Xavier Dolan’ın Cannes’te bu sene Büyük Ödül kazanan filmi “Juste La Fin Du Monde”sini “filmekimi “ kapsamında arkadaşlarımla izledim. Filme gösterilen ilgi bir hayli yoğundu. Doğrusu Xavier Dolan’ın her işinde çıtayı biraz daha yukarıya çektiğini görüyoruz. Alt Tarafı Dünyanın Sonu(Juste La Fin Du Monde), ailesinden uzaklaşmış, 30’larının ortasında bir yazarın sorunlu ailesiyle yüzleşmesini konu alıyor. Fransız yazar Jean-Luc Lagarce’ın 1990 tarihli aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanan filmin konusu kısaca şöyle; ölümcül bir hastalığa sahip Louis, uzun yıllardır görüşmediği ailesini ziyarete gider. Amacı, onlara hastalığını açıklayıp veda etmektir.
Filmle ilgili olarak bazı tespitlerim şunlar oldu.
1. Alt Tarafı Dünyanın Sonu(Juste La Fin Du Monde) bir yüzleşme filmi olarak karşımıza çıkıyor. “Bir insan neden yüzleşme ihtiyacını hisseder ?” sorusunun filmin temel felsefesi olduğu film boyunca hissedilmekte.
2. Filmde özellikle 20 Y.Y sonrasında dünyamızda iyice etkisi görülmeye başlanan sağlıksız ve iletişimsel olarak eksik kurulduğu için çabuk dağılan aile yapısına ilişkin göndermeler sıklıkla yer buluyor.
3.Dolan’ın en fazla Mommy(Annem) filimde gördüğümüz deli/çılgın anne figürü burada “La Mère”( Nathalie Baye) karşımıza çıkmakta.Belli ki Dolan bir süre daha filmlerinde deli/çılgın anne hatta baba figürüne yer verecek gibi.
4. Xavier Dolan’ın filmlerinde müzikal altyapı çok güzel ve yerinde kullanılmakta. Alt Tarafı Dünyanın Sonu’nda benim de ilkokul yılarında dinlediğim parçalar (Moby/ Porcelain gibi) doğru ve yerinde sahnelerde kullanılmış. Bu da filme müzikal bir hava sağlamasına yol açmış.
5.Oyunculuklar açısından çok iyi iş çıkmış .Zaten hepsi ödüllü olan (Marion Cotillard, Lea Seydoux, Vincent Cassel, Nathalie Baye ve Gaspard Ulliel) bu isimler doğru bir castla filimin içine yerleşmiş ve filmin seyir zevkini arttırmış .
6.Filimin en fazla eleştirilebilecek yönü tiyatro oyunundan uyarlanınca ki; bu tür flimler;tiyaral hava içinde geçerler; tiyaral havanın bazı sahnelerde ortaya dökülmesiydi. Fakat Xavier Dolan bu havayı doğru bir sinematografiyle biraz olsun azaltmayı başarmış.
Sonuçta; Xavier Dolan; filmlerinde genellikle uyguladığı eğlenceli bir tarzın yerine bu sefer ağır başlı,depresif ve hayatı sorgulayan, eksik kurulan aile yapısının sorgulandığı Juste La Fin Du Monde’yle hem çizgisini koruduğunu hem de bu tür filmlerin de altından kalkabileceğini gösterdi.Ancak ;Dolan için ağır başlı ve yer yer depresif havaya sahip filmlere de daha fazla yer vermesi,bu arada antidepresan filmlerden de kaçınmaması gerekir.
Not: “Bir Beyoğlu Kontu “ Giovanni Scognamillo’yu da bir Sonbahar günü sonsuzluğa uğurladık. Kendisiyle Beyoğlu’nda kısa süre de (Marmara Üniversitesnden arkadaşım Yalçın’la ki yurtdışında eğitim görmeye devam ediyor selamlar ederim ona) olsa sohbet etmiş ve sinema eleştirmenlerinin sinemaya katkı sunmaya devam edeceğini ifade etmişti bu kısa sohbetinde bana ve Yalçın’a. Giovanni Scognamillo’un anı kitabı olan “Cadde-i Kebir'de(İstiklal Caddesi) Sinema”yı mutlaka öneriyorum sinema severlere…