Yunanistan, yine haşin sözler ve uygunsuz hareketler peşinde… Türkiye’nin adını dünyaya duyurmaktan adeta zevk alıyor. Ege Denizi’ndeki sorunları değişik kanallardan sürekli olarak işlemek suretiyle mağduriyetini anlatmak istiyor.
Yunanistan Göç Bakanı
Son zamanlarda göçmenlerin Ege Denizi’nden Yunan topraklarına geçişlerini birkaç şekilde istismar ederek Türkiye’yi düzensiz göçmen geçişlerine destek olmak ve bölgede gerilimi tırmandırmaya çalışmakla suçluyor. Hatta Yunanistan Göç Bakanı Notis Mitarachi, bu suçlamaları birkaç başlık altında toplamış:
*Türk sahil güvenlik botları tarafından derme çatma sığınmacı botlarına Avrupa sınırına kadar refakat edildiği,
*Yunan sahil güvenliği devriye botlarının özellikle Midilli Adası açıklarında tehlikeli manevralar yapan bir Türk Sahil Güvenlik teknesi tarafından "taciz edildiği,
*Türk sahil güvenlik teknelerinin bir sığınmacı teknesinin Yunan karasularına girmesine yardımcı olduğu ve Yunan sahil güvenliğinin "tekrar tekrar iletişim kurma çabasına" yanıt vermediği gibi tespitlerde bulunmuştur.
Yunanistan Başbakanı
Yunanistan, son yıllarda Ortadoğu, Asya ve Afrika’da savaştan ve yoksulluktan kaçan insanların AB’ye erişmek için popüler bir giriş ülkesi olarak öne çıkmıştı. Hatırlarsanız, Türkiye geçen sene şubat ayında sınır kapılarını Avrupa ülkelerine gitmek isteyen sığınmacılara açmış ve kapıların açılması üzerine binlerce sığınmacı Yunanistan sınırına yığılmıştı. Sınırda yaşanan olaylar Türkiye-Yunanistan ve AB arasında krize neden olmuştu.
Avrupa Sınır Koruma Ajansı’nın (Frontex) Başkanı Fabrice Leggeri ile görüşmesi sonrasında açıklama yapan Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis, göçmenleri AB’ye karşı baskı aracı olarak kullanan ülkelere çok sert davranılması gerektiğini söylemiştir. Başbakan Mitsotakis,
*Göçmen ve mültecilerin, genel olarak Avrupa Birliği üzerinde baskı oluşturmak için jeopolitik bir piyon olarak kullanılması anlaşılamaz, demiş,
*Göçmen sorununu önlemesi için Türkiye’ye çağrıda bulunmuş,
*İltica başvuruları reddedilen Yunan adalarındaki 1.500 sığınmacıyı alması için Türkiye’ye çağrıda bulunmuştur.
Söyledikleriyle tenakuza düştü
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis, göçmenleri AB ülkelerine karşı baskı aracı olarak kullananlara sert tedbirler alınması gerektiğini vurgularken, adalardaki 1.500 sığınmacıyı alması için Türkiye’ye yaptığı çağrının baskı yaratmak olduğunu düşünemedi herhalde?
Bence bir konuyu bu kadar dile getirmenin AB üzerinde artık kanıksama yaratacağı ve itibar görmeyeceği de düşünülmelidir. Dostane anlayış ve işbirliği içinde kullanıldığı takdirde Ege Denizi’nin bir çatışma alanı olmayacağı bilinmelidir.
*** *** ***
Türkiye-Ukrayna arasında savunma sistemleri ve İHA’lar konusunda yardımlaşma ve dostluk ilişkileri kurulurken Rusya ile gerginlik yaşanıyor. Kırım konusunda da aynı şey olmuştu. Şimdi Çerkez katliamı gündeme getiriliyor. 21 Mayıs 1864 yılında Çerkezler yerlerinden edilmiş, yüzlerce insan ölüme sevk ve mahkûm edilmişti. Olay Çarlık Rusyası zamanında olmuş olsa da bugün Ruslar, atalarının yaptığı bu eylemi katliam olarak görmek istememektedirler.
Dolayısıyla Rusya, Türkiye’ye turist göndermemekten tutun da Libya’da Türkiye’nin önünün kesilmesine kadar birçok olaya karşı çıkmaktadır. Üstelik Türkiye’ye 1915 olaylarının sözde soykırım suçlamalarının yöneltildiği bir dönemde…
*** *** ***
Avusturya
Tarihten gelen bir Yahudi düşmanlığına örnek vermek gerekirse; Daha II. Dünya Savaşı öncesinde bile Avusturyalı yetkililer, ellerinde Avusturya pasaportu bulunmasına rağmen Romen ve Türk tebalı Yahudileri ülke sınırları içerisine sokmamışlar. Konu İstanbul’a rapor edilmiştir. (Rusça) a.g.tt[1]
Naziler iktidara gelmeden önce Almanya ve Avusturya’daki çok meşhur Yahudi bilim adamları işten atılmışlardı. Bunların çoğu Türkiye’ye sığınmışlar ve üniversitelerimizde ders vermişlerdir.[2]
24 Ağustos 1942’den itibaren Alman işgal kuvvetleri Polonya, Çekoslovakya, Avusturya ve Rusya’dan gelen 18 yaşın üzerindeki bütün Yahudi erkek ve kadınlarını Polonya’daki ölüm kamplarına sürdüler. Böyle onlarca örnek ve öykü var. İsmini aşağıda verdiğim kitap sizleri çok geniş bilgi sahibi yapacaktır. Paris Büyükelçiliğimizin İstanbul’a çektiği telgrafların her biri bir kitap niteliğindedir.
Norveç’in Alman işgal kuvvetleri tarafından işgal edilmesine verdiğiniz askeri birlik desteği de açıklamaya muhtaçtır.
Daha geçen hafta Avusturya’da Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlıkları binalarına İsrail bayrağı çekilmiş. Ne kadar haklılar (!). Bir zamanlar Yahudi katliamına sahne olan bu ülke, günün birinde kendisine soykırım suçlaması yöneltilir diye tedbir olarak Yahudi yanlısı tavır alıyor. Şunu unutmayın ki, tarihe not düşmüş hususlar hiçbir zaman silinmez ve unutulmaz.
*** *** ***
[1] Tarih: H 29.12.1309, (Miladi: 25 Temmuz 1892) Fon kodu: YB (1), Kutu: 1, Gömlek: 25
[2] Stanford J. Shaw, “1933-1945 Yahudi Soykırımı ve Türkiye”, Çev Prof. Dr. Fahir Armaoğlu, Timaş Yayınları, İstanbul, I.Baskı Ocak 2014, s 26