“Tehcir ve Tecrit” başlığıyla iki bölümlük bir yazı sunmuştum. Bu yazıda Güney Afrika’da Boerlere karşı operasyonlar düzenleyen İngilizlerin binlerce insanı kamplara aldığını, işkenceden geçirdiğini, hastalıktan ve açlıktan ölümlere yol açtığını yazmıştım.
Günümüze gelirsek; belli uygulamaların benzer şekilde ama üstü kapalı olarak yapıldığını söylemek mümkündür.
İngiliz gizli ajanlarının işlediği suçların örtbas edildiği haberlerine zaman zaman basında rastlanmaktadır. Bu ajanlar İngiliz vatandaşlarından seçilebildiği gibi bunlara haber getirecek, kirli işlerde –hatta sabotaj eylemlerinde- kullanılabilecek İngiliz pasaportu verilmiş yabancı ülke gençlerinden de olabilmektedir.
Mepa News’in haberleri arasında, “İngiltere, ülkeye bağlı gizli ajanların işlediği suçları örtbas etmekle suçlanıyor. Gittikleri ülkelerde bu ajanların İngiliz yasalarını ihlal ettikleri belirtiliyor” açıklamalarına yer verilmiştir.
Ian Cobain, Middle East Eye için kaleme aldığı makalede, İngiliz ajanlarının işlediği suçları ele almış ve Gizli İnsan İstihbarat Kaynakları Yasa Tasarısı’nın, İngiliz devletinin, istihbarat ve güvenlik servislerinin yasalarını yine yasaları kullanarak çiğnemelerine izin verilmesine yol açacağını belirtmiştir. şu başlıklarla
Çalışma yer ve yöntemleri
- Muammer Kaddafi ve etrafındakilerin can derdine düştüğü 2011 başlarında çok sayıda
Libya asıllı İngiliz vatandaşı gencin Libya’ya geçerek, silahlı mücadeleye katıldığı,
- Kaddafi devrildikten sonra, bu kişilerin İngiliz Güvenlik Ajansı tarafından rollerini
oynamaları için kendilerine yardım edildiği,
- Bu senaryonun bitiminden sonra da ajan ve muhbirlerin Libya’dan Suriye’ye
gönderildiği,
- Bu tür ajanların İngiltere sınırları içinde ve özellikle Kuzey İrlanda’da 30 yıl devam
eden çatışmaları bastırmakta kullanıldığı açıklanmıştır. 2016 yılında yayımlanan bir araştırmada, polis teşkilâtının istihbarat toplama dairesinde görev yapan eski dedektif William Matchett, Kuzey İrlanda’daki ayaklanma döneminde topladıkları istihbaratın %60’ının muhbirlerden (CHISE) geldiğini ve bu sayede her yıl nasıl düzinelerce hayat kurtardıklarını anlatmıştır.
Görevin gerekleri
Görevleri gereği gizli tutuldukları için de bu muhbirlerin herhangi bir şekilde gelir vergi vermediği varsayılmaktadır.
Bu muhbirler işe başlamadan veya istihbarat servislerinin kullandığı teknik terim ile “yetkilendirilmeden” önce bazı kontrollerden geçirilir ve test edilir. Görevin özelliklerine göre her birkaç hafta veya ay sonra tekrar yetkilendirme sürecine tabi tutulurlar. Bu süreç muhbirin rapor verdiği istihbarat görevlisi değil, MI5 veya MI6 (bazen ikisi birden) bünyesindeki başka bir yetkili tarafından yürütülür.
Eski MI5 direktörlerinden Andrew Parker, bir meclis komitesine verdiği ifadede CHIS ajanlarının “başka türlü elde edilemeyecek türde istihbarat sağladığını ve bu istihbarat sayesinde daha ciddi durumların yaşanmasının engellendiğini, ilaveten CHIS ajanlarının, teknik istihbarat yöntemlerinin size veremeyeceği bir derin bakış açısı sağladığını” söylemiştir.
Bazı suçlar
İşlenmesine izin verilen bu suçlardan bazıları bazen skalanın en uç noktasında olabilmektedir: Örneğin, Kuzey İrlanda’daki karışıklık zamanlarında IRA’in iç güvenlik biriminin başındaki şahıs İngiliz askeri istihbaratına çalışmaktaydı. Bu şahıs görevi gereği, muhbir olduğundan şüphelenilenlerin hangilerinin sorgulanacağına, işkence göreceğine ve infaz edileceğine karar vermekti. Nutting Squad (*Kafakıran Takımı) olarak adlandırılan bu birimin eline düşenler genellikle kafalarına sıkılarak infaz edilirdi.
Kuzey İrlanda’daki muhbir kullanımı hususundaki çalışması ile bilinen İsrailli suç bilimci Ron Dudai, “geçmişten gelen açık bir yaradan” bahseder. Bu öyle bir yaradır ki, hukuk ve nizamı koruyan kuvvetlerin özgüvenine saldırır ve “normal” olgusunun yeniden tesis edilmesine engel olur.
Doğal olarak, İngiltere’deki Müslüman cemaatler içindeki varlığı sadece yarı saklı olan muhbirler de MI5 ve polis tarafından buralara yerleştirilmiştir. Bu muhbirler aracılığıyla 2017 yılında Manchester ve Londra’da gerçekleşen ve toplamda 36 kişinin öldüğü ve yüzlerce kişinin yaralandığı beş ayrı saldırı benzeri potansiyel terörist tehditlerden söz edilmektedir.
Hem makalede belirtilen hem de kendi düşüncelerime uygun şekilde istihbarat servisleri eliyle iş yaptırılan bu adamlar, mahkeme karşısına çıkarılıp yargılansaydı, çok rahat bir şekilde ömür boyu hapis cezasına çarptırılırlar… Nasıl yaparlar böyle gayrimeşru işleri?