretmekle de öne çıkmıştır. Haklarında çeşitli fıkralar üretilen Karadenizliler, aslında sadece güldüren insanımız değil, akıllılığın da sembolüdürler. Bakın ticaret hayatına, bakın iş çevirme konusundaki pratik buluşlarına…

Sait Faik Abasıyanık
Sait Faik Abasıyanık, hep yoksul insanların dünyasına eğilmiş, “yün eldivenlerin içinde saklı kıymetli elleri, salep fincanlarını kucaklayan, burunları nezleli, kafaları grevli, ızdıraplı pirinç bir semaver gibi tüten sarışın ameleleri” konu edinmiş, kahramanlarını hep “mesutları az mahallelerin insanları”ndan oluşturmuş.
İp Meselesi adlı romanında belirtmiş Abasıyanık: “… Hamal şehri bırakıp gitmeliydi. Nereye olursa olsun, bu şehri bırakmalıydı. Dağlarda yatmalı, su başlarında garipler gibi su içmeli, köylerden ekmek dilenmeli, şehirli görünce yol değiştirip koşa koşa kaçmalı, samanlıklarda yatmalı, dağlardan üzüm çalmalıydı. 

Aylaklar
Melih Cevdet Anday, Aylaklar adlı romanında 18 odalı konakta yaşayan bir ailenin yozlaşmasını anlatır. Yani bir çöküşü bir çözülüşü dile getirir. İçinde oturulan köşkün kendilerince o kadar eski olmadığı fark edilememiştir. Boşaltıldıktan sonra köşkün pencere boşluklarının açık kalmış ölü gözleri gibi bilinmeyen yöne baktıkları tasvir edilir.
Yıkıcılardan biri,

   ---Al beyim, hiç düşünme, kışlık tahta sana… Çatır çatır yanar.

Roman, içinde yaşanırken toplumun da anlaşılmadığı, çürüdüğünün kolaylıkla fark edilmediği sözleriyle son bulur.   

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam