I.Dünya savaşı ve hemen sonrası
I.Dünya Savaşı sonrası Versay Barış Konferansı’na Kafkasya’nın yeni devletleri ve 1918-1920 yıllarda yaşamış olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti`nden (AHC) de temsilciler katılmışlardır. 15 Ocak 1920’de, Azerbaycan temsilcileri Fransa Dışişleri Bakanlığına çağırılarak onlara Paris Konferansı’nın kararı belgesi sunulmuştur. Azerbaycan heyetinin başkanı Ali Merdan Bey, Topçubaşev’le Fransa Dışişleri Bakanı yardımcısı Jules Cambon arasında gerçekleştirilen görüşmede, Azerbaycan`a tanınan arazi toplam 94 137.88 km2 olarak belirtilmiştir. Bu koşullara rağmen bağımsızlık 23 ay devam etmiş, 1920`de AHC Sovyetler tarafından yıkılarak Sovyet Azerbaycan`ı kurulmuştur.
- Dünya Savaşı yıllarında
…Fransa’nın 17 Kasım 1939’da Türkiye’de ve Trakya’da cephane depoları kurulması fikrini geliştirmeye çalışıyordu. 30 Kasım 1939 günü Sovyetler Finlandiya’ya savaş açınca, Fransa Rusya’ya karşı düşmanca davranış göstermeye başlamıştı. Fransa Başbakanı Daladier, 19 Ocak 1940 günü Genelkurmay Başkanı General Gamelin’den Rusya’nın Bakü’deki petrol sahalarını bombardıman ederek, hem Almanya’ya petrol sevkiyatının durdurulmasını, hem de Sovyetlerin savaş imkân ve kabiliyetlerinin azaltılmasını istemiştir…[i]
SSCB’nin çöküş döneminde
1991`de SSCB’nin dağılmasına kadar Azerbaycan`ın serbest dış politikası olmamış ve Fransa direk Azerbaycan`la değil, SSCB ile ikili ilişkiler geliştirmiştir.
18 Ekim, 1991`de tekrar bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti 3 Ocak, 1992`de Fransa tarafından tanınmıştır. Fransa Azerbaycan`ın bağımsızlığını Türkiye`den sonra tanıyan ikinci devlettir. Fransa Azerbaycan`da kendi büyükelçiliğini 1992`de açmıştır. Aynı zamanda Azerbaycan`ın Fransa`da büyükelçiliği faaliyettedir.
Günümüzde
Azerbaycan-Fransa arasındaki ekonomik ilişkiler özellikle enerji alanında gelişmekte, Azerbaycan`ın petrol ve doğalgaz sektöründe yürütülen büyük projelerinde Fransız şirketleri çalışmaktadırlar. Fransa’nın Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı`nın (AGİT) Ermenistan-Azerbaycan arasında yaşanan Dağlık Karabağ sorunun çözümü ve barış çalışmalarının yürütülmesi için Minsk Grubu`nu kurmuş, Azerbaycan’ın Eşbaşkan mandasına sahip olmasına neden olmuştur.
Fransa`nın Ermenistan ile yakın ilişkileri, Fransa`da büyük Ermeni diasporunun varlığı nedeniyle, Azerbaycan her zaman Fransa`nın Eşbaşkanlığına karşı çıkmış ve diğer tarafsız devletlerle, özellikle Türkiye veya Almanya ile değiştirilmesine çalışmıştır.
AB içinde neler oluyor?
Fransa başta olmak üzere AB ülkelerinin AB anlayışını ne şekilde algıladıkları çok önemlidir. Soğuk Savaş dönemi sonrası Varşova Paktı çökmüş, NATO tek başına kalmıştı. Görev ve yetkileri son duruma göre değiştirildi mi? Bu küresel değişimler NATO’nun kendi üye ülkeleri nezdinde taraf veya tarafsız olma özelliğini öne çıkarmıştır.
Avrupa, kendi savunmasına Doğu Avrupa ülkelerinin de katılmasıyla yeni güç kazandığını zannetmekte ve daha düne kadar dile getirdiği “bağımsız Avrupa savunması”nın artık itibarını yitirdiğini kabul etmektedir. Aslında bu konu biraz da kendi savunmasından öte Türkiye’ye olan güvenin azlığından ve Türkiye’yi AB içine almak istememesinden geçmektedir.
Türkiye-AB ilişkilerinde yaşanan bunalımlı dönemler ve sürekli tırmanan gerilimler olsa da Türkiye stratejik öneminden bir şey kaybetmemiştir. Bunun en güzel örneğini Balkan coğrafyasında meydana gelen olaylar sırasında gördük. Hatta Balkanlardan sonra Orta Doğu, Doğu Akdeniz ve Kafkaslarda üst üste kırılmalar oluştu.
Fransa Karabağ konusunda çok ilgili, neden?
- 19’uncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren Ermenilere yakın durmuş, Ermeni terör
örgütü ASALA’yı ve partneri PKK’yı bağrında barındırmıştır.
- Libya’da, Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs ve Yunanistan’da meydana gelen olaylarda Fransa
devleti prestijini kaybetmiştir. Bunu yeniden tesis etmek,
- MİNSK Grubu’nda olmasına rağmen Ermenistan-Azerbaycan Barış görüşmelerini
Rusya yönetmiş ve Fransa’yı davet etmemiştir.
- AB içinde kurucu üye ülke konumunda ve lokomotif ülke Almanya’nın arkasından
ikinci söz sahibi ülke olması gerekirken Almanya’nın zaman zaman Fransa’yı dizginlediği, Macron’un hizaya getirildiği bir gerçektir. Bu durumun ezikliğini yaşamaktadır.
- İç siyasette durum çalkantılıdır. Macron, dış siyasette atacağı başarılı adımlarla iç
siyasete sahip olmaya çalışmaktadır.
Sonuç
AB şimdiye kadar Türkiye’yi dışlamıştır. Kıbrıs, Ege, demokrasi ve insan hakları gibi konular yanında Romanya, Bulgaristan, Slovakya, Letonya ve Litvanya gibi ülkeleri kendi bünyesine katmıştır. Atlantik ötesinden gelen ses ise Türkiye’nin arkasında durduğunu belirterek şiddetli baskı yapmıştır. Fransa gibi AB’nin merkez ülkelerinden şiddetli tepkiler gelse de ABD ısrarla Türkiye’yi AB üyesi olarak görmek istediğini belirtmiştir.
Yeni seçilen Amerikan yönetimi Türkiye’ye karşı nasıl bir yaklaşım gösterecek, bunu da zamanla göreceğiz.
[i] Kahraman Gürbüz, U.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih ABD. U.Ü. Fen Edebiyat Fakültesi, Sosyal Bilimler
Dergisi, Yıl: 8, Sayı: 13, 2007/2