ABD, İran ile yapılan nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekildi. BMGK’de ilk tepkiyi gösteren Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, ABD’nin bu tavrının kendilerinde ciddi bir kaygı yarattığını belirtti.
İsrail
İsrail, İran’ın nükleer çalışmalarını tehdit olarak görmektedir. Ancak tehdit olarak gördüğü hususları derecelendirmiş ve kısa ve orta vadeli önceliklere bölmüştür. Aslında İran’ın nükleer üç elde etme konusundaki çabasından ziyade daha büyük tehdidin İran’ın kendi sınırlarının dibine yanaşmış olması İsrail için birinci öncelikli tehdit olmaktadır.
Yine İsrail’ e göre bir başka tehdit İran’ın Lübnan’da kurmuş olduğu gelişmiş roket üretim tesisleridir. İsrail sınırlarının neredeyse hemen dibine kadar yanaşmış olan İran resmi güçleri, Akdeniz’de gemi ve denizaltılar için deniz üsleri kurmak istemektedir.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’ı ülkesine davet eden İsrail İstihbarat Bakanı Yisrael Katz, İran’ın Lübnan’da füze tesisi inşa ettiğini ileri sürerek söz konusu yeri vuracaklarını ilan etmiştir.
Ortadoğu’da ezeli düşmanlar Suudi Arabistan ve İran arasında devam eden vekâlet savaşlarında İsrail beklendiği gibi Suudi Arabistan’ın yanında saf tutuyor. Suudi Arabistan İsrail’i tanımasa da, iki ülke Ortadoğu’da İran’ın güçlenmesini bölgesel konjonktür içerisinde kendi menfaatleri bakımından istemiyorlar.
İsrailli yetkililerin demeçleri
1.İran sınırına biz gitmedik, onlar buraya geldi.
2.Suriye topraklarından bizim sınırlarımız içine atılan füzeler İran menşelidir.
3.Beşar Esad’a seslenişte de İranlıları ülkenizden çıkarın talimatı ve İsrail, işgal ettiği topraklarda silah kullanmaya devam edecektir.
4.Bir gövde güç ve gövde gösterisi sağlamak amacıyla da ABD ile birlikte büyükelçiliklerini Kudüs’e taşıma ve 14 Mayıs’ta devreye sokma hazırlıklarını sürdürmektedir. Uzak bir ihtimal de olsa askeri çatışma beklentisiyle kuzey sınırını takviye etmekte ve İran’a karşı giderek artan biçimde kışkırtıcı bir tavır benimsemiş durumdadır.
Fransa’nın tavrı
İsrail, Fransız lider Macron’un Amerikan Başkanını İran ile altı büyük devlet (ABD, Rusya, Çin, Britanya, Fransa ve Almanya) arasında 2015’te yapılan nükleer anlaşma JCPOA’yı (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) tamamen reddetmekten caydırabileceği algısını taşımaktadır. Yeni bir anlaşma hazırlanabileceği ihtimalini de göz ardı etmemek gerekebilir.
Trump, İran’a karşı tek taraflı ABD yaptırımlarını yeniden uygulayıp uygulamayacağına karar vermek için 12 Mayıs’taki süre bitimiyle karşı karşıya bulunuyor. Anlaşmanın iptali, Washington’ı İran ile doğrudan bir savaş yoluna sokacak ki bu, İsrail hükümetinin tercih ettiği sonuçtur.
Macron ise, Trump’ın İran’ın nükleer programını değil ama aynı zamanda konvansiyonel silahlarını kısmayı da gündeme getireceği endişesini taşıyordu. Son demeç ise Avrupa, ABD’nin kölesi olamaz şeklindeydi. Yine de Fransız-Amerikan zirvesine yönelik Tel Aviv’deki tepki büyük ölçüde olumsuzdu.
14 Temmuz 2015 tarihli İran Nükleer Anlaşması’na imza atan diğer ülkeler Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya ise ABD’ye karşı çıkarak anlaşmayı sürdüreceklerini açıkladılar.
Almanya
Der Spiegel dergisine konuşan Alman politikacı Maas, “Konuşmaya, müzakere etmeye ve gerektiğinde çıkarlarımız için mücadele etmeye hazırız. Bu sadece Beyaz Saray için değil, tüm düzeyler için geçerli. Almanya, ulusal çıkarları söz konusu olduğunda ABD’ye karşı daha sert bir tutum sergileyecek” demek suretiyle ABD’ye karşı tavrını belli etmiştir.
Trump’ın kararının ardından ABD Hazine Bakanlığı, İran'a yönelik ilk yaptırım paketinin 6 Ağustos’ta, ikinci yaptırım paketinin ise 4 Kasım’da devreye gireceğini açıklamıştır.
Sonuç
Golan Tepelerinden başlayan yeni bir PKK/YPG koridoru açılıyor. Amaç, Şam’ın askeri gücünü kırmaktır. Plan, ABD-İsrail orijinlidir. Golan bölgesinde koridorun emniyetini İsrail, Irak bölgesinde Tel Afar’da üsleri bulunan ABD sağlayacak
Şu hale bakar mısınız! İran’a karşı Müslüman Suudi Arabistan ABD’nin yanında yer alıyor. Canı yanacağını anlayan Müslüman İran, Hristiyan Fransa’dan destek istiyor.