Pierre Loti
1850-1923 yılları arasında yaşayan Pierre Loti, Fransa’nın Rochefort şehrinde doğmuştur.
1870’de Jean Bart gemisiyle İstanbul’a gelmiştir. 1876’da Selânik’teki Fransız ve Alman
konsoloslarının öldürülmesi üzerine 16 Mayıs 1876’da Couronne savaş gemisiyle Fransa’dan
Selanik’e gelmiştir. 7 Eylül 1876’da İstanbul’a geçerek yeni padişahın tahta çıkış törenini
görmüştür.
17 Mayıs 1877’de Gladiateur savaş gemisiyle İstanbul’dan ayrılmıştır. 1887’de Romanya’ya
yaptığı bir gezide İstanbul’da üç gün kalarak Aziyade 1 ile olan anılarını tazelemiştir. Pierre
Loti 1903’te yüzbaşı olmuştur. Vautour savaş gemisinin komutanıdır. 3 Mart 1905’te büyük
bir üzüntü içinde İstanbul’dan ayrılmıştır.
1911 Osmanlı-İtalyan Savaşı
Savaş nedeniyle yazdığı yazıda şöyle der: “Türkiye kendini kolay kolay çiğnetmiyor.
Evlâtlarını kemirmekten geri kalmayan yenileşmek hastalığına rağmen korkunç dövüşçü
niteliğini korumaktadır. Kahraman ve övünülecek ordusuyla kendini kanının son damlasına
kadar savunacaktır”
Loti’nin haremdeki Türk kadınının mutsuzluğunu konu edinen “Hayal Kırıklığına Uğrayan
Kadınlar (Mutsuzlar)” adlı romanı 419 kez basılmıştır. Pierre Loti, “Can Çekişen Türkiye”
adıyla 1913’te yayınladığı Türkleri savunan kitabı yüzünden pek hakaret ve saldırılara
uğramış; ancak fikirlerini cesaretle savunmuştur. Pierre Loti’nin Türkiye ve Türkler hakkında
çok güzel, heyecanlı ve içten yazılmış eserleri vardır.
1912-1913 Balkan Savaşı
Balkan Savaşı’nda bütün gücüyle Türklerin yanında olduğunu belirten yazılar yazmıştır.
Avrupa kamuoyuna Türklerin uğradığı haksızlıkları, Türklere yapılan baskıları ve soykırımı
anlamıştır.
1913’te Loti İstanbul’a gelince Türk aydınları ona şükran duygularını anlatan yazılar
yazmışlardır. Pierre Loti, Türk aydınlarının kendi hakkında yazdıklarının Fransızca
çevirilerini alınca İstanbul’a şu mektubu göndermiştir.
“… Ne yazık ki, Türkçe okumak bilmiyorum. Türk aydınları tarafından hakkımda yazılan o
lütufkâr ve gönül okşayıcı düşüncelerinin çevirisini dün alabildim. Lütfen söyleyiniz ki,
Türkiye’nize ruhumla ve bedenimle sadıkım. Hakaret ve tehditlere rağmen Türklerin
ruhundaki asaleti ve yüksekliği daha ziyade anlatmaya çalışacağım…”
İstanbul’da 1913’te kısa süre kaldığı Divanyolu’ndaki evin üzerinde bulunduğu caddeye
“Piyer Loti Caddesi” adı verilmiştir. Eyüp’te de onun adını taşıyan bir kır kahvesi vardır.
Aziyade
1 Asırlar önce uğruna şiirler, romanlar yazılmış iki kadın vardır. Bunlardan biri Abdülhak
Hamit’in Beyrut’ta, genç yaşta ölen eşi Fatma Hanım için mezarı başında yazdığı “Makber”
isimli şiirdir. Hamiyet Yüceses, Münir Nurettin Selçuk, Safiye Ayla gibi sanatçılar, bu
şarkıyla ünlerine ün katmışlardır.
“Aziyade” ise Pierre Loti’nin uğruna roman döktürdüğü bir kadındır ve dünya klasiklerinin
çizgi romanları arasında yerini almıştır. Pierre Loti onu Selanik’te tanımış, İstanbul’da bulmuş
ve saklı saklı buluşmaya başlamıştır.
Kadının gerçek adı Hatice’dir. Yeşil gözlü Çerkez güzeli kadın, bir adamın üçüncü eşidir.
Kimileri Aziyade’nin gerçek olmadığını söyler. Bunlara göre; eşcinselliğiyle meşhur yazar,
İstanbul’da yaşadığı kaçamakları maskelemek amacıyla sevgilisini sanki kadınmış gibi
göstermiş ve ona Aziyade adını yakıştırmıştır.
Aslında Aziyade (yani Hatice) diye biri vardır ve genç yaşta ölmüştür. Pierre Loti, Topkapı
mezarlığında defnedilen kadının mezarını bulmuş ve önünde bir de hatıra fotoğrafı
çektirmiştir. Romancının ilgisi tutkuya dönüşünce İstanbul’a her gelişinde Aziyade’nin
mezarını ziyaret etmiştir.
Bunu bilen “varlıklı Türk dostları” Aziyade’nin mezarını sık sık tamir ettirip koruma altına
almışlardır. Yazarın isteği üzerine, mezar taşının bir de kopyasını yaptırıp Fransa’ya
göndermişlerdir ki, bu taş halen Fransa’nın Rochefort şehrindeki Pierre Loti Müzesi’nde
sergilenmektedir. Kitabe: “Ah, minelmevt” diye başlar. 1297 (1879) tarihi altında “Abdullah
Efendi’nin kerimesi Hatice Hanım” yazısı bulunur.