SON DAKİKA
reklam
reklam

Günlük alışverişimden

Köşe Yazarı: Başak ERTEKİN   Eklenme Tarihi: 21 Ocak 2021, Perşembe - 14:02   Okunma Sayısı:

Doluya koydum almadı,

boşa koydum dolmadı deyimi;

bir çözüm, bir çıkış yolu

bulunamayan durumu çok

rahat bir biçimde ifade eder.

Bununla ilgili olarak 19

Ocak günü sabahı Sirkeci

Maramaray istasyonu asansör

önünde kocaman bir

kuyruk vardı. İnsanlar

yukarıya çıkmak için tek sıra

yapmışlar. Zannedersiniz ki, Milli Piyango kuyruğu…

Bir anda bağırtılar başladı. Yaklaştıkça konuya daha

iyi vakıf olmaya başlamıştım. Bir hanım bir beye

bağırıyordu.

---Kardeşim yandan gelip önüme geçtin.

---Be kadın sen devamlı üstüme doğru geliyor ve

beni itiyorsun… Ben hep yerimdeyim.

Konuşmalar daha yüksek volümlü bir hal aldı. Kantarın

topuzunu kaçıran son söz hanımdan oldu.

---Salak mısın sen?

---Salak sensin. Terbiyeli ol!

Adam ciyak ciyak bağırmaya başladı. O kadar insan

var ve bir kişi bile ikisinin arasını bulacak ve onları

susturacak bir tavır sergilemedi. Olay yeri ana baba

günü oldu, ama herkes milli seyirciydi… Nihayet bir

genç taraarı yumuşattı ve sükûneti sağladı.

Bakar mısınız şu işe! Çıkılacak yükseklik belki 10

metre belki de, 20 merdiven. Çıkış süresi ise, -hadi

diyelim- 1,5 dakika. Yürünebilir de beklenebilir de…

Nedendir bu celâllenme? Hiç hoşgörü yok mu? Bir

erkeğin bir hanıma saygı duyması gerekmiyor mu? Bir

hanımın belki de en son söyleyeceği “salak” sözüne

gelinceye kadar dağarcığında hiç mi başka söz yoktu?

*** *** ***

Armudun sapı

“Armudun sapı üzümün çöpü var” deyimi, her şeye

kusur bulan birinin tutumunu anlatmaktadır.

Ben metrodan çıktıktan sonra perdeciye gittim. Evde

aldığım ölçülere uygun veya ona yakın ölçü ve renklerde

üç adet perdeyle bunlara ait kopça ve kornişlerden

alacaktım. 10 dakika kadar isteklerime cevap

verecek olan kişiyle konuşmuşluğum oldu. Bu süre

bittikten sonra konsantrasyonum bozuldu.

Benden önce gelen hanım sürekli olarak kumaş

toplarından indirtiyor, tezgâhtara resmen azap çektiriyordu.

Bunun metre’si ne kadar, bu kumaşın daha açığı

yok mu, bunu beğendim ama eni dar, şu kumaş benim

salona göre çok ağır… gibi safsatalar sıralıyordu. Bir

süre onu süzdüm. Gerçekten bu konuda bilgili mi,

yetkin miydi?

Topuklu ayakkabıları yan basıyor, eteğinin astarı

çekiyordu. Kendisi de ayakkabılarının üzerinde

emanet gibi duruyordu. Belliydi bir eksiğini kapatmak

istediği… Yakalayabildiğim kadarıyla bazı kelimeleri de

argo lisandan saçıyordu ortaya. Benimle ilgilenen

tezgâhtar hanım da olayı çözmeye çalışıyordu.

Ee, boşuna mı demişler koca İstanbul için her

kafadan, her milliyetten, her cinsten her tiynetten insanı

barındırır diye… Çıkmasını beklememe rağmen

dayanamadım, ödememi yaptım ve ben çıktım

dışarıya…

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam