Toplumun talep ettiği sağ
ve solu bir araya getirebilme
gibi bir durum yaratmıştır ki
bu durum belki de ilk olarak
cumhuriyet kurulduğunda
yaşanmış bir durumdur diye-
biliriz. Kendi oy potansiyeli %
25-30 bandında olan bir
adayın % 48-49 gibi bir
potansiyele ulaşmış olması
azımsanacak ya da önem-
senmeyecek bir durum
değildir. ancak, her ne kadar
seçimlerin bazı şaibeli taraarı var gibi açıklamalar olmuş olsa da sonuçta seçimlere ve sandıklara tam olarak sahip çıkılmadığı gerçeği muhalefetin acziyetini ortaya koymaktadır. Eksik olan yanını da belirtmekte yarar vardır. Kemal Kılıçdaroğlu, Sosyal Demokrat bir lider ve parti olarak seçim ve ortaklık bileşenlerini öncelikle daha demokrat ve ileri güçlerden oluşan ülkenin tüm sol bileşenleriyle başlatmış olsaydı ve sonrasında diğer sağ bileşenlere yönelmiş olsaydı belki durum daha farklı bir şekle dönüşmüş olabilirdi. neyse, artık bunları konuşmanın çok da anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Bunları konuşmanın tek önemi bundan sonraki seçimlere ve partinin gele- ceğine dönük stratejiler oluşturması bakımından önemlidir.
Zaten yakın bir süreçte CHP, aKP, MHP, SaaDET ve başka birçok partide değişimler olacağı kaçınılmazdır. Çünkü, bu partilerde lider yaş ortalaması 70’ler civarındadır. Hatta ve hatta adalet ve Kalkınma Partisi de bu değişimi başlatmış ve sürdürmektedir. E, o zaman CHP’nin tartışılması da gayet normaldir. ancak, değişim talepleri, akılcı, mantık çerçevesinde, duygusallığa yer vermeyen, azami üç dönem kuralı gerektiren bir demokratik ortamla mümkün olacaktır. CHP neden çok tartışılabiliyor? Çünkü demokrasiyi tam olmasa da yüzde doksanlarda özümsemiş bir parti olduğu için tartışılabiliyor. CHP’de ülkenin en ücra köşesindeki bir partilinin bile genel başkanı eleştire- bildiği bir özgürlüğü mevcuttur. Bunu diğer partilerde görebilmek pek de mümkün değildir. Dolayısıyla par- tide bir değişim kaçınılmaz olup, bunun kimlerle ve hangi yöntemlerle olacağının da partinin anayasasına göre gerçekleşmesi gerekmektedir diye düşünüyorum. ancak, bir önermeyle bitirmek istiyorum ki, bu partiyi yönetmeye talip olan kadroların gerçekten atatürk’ün ve CHP’nin ilkelerini özümsemiş olması, menfaate dayalı bir proje olmaması, cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkan bir anlayış olması, kurucu değerleri ve iradeyi rehber olarak almış olması ve ülkenin bölün- mez bütünlüğüne sahip çıkacak zihniyetten oluşması milli ve manevi değerleri önceleyen bir anlayışta ol- ması bir vatandaş olarak talebimdir.