SON DAKİKA
reklam
reklam

Disleksi-1

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 17 Haziran 2021, Perşembe - 09:40   Okunma Sayısı:

Değerli okurlarım, disleksi dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren bir öğrenme bozukluğudur. Çocukların büyük bir çoğunluğu birinci sınıfa başladıktan sonra 3-4 ay içinde okuma-yazmaya başlar ve bu beceriyi kısa süre içinde geliştirirler. Ama maalesef okula yeni başlayan çocukların yaklaşık %10’u diğerleri kadar şanslı değildir. Onlar için okul kısa sürede kâbusa dönüşür. Bu sıkıntılı süreç; önlem alınmazsa bütün eğitim hayatı boyunca devam eder. İlkokula başlayan disleksili çocuklarda eğitim alabilecek zihinsel gelişim henüz tamamlanmadığı için okuyamazlar, yazamazlar ve matematiksel işlemleri kavramada zorluk çekerler. Ancak bu onların zeka düzeylerinde bir sorun olduğunu göstermez.

İlk kez 1881 yılında tanımlanan bu bozukluk, Dünya Nöroloji Federasyonu tarafından “ geleneksel eğitim ortamında, yeterli zekaya ve sosyokültürel fırsata sahip olmasına rağmen, okumayı öğrenme güçlüğü ile kendini gösteren bir bozukluk” olarak tanımlamıştır. Herhangi bir zihinsel sorunu, duyma ve görme engeli olmayan bir öğrenci okuma yazmada zorluk çekiyorsa ilk akla gelmesi gereken sorun Disleksi olmalıdır.

Disleksi hem ailesel, hem de kalıtımsaldır. Anne ya da babasında disleksi olan çocukların yarısında, dişlektik çocukların yarısında, disleksisi olan çocuğun anne ya da babasında disleksi vardır. 1,2,6,15 kromozomlardaki bazı mutasyonlar disleksiye neden olur.

Dislektik çocuk ve erişkinlerin sol beyin temporo-parieto-oksipital bölgelerinde işlevsel bozukluk, frontal bölgelerde artmış aktivasyon vardır. Normal bir insan okuma, yazma ve anlama gibi eylemler için beyninin sol ön lobunu kullanır. Disleksi olan kişiler beyinin sol ön lobu kullanmakta zorluk yaşarlar. Normalde sol beyin yarım küresi, sağdan daha büyüktür. Disleksili insanlarda sağ beyin yarımküresi, sol beyin yarımküresine eşit büyüklüktedir ya da sol beyin yarım küresi daha küçüktür. Sol beyin yarımküresindeki bu farklılıklar, disleksi bozukluğuna neden olur.

Disleksi, en sık rastlanan öğrenme bozukluklarından biridir. Disleksi en sık görülen nörodavranışsal bozukluktur. Asıl sorunları hafıza ve dil ile ilgilidir. Disleksi olan kişilerin dil ile ilgili derslerde sıkıntı çektikleri bilinmektedir. Bazıları okul zamanında hızlı konuşabilir. İnsanlar da onları pek dikkate almazlar. Günümüzde ise disleksi olan kişilerin sayısal zekası çok yüksektir. Okul zamanlarında matematik ve fizik derslerini çok severler. Fakat sözel konuları beceremeyebilirler. Disleksi olan kişilerin sözel zekaları düşük veya geri değildir. Aksine çok güçlü sözel zekâları vardır. Normal bir insanın hayal gücünün en az 2 katına sahiptirler. Disleksi olan çoğu kişinin en büyük düşmanı kitaptır. Bazıları bir kitabı anlamak için aynı kitabı 5-6 kere okur. Disleksililer zeka düzeyleri düşük olmadığı gibi özel yeteneklere   de sahip olabilirler. Buna en önemli kanıtlar olarak disleksili olduğu bilinen bilim adamları ve sanatçılar gösterilmektedir. Albert Einstein, Walt Disney, Leonardo Da Vinci, Bill Gates, Cher, Jamie Oliver gibi ünlü isimler de disleksilidir.

Disleksili çocuklarda dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu %12-40 oranında görülür. Bu nedenle bu çocuklara bir uzman tarafından sistemli bir dikkat eğitimi verilmelidir. Sözel, işitsel, görsel eğitim metodları seçilmelidir.

 

Disleksili çocuklarda okul öncesi dönemde gözlenen belirtiler:

Okul öncesi dönemde bir çocuğa disleksi tanısı konulması zordur. Ancak şu belirtilerden biri veya bir kaçı varsa disleksi tanısı konulabilmektedir.

Konuşmada gecikme

Yeni sözcükleri yavaş öğrenme

Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk

Kafiyeli sözcükleri öğrenmede güçlük

Harfleri tanımada güçlük

Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar.

 


reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam