SON DAKİKA
reklam
reklam

Zorlu süreç

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 10 Ocak 2019, Perşembe - 10:00   Okunma Sayısı:

 

Endişeler

14-15 Eylül 2017 tarihlerinde İran İslam Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu ve Türkiye Cumhuriyeti, Suriye Arap Cumhuriyeti’ndeki ateşkes ortamının gözlenmesi konusunda garantör ülkeler olarak Astana Süreci’ni başlattılar.

“Özerk Kürdistan” yapılanması nedeniyle büyük endişe duyan Türkiye, PYD/YPG’nin tavrına göre Suriye’de atacağı adımları belirlemeyi, İstanbul Zirvesi’nin ardından kazanım sağlayıp sağlamayacağı hedefi için yoğunlaşmıştır.

 

Rusya-PYD/YPG ilişkileri

Aslında Kürtler için özerklik konusu sadece Türkiye’nin ilgi alanında değil, Rusya’nın da ilgi alanındadır. Rusya, geçen yıl Suriye için hazırladığı yeni anayasa taslak metninde Kürtler için özerklikten bahsetmiştir.

Adeta kanka olmuş iki ülke Rusya ve Türkiye, bu yakınlaşma nedeniyle PYD/YPG konusunda nasıl bir nihai tavır belirleyeceklerdir? Rus yetkililer, Ocak 2017’deki taslak anayasada özerklik meselesinde bazı sözler verilmiş olduğunu, ancak sonrasında Rusya’nın hiçbir şekilde özerklik konusunu gündeme getirmediğini belirtmişlerdir.

Rus yetkililer, Suriye’nin kuzeyindeki Kürtler konusunda kalıcı bir çözüm bulunması gerektiğini düşünseler de Almanya ve Fransa’nın bu sürece dahil olup olmayacağını bilmediklerini öne sürmüşlerdir.

PYD/YPG’nin içinde yer aldığı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) yapısının bir “Amerikan projesi” olduğunu söyleyen Rus yetkililer, Türkiye’nin dikkatini tekrar Kürt alanlarına yönlendirdiğini ifade etmişlerdir.

 

Suudi Arabistan’ın PYD/YPG’ye yaklaşımı nasıl?

ABD’nin halen PYD/YPG yapılanmasına destek vermekte ve Suriye topraklarında mücadele ettiklerini söylediği bu örgütlere arka çıkmaktadır. Suudi Arabistan, ABD’yle ilişkilerini iyi yürütmek amacıyla, ABD’ye taahhütte bulunarak Suriye’nin yeniden yapılanması için 1 milyar dolarlık bir yatırım sözü vermiştir.

Türkiye’nin Katar’ı Körfez’de koruması ve İran’la iyi ilişkiler içinde olmasından rahatsızlık duyan Suudi Arabistan, 2018 Ekim ayının başında SDG’ye 100 milyon dolar göndermiştir. Suudi Arabistan’ın yarattığı bu rekabet Sünniler ve Şiilere karşı yapılmış bir davranışa dönüşmüştür.

Suudi Arabistan’ın gönderdiği yardım paraları, kamuoyuna ABD’nin, Suriye’nin yeniden inşasına para ayrılması şeklinde yansıtılmıştır. Bu pazarlıkların nasıl bir çizgi izleyeceğini şimdiden bilmiyoruz. Ancak, durum Türkiye açısından belirli sorunlar yaratma ihtimalini beraberinde getirecektir.

 

Moskova’nın Suriye Planı

Astana toplantısı, Rusya, İran ve Türkiye’nin nüfuz ettiği topraklar üzerinde ve ancak Suriye’nin ancak %50’sini kapsamaktadır. Bu planın % 50’si ise terörün etkisi altında kalan topraklardır.

Aslında Rusya, bütün icraatıyla diğer %50’nin sorumluluk ve insiyatifini de alıyor. İdari bölgelerin bölgesel esasa dayanarak, kendi dillerini seçme hakkının tanındığı bu belgede Kürtçe’nin özerk bölgede Arapçanın yanı sıra resmi dil olmasının önünü de açıyor.

Yönetim kadrolarının yetkilerinin belirlenmesi, bazı kısıtlamaların veya serbestinin getirilmesi

Barzani tipi bir Kürt Yönetim Bölgesi’nin kurulacağına işaret sayılabilir.

 

İsrail faktörü

Rusya, diğer ülkeleri sürükleyici kararlar alsa da İsrail’in Suriye’ye yönelik hasmane hareketlerini göz ardı etmek istememektedir. 2018 Eylül ayında Suriye topraklarından İsrail’e fırlatılan füzelere İsrail ağır bir hava saldırısıyla cevap verdiğini iddia etmişti. Oysa Suriye resmi kaynakları, İsrail’den gönderilen füzelerin çoğunu Rus hava savunma sistemleri sayesinde bertaraf ettikleri açıklamasını yapmıştı.

Suriye’nin hâmisi Rusya, kendi istihbarat kaynaklarına dayanarak yaptığı açıklamada, İsrail’in 28 savaş uçağını havalandırdığını ve 70 füze ateşlediğini belirtmiştir. Batılı kaynaklar ise olayın vesayet savaşı olmaktan çıktığını, muhtemel İsrail-İran Savaşı’nın yavaş yavaş şekillenmesi tanımlanabileceğini belirtmişlerdir.

İsrail’in Rusya’ya bilgi vermesi ise bambaşka bir konudur. Diplomasinin İran'a yardım etmeyeceğini belirten Selami, tek yolun direniş olduğunu söylemiştir.

Askeri yetkili, İran düşmanlarının askeri bir kapışmadan kaçtığını ve asıl amaçlarının Tahran yönetimini ekonomik bir darboğaza sürüklemek olduğunu savunmuştur. Selami’ye göre, ABD ile keskin bir yol ayrımı yaşayan Avrupa Birliği'nin Washington'a karşı duramayacağını vurgulamıştır.

 

Türkiye-İsrail ilişkilerinin seviyesi dikkate alındığında 2019 yılı Rusya-İsrail ilişkilerinin hangi boyuta ulaşacağı konusu önem taşımaktadır. Galiba Orta Doğu’daki zorlu süreç devam edecek gibi…

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam