SON DAKİKA
reklam
reklam

Terör ve sistem bozukluğu

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 4 Şubat 2024, Pazar - 23:45   Okunma Sayısı:

   Terör, insanımızın ekonomik sıkıntılar ve siyasi çalkantılar yaşadığı dönmelerde hızını arttırmakta, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde yuvalanarak küçük birimler halinde sınır ötesinde konuşlanan birliklerimize zararlar vermektedir.

    Terör örgütü eylemlerini geçmişteki aynı taktikleri uygulayarak icra etse de olağanüstü şekilde son sistem elektronik görme ve dinleme aygıtlarıyla donatılmış olarak saldırılarını sürdürmekte, bu tavrıyla da ayakta olduklarını hissettirmek istemektedir. ABD, güneydoğu sınırımızın ötesinde hem Irak hem de Suriye toprakları üzerinde yuvalandırdığı teröristleri her türlü silah, mühimmat, araç-gereç ve kıyafetle donatmaya devam etmektedir.

    Kur’an yakma, cami duvarına resim yapma veya tahrip etme, peygambere sövme gibi eylemleri yapanlardan da destek almaktadır.

 

Yeniden imaj yaratmak

   PKK terör örgütü, önceden olduğu gibi artık Avrupa’dan maddi destek görememekte, yakalanan veya öldürülen elemanları nedeniyle kan kaybetmektedir. AB ve ABD’nin terör örgütü listesinde ulunması nedeniyle imajını düzeltme gayretleri sonuçsuz kalmaktadır. Giderek azalan ve temininde güçlük çektiği eleman sayısını daha da eritmemek için baskın tarzındaki saldırılara ağırlık vermektedir.

   Geçmiş yıllarla mukayese edildiğinde teröristlerin sınır geçişlerinin neredeyse tamamının önlenmiş olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bölge insanının ekonomik yönden kalkınması ve terörün yeniden hortlamaması için en gerekli önlemdir. İç siyasetteki huzursuzluğun yerli ve yabancı yatırımcılar üzerinde yarattığı güven zafiyeti ve tedirginlik, özellikle Güneydoğu Anadolu bölgemizde gerçekleştirilecek olan ekonomik refah sürecinin uzamasına, belki başka baharlara kalmasına neden olabilmektedir.

 

Yeni güç kaynakları

   Çeşitli uluslar ve kuruluşlar tarafından PKK’nın terör örgütü olarak kabul edilmiş olması, pek de büyük bir anlam ifade etmemektedir.  ABD’nin Suriye’nin kuzeyindeki terör unsurlarına araç, zırhlı araç, tanksavar füzeleri, uçak ve helikopterlere karşı omuzdan atılan Stinger füzeleri vermesi ve gözümüzü oyarcasına sınırımızın dibine yığması sınırımızdaki hassasiyeti arttırmakta ve ister istemez bölgedeki denge ve temellerin yerinden oynayacağına işaret etmektedir.

    O zaman Türkiye’nin duruşu nasıl olacaktır? Yavaş da olsa gelişen ilişkilerimize rağmen zaman zaman Ermenistan’ın PKK terör örgütü mensuplarına hamilik sağladığına dair basında haberler çıkmaktadır. İşte PKK’nın tutunabileceği bir başka dal da budur.

    Suriye sınırındaki mayınlı alanların temizlenmiş olması karşımıza kontrolü güç geniş bir alan çıkarmıştır. Terör örgütü tabii ki bu zafiyeti değerlendirmiş ve halen de değerlendirmektedir.

    Fransa, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu açıkça söylemekle beraber belki menfaatlerinin zedelenmemesi ve belki de Türkiye’nin tamamen gücenmemesi için Akdeniz Projesi’ni gündemde tutmaktadır. Bunun yanında arada bir PKK militanları üzerine giderek finans kaynaklarını kontrol altına almakta, ancak sonuca giden bir eylem içinde görülmemektedir.

   Ülkemizin sıkıntılı duruma düştüğü dönemlerde dış ülkelerden, müttefiklerimizden ve komşularımızdan olumsuz yaklaşım sergileyenler ortaya çıkabiliyor. Yunanistan Ege’de hava sahamıza sürekli tacizde bulunuyor. Nerede kaldı her iki ülke Dışişleri Bakanlarının ve Kuvvet Komutanlarının görüşmeleri?  Nerede kırmızı telefon konuşmaları?

 

Halkın büyük bölümü

   Kanayan bir yara olan terörün yanında maaş artışlarına odaklanmış bir memur, işçi ve emekli kesimi, işsizlikle kıvranan yoksul insanlar, büyük şehirlerimizin  bozuk sosyal ve altyapı sistemlerinin gecekondu mensupları, sürekli kapanan ve yenileri açılamayan iş yerleri yeni muhalefet ve direniş alanları yaratmaya yeter de artar bile. 

   İnsanımızın tansiyonu yüksektir. Öncelikle barış ve huzur ortamını yeniden yaratmalıyız. Böylesi çalkantılı dönemler tarihimizde hep olmuş, hep de atlatmışızdır, ama faturasını yoksul insanımız ödemiş ve olmamız gereken yerde olamamışızdır. Kutuplaşma ve kamplaşmalar, insanımızda olması gereken kardeşlik duygularının yerine husumet duygularını kamçılamaktadır. Yakın ve yakıcı tehlike uzaklarda değil içimizdedir.

 

      

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam