Avradı er değil ar zapt eder
Bir baş soğan bir kazanı kokutur
Can cömertliği lâkırdıya gelmez
Davacın kadı olduysa yardımcın Allah olsun
Davetsiz gelen mindersiz oturur
Devekuşuna yük götür demişler, ben kuşum demiş; uç demişler, deve uçar mı demiş.
Fakirin tesellisi ölümdür
Yoksulluk kapıdan girince aşk bacadan çıkar
Gençliğin kıymeti bilinse ihtiyarlığın şikâyeti az olur
Gitti gelmez gençlik, geldi gitmez ihtiyarlık
Götürü pazar mideyi bozar
Güler yüzlü sirke satıcısı, ekşi yüzlü bal satıcısından çok kazanır
Hem karnın doysun hem çörek bütün kalsın
Her kişi kendi çöreğine köz eşer
Her eğri ağaçtan yay olmaz
Herkes kendi ölüsü için ağlar
İki kıblesi olanda din olmaz
İşlemezsen dişleyemezsin
İstediğini söyleyen istemediğini işitir
Kartal sinek avlamaz
Kenarın dilberi nazik de olsa nazenin olmaz
Kendini çok öven imamın cemaati az olur
Köpeğin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı
Körler memleketinde şaşılar padişah olur
Kötü sanatkâr kabahati aletine yükler
Kurt köyünü değiştirir huyunu değiştirmez
Rüzgâra tüküren kendi yüzüne tükürür.
Sakal ile olunaydı kişi
Keçiye danışırlardı her işi
Adadığı çok verdiği yok
Adam yenilmekle marifetli olur, yanılmakla âlim
Akıllının ayıp dediği ile ahmak iftihar eder
Allah imhal eder, ihmal etmez
Anadan doğmak ölmek içidir
Ardında yüz köpek havlamayan kurt kurt sayılmaz
Ateşle oynama elini yakar, avratla oynama evini yakar
Atlar nallanırken kurbağalar ayağını uzatmaz
Şaşkın ördek, başından değil kıçından dalar
Tedbirde kusur eden takdire bahane bulur
Ulu ağacın gölgesi uzağa düşer
Acı acıyı keser, su sancıyı
Ayağın sığmayacağı yere baş sokulmaz
Bacası eğri ama dumanı doğru
Sen eşek olduktan sonra semer vuran çok olur
Bol bol yiyen bön bön bakar